Sayın Fatih Erbakan,
Rahmetli babanızın Kozanoğlu Kürtleri’nden olduğunu bilmiyor olamazsınız. Buna rağmen bugüne kadar bir kez bile çıkıp açıkça “Ben de Kürdüm” deme cesaretini neden göstermediniz?
Bu sizce bir sorun değil mi?
Bir başbakanın oğlu ve bir siyasi partinin genel başkanı olarak, neden bu kadar basit bir hakikati dile getirmekten çekiniyorsunuz?
Niçin?
Çünkü siz de çok iyi biliyorsunuz ki, bu ülkede Kürt olmak, hâlâ ateşten bir gömlek ve ağır bir yüktür.
Ve yine eminim ki, aslını inkâr etmenin İslam’daki hükmünü de çok iyi biliyorsunuz. Kur’an, böyle davranan Velîd b. Muğîre için “zenîm” ifadesini kullanır; yani aidiyetini inkâr eden, “soysuz” kimse.
İnsan, gerçekten ait olmadığı bir kavme veya sosyal sınıfa neden zorla aidiyet izhar etsin ki?
Ama Türkiye, Kürtlere tam da bunu dayatıyor.
Bugün mesele yalnızca Türkiye de değil. Enkaza dönmüş Suriye’de Kürtler, siyasal bir varlık olarak kendilerini ifade etmek istiyor.
Peki Türkiye onlardan ne istiyor?
Ve siz, bu açık zulmü neden destekliyorsunuz?
Allah’a ve vicdanınıza verebileceğiniz sahici bir cevabınız var mı?
Madem siyaseti tercih ettiniz, o halde rahmetli babanızın size sunduğu konfor alanında kalamazsınız. Siyaset risk almayı gerektirir.
Türkiye’de, Suriye’de, Irak’ta ve İran’da Kürtlere zulmediliyor. Ve bu zulmün failleri arasında, sizin de vatandaşı olduğunuz ve siyaset yaptığınız devletler var.
Kürtlüğü bir kenara bırakalım; insan olmak zorundayız.
Ve siz sürekli vurguladığınız gibi Müslümansanız, o halde insanlık ve Müslümanlık adına bu zulmün karşısında durmak zorundasınız.
Gelin meseleyi en çok sahip çıktığınız yerden, İslam üzerinden konuşalım:
Kur’an, Firavun’u neden kınar?
İsrailoğulları’nı kendisine tehdit olarak görüp, onların nüfusunu ve etkisini azaltmaya çalıştığı için değil mi?
Yani onları kendilerini inkâra zorladığı için…
“Bizde ayrımcılık yok; bakın rahmetli babam Kürt olduğu hâlde başbakan oldu” diyebilirsiniz.
Ama size şunu hatırlatayım: (rahmetli babanızı tenzih ederek söylüyorum) Karun da İsrailoğulları’ndandı ve Firavun sisteminin en büyük servet sahiplerinden biriydi. Ancak bu Firavun sistemini meşru kılmaya yetmemişti.
Kur’an açıkça şunu söyler:
“Zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur.”
Yani zulüm, İslam’da mutlak haramdır.
Ve düşmanlık ancak zalime karşı meşrudur.
Şimdi size şu soruyu sormak zorundayım:
Allah Kürtleri size kölelik yapsınlar diye mi yarattı?
Kürt halkının kendi kendini yönetme hakkını, hangi meşru dini veya ahlaki referansla ellerinden alıyorsunuz?
Bugün çıkıp 10 Mart mutabakatından söz ediyorsunuz.
Geçiniz bunları…
Bunlar içi boş, göstermelik ve sahici olmayan politik iddialar.
Siz Şam ile SDG arasında bu konuda hangi şartlarda ve içerikte bir mutabakatın yapılmış olduğunu bilmiyor olamazsınız.
Lütfen bu gibi temelsiz iddialarla kendimizi yormayalım.

















