ULUSLARIN KADERİNİ TAYİN HAKKI
Suriye halkının kendi yönetim biçimini kendi arasında tartışıp karar vermesi, Türkiye açısından bir savaş sebebi olarak görülüyor.
Türkiye, Suriye’de bir Kürt federasyonunun ortaya çıkmasını “varoluşsal tehdit” ilan ediyor ve bu gerekçeyle Suriye topraklarına girmenin, Kürtleri hedef almanın meşru olduğunu savunuyor.
Hakan Fidan, Ahmet Hakan’la yaptığı bir programda bu yaklaşımı şöyle gerekçelendiriyor:
“Bu Türkiye’nin tarihi misyonudur. Türk milletinin çıkarlarını ve güvenliğini korumak zorundayız.”
Bu sözlerden çıkan anlam açık:
Kürtlerin, Türkiye sınırları dışında bile olsa, bir siyasi varlık olarak görünür hale gelmeleri Türk milletinin çıkarlarına aykırı ve Türkiye için bir güvenlik tehdidi sayılıyor.
Peki soralım:
Bir halkın başka bir ülkenin sınırları içinde kendi kaderi hakkında söz söylemesi neden Türkiye’nin çıkarlarına aykırı olsun?
Türkiye’nin güvenliği kim tarafından, hangi ahlaki ve hukuki ölçütlere göre tanımlanıyor?
Irak’ta Kürdistan Bölgesi yaklaşık 30 yıldır fiilen var. Türkiye’ye ne zararı oldu? Aksine, ekonomik ve siyasi ilişkiler ortada: zarar değil, karşılıklı fayda üretildi.
Bir halkın varlığını, kimliğini ve siyasal özne olma talebini “güvenlik tehdidi” olarak görmek; güvenlik politikası değil, inkâr ve soykırım siyasetidir.
Bunu onur sahibi hiçbir Kürt, vicdan sahibi hiçbir insan kabul edemez.


















