Arguvan Bakışıyla: CHP, Kürtler ve Siyasetin Yeni Eşiği
Arguvan’dan bakınca Türkiye siyaseti bazen daha net görünür. Büyük şehirlerin gürültüsü, ekranların tartışması, parti koridorlarının hesapları burada biraz daha süzülür; geriye toplumun gerçek hissiyatı kalır.
Bugün yine kritik bir süreçten geçiyoruz. Siyasetin dili sertleşiyor, ittifaklar tartışılıyor, kopuşlar ve yeni arayışlar konuşuluyor. Ama bu tabloyu anlamak için Arguvan gibi yerlerin sesine kulak vermek gerekir. Çünkü bu topraklar hem sol geleneğin hem de toplumsal dayanışmanın güçlü olduğu yerlerdir.
Çok partili hayattan bu yana Türkiye’de bir gerçek değişmedi: Halk desteğini büyüten her siyasal hareket, özellikle de CHP, her güçlendiğinde karşısında yeni engeller buldu. Darbeler, siyasi mühendislikler, ittifak oyunları… Bunların hepsi bu ülkenin hafızasında yer etti.
Bugün de benzer bir eşikteyiz. Yerel seçimlerde ortaya çıkan tablo, CHP’nin yeniden toplumun geniş kesimleriyle bağ kurduğunu gösterdi. Bu yalnızca bir seçim başarısı değil; aynı zamanda toplumun değişim arzusunun işaretiydi.
Arguvan’dan bakınca bir başka gerçek daha görülüyor: Kürt seçmenin ve sol-demokrat tabanın olmadığı bir siyasal denklemin Türkiye’de başarı şansı yok. Bu, teorik bir tespit değil; sahadaki hayatın gerçeğidir. Aynı düğünde halay çeken, aynı cenazede omuz omuza duran, aynı geçim derdini paylaşan insanların siyasetini birbirinden ayırarak bir sonuç üretmek mümkün değil.
Arguvan’ın kültürü de bunu söyler zaten: Birlik olmadan yol alınmaz. Türküsü de, cem’i de, meydanı da ortaklığa dayanır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, ayrıştıran bir dil değil; birleştiren bir siyaset aklıdır. CHP’nin, solun ve Kürt siyasetinin birbirini rakip gibi değil, aynı demokratik hedefin parçaları olarak görmesi gerekiyor. Aksi halde herkes kaybeder; ama en çok da demokrasi kaybeder.
Arguvan’ın bakışı nettir:
Bu ülkede değişim olacaksa, bu ancak birlikte olacak.
Birbirine mesafe koyarak değil, yan yana durarak olacak.
Siyasetin gerçek gücü, masa başı hesaplarında değil; halkın kurduğu ortak yaşamda saklıdır. Arguvan bunu yıllardır bilir.
Türkiye’nin de artık hatırlaması gerekiyor.

















