Gülmek mi, Düşünmek mi?
RTE’nin 2010 Anayasa referandumunda söylediğinden bu yana “ileri demokrasi” ile yönetiliyoruz.
Siyaset biliminde ileri demokrasinin tanımına baktım,
“Yalnızca düzenli seçimlerin yapıldığı şekilsel bir sistemden ziyade;
hukukun üstünlüğünün, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün, şeffaflığın ve sivil toplum katılımının en üst düzeye ulaştığı ideal bir yönetim modeli.”
Bir bu tanıma baktım bir de yaşadıklarımıza,
Fıkra bu kadar.
Gel de gülme…
*
Gülmek deyince de aklıma Che Guevara’nın sözü geldi,
“Gülmek DEVRİMCİ bir Eylemdir.
Dik dur ve gülümse, bırak neden gülümsediğini merak etsinler…”
Che’nin tanımına bakınca da,
Dik duruşu ve sanatı ile güldürme işini yapan Deniz Göktaş’ı anımsadım.
*
Deniz Göktaş’ın Ölü Deniz gösterisini izlemiştim.
Memlekette olanı biteni sade bir dille anlatıyor.
Aslında bizi bize anlatıyor,
İzleyenler de memleketin ve kendilerinin ağlanacak hallerine gülüyorlar, alkışlıyorlar.
Bu noktada Metin Karadağ’ın yazısının başlığını anımsadım.
“Gülmek, gerektiğinde gülmek ciddi bir iştir.”
Komedyen Deniz’in yaptığı, güldürürken düşündürmek gibi ciddi bir iş.
*
Memleketi bu hale düşürenler,
Deniz’in gösterisini ciddiye almışlar ve rahatsız olmuşlar,
Kopyala yapıştır bir iddianame yazmışlar,
“Cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçunu yakıştırmışlar
*
Deniz yurt dışında tatilini tamamlıyor,
Göz altına alınacağını bile bile memlekete dönüyor ve gözaltına alınıyor.
Öylesine tehlikeli bir zanlı ki,
Dilini bağlamayanın elleri bağlanır özdeyişi gereği yapılıyor,
Hem de emniyetin içinde ters kelepçe ile elleri bağlanıyor,
İktidar hukukundan beklenen kararla da tutuklanıyor.
Gerekçe “Cumhurbaşkanına hakaret, dini değerleri aşağılama.”
Ve doğru kuyu tipi cezaevine…
*
Yazacak somut hakaret bulamayanlar,
İddianameyi genel ifadelerle doldurmuşlar.
Deniz’in asıl suçu belli,
Milleti, ağlanacak haline güldürmek,
Bu hale neden düştüğünü düşündürmek.
Butlan kadrosunun Deniz’e destek için yıllardır gelmediği adliyeye gelmesi de,
Deniz’den acı acı gülümseten ve düşündüren bir başka sahne…
*
Bu noktada çuvaldızı kendimize batıralım,
Gösterisi sosyal medyada patlayınca,
Anormali normal kabul etmenin dayanılmaz yanlışlığıyla,
Sanki tutuklanması normalmiş gibi,
Milletin dilinde “Deniz tutuklanır” sözleri başlamıştı dolaşmaya.
İktidarın yaratmaya çalıştığı korku algısını kabullenmişçesine…
*
Ne yapmalıydı Deniz?
Tek adam demokrasisinde yurttaşa, sanatçıya biçilen rolü oynamalıyım,
İktidara ve yaptıklarına muhalif olursam tutuklanırım,
O halde uslu çocuk olup susmalıyım mı, demeliydi.
*
Böylesi algıya teslim olmuş “demokratların” konfor alanı CHP.
Konuşmak da bütün kanallar da serbest.
Konuş konuşabildiğin kadar,
iktidar için tehlikeli olan CHP’yi karıştır, karıştırabildiğin kadar…
Biliyorum ki,
Millet, kendini ağlanacak hale getirenlere sandıkta demokrasi dersini verince,
Bu “demokratlar” zafer çığlıkları atarak koşacaklar, herkesten önce.
*
Sözü Che’nin sözüyle bitirelim,
“Gülmek DEVRİMCİ bir Eylemdir.
Dik dur ve gülümse, bırak neden gülümsediğini merak etsinler…”
Milleti güldürürken düşündüren ve sorgulatan,
Sömürü düzenine karşı dik duran,
Deniz’ler hep vardı, hep de var olacak…
İşin aslı, uzaktan sahip çıkmak yerine,
Deniz’leri örnek almak ve gülmenin ciddiyetine sahip olmak.

















