Karanlıklar, devrimlerle aydınlanır
Sayın Özel, Yürütme Kurulu Toplantısı sonrası seçim startını verdi. “Bugünden itibaren CHP bu kötülükleri yapanlara karşı onları değiştirmek, iktidarı değiştirmek, iktidar olmak ve adaleti getirmek için savunmadan hücuma çıkıyor, sahaya gidiyor ve orada ülkenin yerleşmiş, kronikleşmiş, insanları canlarından bezdirmiş sorunlarına hangi çözümleri üreteceğini, bu ülkeyi nasıl yöneteceğini, yoksulluğu ve işsizliği nasıl yok edeceğini, asık suratları nasıl güldüreceğini, umutsuzluğun yerini umuda nasıl çevireceğini anlatıyor. Bunun için tüm kadrolarıyla birlikte sahaya çıkıyoruz seçim gününe kadar…”
Sayın Özel devamında önemli bir başlangıçta olduğunu belirterek, “Milletimize, seçime kadar direnç, metanet ve kararlılık diliyorum. Eninde sonunda bir kabusu bitireceğimiz, yeni bir dönemi açacağımız, önemli bir başlangıç günündeyiz. Milletimiz için hayırlı olsun” dedi.
Bu seçim başta Türkiye, sonra da CHP için bir dönüm noktası olacaktır. CHP, Türkiye’yi kuran ve Laik Demokratik Türkiye’nin aydınlık yüzüdür. CHP’nin seçim başarısı ile ülkenin üzerine çöken karabulutlar bir anda dağılacak ve ülke derin bir nefes alacaktır.
Türkiye neden ekonomik, siyasi ve sosyal problemleri yaşıyor dersek bunun nedeni, tek adam yönetimidir.
Sayın Özel, CHP’nin gerek genel merkez, gerekse saha çalışmalarındaki tüm kişilerin ilk uğraşları, konuşmanızda da belirttiğiniz gibi yaşanan sıkıntılar, bunalan seçmenin bu sorunlarını nasıl çözeceği, çözüm önerileri ve kaynakları ortaya koymak olmalıdır. Bu söylemlerin, birbirleriyle uyumlu olması son derece önemlidir. Aksi seçmende güven bunalımı yaratacaktır. Daha önce Sayın Özel tarafından söylenen seçim tarihleri (Kırmızı çizgimizdir) deyip, daha sonra başka tarihler açıklayıp sonrada Sayın Erdoğan’ın 2027 Kasım açıklamasına, Sayın Özel’in 2027 Ekim gibi değişik tarih açıklamaları seçmen düzeyinde, neler oluyor sorusunu akla getirir…
Sayın Özel’in ilk olarak ortaya koyduğu Kasım 2026 ülke geleceği açısından ve seçmenin beklediği doğru olan bir tarihtir. Ülkem insanının gerçeği olan yokluk ve yoksulluk artık dayanılmaz boyutlara gelmiştir. Eğer bu süreç değil de daha uzun bir süre verilirse, çaresizlik içinde bunalan seçmende infial yaratacaktır.
Ortada olan tek gerçek, bu iktidarın sadece ülke ekonomisinde değil, kamu kurumlarındaki çöküşlere de çare olamayacağı duygusu seçmen düzeyinde tümüyle tükenmiştir.
Cumhuriyet’i kuran CHP, sosyal demokrat çizgisiyle devrimci ruhunu ortaya koyup, yapılacak devrim niteliğindeki tüm çözümlerle seçmenin önüne çıkmalıdır. Seçmene kısa ve uzun vadede neler yapılacak açık ve anlaşılabilir bir dille anlatılmalıdır.
Devrimler, ülkenin aydınlık yarınları için alınan kararlar yumağı olacaktır. Bu alınan devrim niteliğindeki kararlar sokağın feryadıdır, kime nasıl yansır, kimin canını acıtır diye düşünmeden, eşit yurttaşlık temelinde uygulanırsa başarıya ulaşır.
Sokağın sesine uyumlu yapılacak devrim niteliğindeki bu uygulamalar sandığa yansıyacak ve iktidara giden yolun taşlarını döşeyecektir.
Bir kez daha söylemek gerekir ki, halka acil ve zamana yayılacak uygulamalar çok iyi anlatılmalıdır
Sokağın acil beklentileri;
Parlamenter Demokrasiye dönüş,
Laik eğitim uygulaması,
Acilen kamuda tasarruf tedbirleri,
Kamuda araç saltanatına son,
Tüm Üniversitelerde yasa gereği tek araç tahsisi Rektöründür.
İlk etapta asgari ücretli, memur ve emekli maaşları güncellenmeli,
Cumhurbaşkanlığı Çankaya’ya taşınmalı, kirada olan tüm bakanlıklar boşalan saraya taşınmalı,
Cumhurbaşkanı görevi süresince tüm masraflarını ödemeli,
Cumhurbaşkanı uçağına alınacak konuklar (gazeteciler dahil) batıdaki gibi Business uçak ücreti ödemeli,
Milletvekilliği sayısı azaltılmalı (400),
Milletvekili maaşları eşit yurttaşlık ilkelerine göre yeniden ayarlanmalı,
Milletvekilliği iki veya üç
dönemle sınırlandırılmalı,
Milletvekilliği emekliliği, kişi vekil olmadan önce (memur, işçi) hangi iş kolundan emekli olduysa ona göre yapılmalıdır.
Milletvekilleri Özel hastaneler yerine, Kamu hastanelerinden hizmet almalı,
Meclis yemekhanesi özelleştirilip, kamu desteği kaldırılmalı,
Milletvekilleri trafik yasalarından muaf olmamalı,
yurtdışında yaşayan Türk yurttaşlarının seçimlerde oy kullanması kaldırılmalı.
Sokağın bu beklentileri, ülke ekonomisine yük olmayacağı gibi ekonomik olarak da büyük tasarruf sağlayacaktır.
Sayın Özel’e düşen diğer bir sorumluluk, muhalefetteki tüm partilerle bir araya gelip karşılıklı iletişim kanallarını açık tutmaktır. Gün siyaset düşünülecek gün olmayıp, birlikte yan yana, kol kola aydınlığa yürümektir.
“Haydi Türkiye”
SON SÖZ:
Kişiliklerinde devrim yaşamayanlar,
devrimci olamazlar.
MAHİR ÇAYAN


















