ALTIN
 4.297,56
DOLAR
 39,7257
STERLİN
53,5046
EURO
 45,8826
reklam

Hekim yoksa sağlık da yoktur 

Tüm hekim kardeşlerime diyorum ki; yatıp kalkıp Allah’a şükredelim ki, Sağlık Bakanlığı hekimler tarafından yönetiliyor. Bunu neden diyorum ? Sağlık Bakanı’nın hekim olmasına rağmen hekimler bu sıkıntıları çekiyorsa birde bakan başka meslekten olsaydı derdimizi Ummana döker, Asumana inlerdik. Hani denir ya, hekimin, hekimden başka dostu olmaz. Demek ki yetkili olup da nereden geldiğini unutanlar için bu söylem geçerli oluyor. Canları sağ olsun, mahkeme kadıya mülk değil, bir süre sonra oradan inince bakalım ne diyecekler.

İlginç olan da özellikle AKP İktidarları döneminde ilk bakanlardan Recep Akdağ’la başlayıp, devam eden bir uygulama var. O da şu, hekim adeta seçmenin bir hizmetkarı gibi gösterildi. Siyaset gibi sağlıkta buraya endekslendi. Yetmiyor, öyle siyasi konuşmalar yapılıyor ki, hekimlerle halkı karşı karşıya getiriyorlar. Hekimler ve sağlıkçılar sık sık vatandaşlar tarafından darp ediliyor.

Hekimlere yapılanlar o denli ağır duruma gelince hekimler sokaklara çıktılar. Corona döneminde hekim çileleri ve verdiğimiz şehitler unutuldu. O dönemde balkonlarda alkışlananlar bugün unutuldu. Peki o alkışlanan hekimler ne oldu da sokaklara çıktılar? Bir ülkede aile hekimleri günlerce boykot yapıp, sokaklara çıkıyorsa, kamu hastanelerinin ameliyathane ve endoskopi ünitelerinin, hafta içi saat 2200’ye, hafta sonu 08.00-17.00 saatleri arasında aktif tutulup, hekimler de vardiya halinde çalışacak diyorsanız, hasta sağlığını hiçe sayıyorsunuz demektir. Bu meslek, insan sağlığı ile uğraşır. Eğer siz bir hekimi işçi statüsünde görüyorsanız bu çok büyük hatadır. Bu uygulama hekimlik iradesine aykırı olmakla birlikte, hasta güvenliği içinde son derece tehlikelidir. Hekim bir robot değildir. Hekim hem bedenen , hem de beyin olarak yorulur. Siz böyle yaparak hekimlerin dinlenme haklarına da saygılı olmuyorsunuz. En azından bu, bilimsel gerçeklerle örtüşmediği gibi hekim hakları ve etiği ile de örtüşmez.

Yorgun ve tükenmiş hekimler üzerinden sağlık hizmeti verilemez.

Hekim YOKSA sağlık sistemi de YOKTUR.

Geçmiş günlere bakarak, hekimliği tadıyla, tuzuyla ve keyifle yapmışız diyorum. Bugün artık Türkiye’de atılan her adıma maalesef SİYASET bulaşık. AKP iktidarı öncesinde yok muydu? Vardı ama o dönemlerde yok denecek kadar azdı. Bugün mü, o dönem de başlayan ve gittikçe kamudaki tüm kurumlara bulaşan siyasetle tüm mesleklerin tadı kaçtı. Eğitim, Adalet ve Sağlık’ta siyaset egemen olursa, ülkede geleceğimiz nokta burasıdır. Bu sağlık açısından daha iyi günlerimiz.

Değerli Meslektaşım Kemal Memişoğlu, bulunduğunuz makam Sağlık Bakanlığı. İşiniz zor. Çünkü özgür kararlar verebileceğinizden emin değilim. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla demeden konuşmaya başlayan bakan yok. Aldığınız tüm kararlarda, üst yönetim memnuniyetleri kaçınılmaz. İçiniz elvermese de uygulama zorunluluğunuz var. Ancak bir konuyu unutmamalısınız. Yönetimde bulunduğunuz dönemlerdeki eksiklik ve yakınmaların tümü kamuoyunda size yazılıyor.

Kamu hastaneleri hekimler açısından boşalıyor. Giderek de hızlanacak. Eğer bu gidişlere engel olamazsanız, kamu hastanelerine mecbur olan toplumun %80’inin zorda olduğu sağlığı iyice zora girecek. Kamu hastanelerinde vatandaş neler çekiyor bilen var mı? Neler çekildiğinin bilinmesi için o ortamı yaşamak lazım. Peki halkın neler çektiğini kim dile getirecek, seçtiği Milletvekili !! Gelin görün ki, halkın oy vererek seçip TBMM’ye gönderdiği vekiller özel hastanelerde ücretsiz tedavi oldukları için, bu yaşananlardan haberdar değiller.

Her geçen gün sadece Kamu hastanelerinde değil, Tıp Fakültelerinde de seri hekim istifalarını görmeye devam edeceğiz. Bu hekimler neden ve niçin gidiyorlar? İstifa eden bir hekimi veya hekim gurubunu çağırıp Bakan olarak konuştunuz mu? Eğer onlarla veya hekim dostlarınızla konuşsaydınız gerçekleri öğrenirdiniz. Bir hekim çalıştığı kurumdan istifa ederken içi yanar, çünkü o kuruma yürekten bağlıdır. Ayrılıştaki üzüntülerini sadece yüreklerinde taşıyorlar.

İşte can alıcı bir Örnek !! Çocuk Cerrahı Uzman Mehmet Çakmak istifasında , A’ dan Z’ ye Sağlık Bakanlığı’nın içinde bulunduğu ve gelecekte kamu hastanelerinde neler olacağını anlatıyor, Diyor ki: “Üç yılda 1502 ameliyat yaptım Nerdeyse soluksuz çalıştık. İSTEMESEM DE ayrılıyorum. İstanbul’daki masraflara devletteki maaş yetmediğinden devlet hastanesinden ayrılmak ZORUNDA kaldım.

İstemesem de zorunda kaldım.

DİYOR!!

Bakın Sayın Memişoğlu, bu istifaları durdurmanın çözümünde acilen yeni bir yönetmelikle saat 15’ten sonra hekimlere çalıştığı hastanede “ özel hasta kabulü” yetkisini verin. Yani Kamu hastanelerinde çalışan hekimler kendi kurumlarında, özel tedavi veya özel ameliyat olmak isteyen hastalara ücretli hizmet verebilsinler, deyin. Alınan ücretler döner sermaye-Hekim arasında pay edilir. Bu pay ediş döner sermaye tarafından belirlenir. Bu uygulama ile hem hekim kurumunda kalır, hem de döner sermaye daha güçlenir. Yerinizde olsam, zaman zaman kıdemli hekimlerle bir araya gelip dertleşirim.

Bu uygulamayı başlatırsanız, hem Kamu hastaneleri ekonomik olarak güçlenir , hem de meslektaşlarınızı özel hastane sömürüsünden kurtarmış olursunuz.

SON SÖZ:

“ Beni Türk hekimlerine emanet ediniz”. ATATÜRK

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.