ARGUVAN’DAN BAKINCA: SÖZ DEĞİL, ADAM LAZIM
Büyük şehirlerde kürsülerden kurulan cümleler kulağa hoş gelebilir. Programlar yazılır, vizyonlar çizilir, hedefler konur…
Ama Arguvan’dan bakınca mesele çok daha nettir:
Söz değil, o sözü söyleyen adam önemlidir.
Çünkü burada siyaset afişle değil, hayatla ölçülür.
Kimin ne dediğinden önce, kimin nasıl yaşadığına bakılır.
Düğünde görmediğin, cenazede yanında bulmadığın, dar günde kapını çalmayan birinin seçim zamanı anlattığı hikâyenin hiçbir karşılığı yoktur.
Arguvan küçük bir yerdir.
Herkes birbirini tanır.
Kimin ne olduğunu da, ne olmadığını da bilir.
O yüzden burada kimse uzun uzun yazılmış programlara bakmaz.
Şu soruya bakar:
“Bu insan gerçekten bizim için mi, yoksa sadece kendisi için mi siyaset yapıyor?”
Türkiye’de birçok siyasi hareketin anlayamadığı yer tam da burasıdır.
Genel merkezlerde yazılan metinler, Arguvan’da karşılık bulmaz.
Çünkü burada güven, kâğıtla değil, geçmişle ölçülür.
Dün başka konuşup bugün başka konuşan,
Seçimden seçime köye uğrayan,
Koltuğa oturunca halktan kopan…
Bunların hiçbirinin Arguvan’da kredisi yoktur.
Hele ki “değişim” diyenler…
Eğer kendi hayatlarında, kendi çevrelerinde o değişimi gösteremiyorlarsa, kimseyi ikna edemezler.
Çünkü Arguvan insanı şunu bilir:
Kendi içinde adil olmayan, dışarıda adalet dağıtamaz.
Yerel siyaset burada çok yalındır ama çok ağırdır:
Ya güven verirsin ya da silinirsin.
Ne ideolojik söylem kurtarır seni,
Ne büyük laflar,
Ne de süslü projeler…
Bir tek şey belirler sonucu:
İnsanlık ve samimiyet.
Arguvan’dan bakınca siyaset şudur:
Aynı sofraya oturabildiğin,
Aynı acıyı paylaşabildiğin,
Yüzüne bakınca eğilip bükülmeyen insanlarla yürümektir.
Ve unutulmamalıdır:
Bu topraklarda insanlar düzeni değiştirecek güce değil,
o gücü kimin eline vereceğine bakar.
Eğer o kişi güven vermiyorsa…
Arguvan’da ne seçim kazanılır, ne de gönül.


















