14 ŞUBAT DÜNYA SEVGİLİLER GÜNÜ ÜZERİNE.....
1- Tarihsel Boyut.
İnsanlar, 14 Şubat Dünya Sevgililer Günü nasıl oluştu diye merak edilebilirler. Olayın Tarihsel boyutu şöyledir:
Olayın Kökeni Roma İmparatorluğuna uzanır. Anlatılara göre, Aziz Valentine isminde bir din adamı, İmparatorluğun evlilik yasağına karşın, gizlice nikah kıyan bir rahiptir. Bu gizli nikah kıyma işi zamanla duyulur. Aziz Valentine yakalanır, önce hapsedilir. Daha sonra da yargılanarak 14 Şubat günü idam edilir. Bu tarih, zamanla aşkları uğruna bedel ödeyenlerin günü olarak romantiklik kazanır ve katlanmaya başlanır. Bu kutlamalar giderek bütün dünyaya yayılmaya başlar. Orta Çağ Avrupasında aşk şiirleri ile süslenen Aziz Valentine günü zamanla giderek kılık değiştirir. 20. Yüzyılla birlikte, kartpostallar, çiçekler ve pahalı hediyelerle birlikte giderek zenginleşir, piyasalaşır ve küreselleşir. Başlangıçta özverinin ve direnişin sembolü olan bu gün zamanla tüketimin sembolü olmaya başlar.
2- Psikolojik ya da Duygusal Boyut.
Dugusal Boyut denilince insanın aklına âşk ve sevgi gelir.
* Aşk nedir? Aşk bir bakıma insanın kendini aşma durumudur. Sınırlarını, korkularını,hesaplarını hatta bazen aklını geçici de olsa askıya alma halidir. Kendini başka bir varlıkta bulma çabasıdır.
Aşk, psikolojik olarak, yoğun bir bağlanmadır. Felsefi olarak da benliğin erimesi, egonun yok olması, ben yerine " biz" olabilme çabasıdır. Aşkın öznesi, yani aşk duygusunu yaşayan her zaman insandır. Çünkü aşık olan bilinçtir.Aşkın nesnesi, yani aşık olunan ise her zaman insan olmayabilir. Bir ideal, bir sanat eseri, bir fikir... hatta Tanrı bile aşkın nesnesi olabilir. Ancak nesne kim ya da ne olursa olsun, aşk insanın kendi içindeki duygu yoğunluğunun kristalleşmesidir.İnsan, aslında sevdiği şeyde biraz da kendini bulur ve yaşar. Bu nedenle aşk hem yüceltir ve hem de içinde bazı tehlikeler barındırır. İnsanlar intihara ya da şiddete bile sürekleneblir.
* Sevgi ise aşktan daha sakin fakat daha kalıcıdır. Aşk bir yangına, sevgi ise ısıtan bir ateşe benzer. Sevginin nesneleri ise aşktan çok daha geniştir. Birey, aile, vatan, bayrak, doğa, canlılar, iş, meslek, gezi... bile olabilir.
Sevgi, sahip olmak değildir. Sevdiği nesnenin var olmasına ve yaşamasına razı olmaktır. Sevgi, karşısındakini değiştirme arzusu değildir. Onun, kendisi olmasına ve kendisini değiştirme hakkına saygı duymak ve rıza göstermektir. Bu nedenle aşk genellikle "ben" merkezli, sevgi ise " biz" merkezli olarak görünür.
3- Sosyolojik- Toplumsal Boyut.
Sevgi sadece bireysel bir duygu değildir; aynı zamanda güçlü bir toplumsal bir bağ ve toplumsal bir çimentodur. Sevgi, hem kişinin bireysel ruh sağlığının, hem de toplumda bir arada yaşamanın temelidir. Sevgi, güçlü bir toplumsal bir bağ ve yine güçlü bir toplumsal yapıştırıcıdır. Sevgi, empatinin kaynağıdır.Toplumda hukuk ve adaletin erişemediği yerlerde ahlak, vicdan, merhamet ve dayanışma üretir.
Sevginin olmadığı toplumlarda insanlar itaata zorlanır. Fakat adaletsiz ve vicdansız itaat her zaman inciticidir. Sevgisiz ve adaletsiz itaat baskı ve haksızlık üretir.
Gücünü disiplinden alır. Fakat kalıcı ve sürdürülebilir değildir.
4- Ekonomik Boyut ya da Piyasa Boyutu.
Olayın ekonomik boyutuna gelince; 14 Şubat Dünya Sevgililer Günü,bu boyutuyla tamamen insani amacından sapmıştır. Bir duygusal, ekonomik sömürü piyasası oluşmuştur. Sevginin varlığı ve gücü alınacak hediyenin fiyatının yüksekliğiyle ölçülür olmuştur. Çiçek, çikolata, parfüm, giysi, takı, otel, restoran, tatil,araba, ev...Bu hediyeler arasına girmiştir. Mutluluk duygusu piyasalaşmış ve maddiyata dönüşmüştür.
Zaten kapitalistler, para kazanma konusunda, çok zekidir. İnsanlara ihtiyaçlarını değil, duygusal zaaflarını satmada büyük hüner gösterirler.
Sonuç olarak, kapitalist sistem, 14 Şubat Dünya Sevgililer Günü'nü , aşkın ve içtenlikli sevginin yansıması gereken bir özel alan olmaktan çıkarmış, tamamen maddi bir ekonomik performans ölçeğine dönüştürmüştür.
SON SÖZLER:
Aşk insanı uçurur, fakat aklın kılavuzluğundan uzaklaştırır. Bu nedenle herkese tutarlı ve düzgün bir gelecek kurabilme şansı vermeyebilir. Ayrıca içinde intihar ve şiddet gibi akıldışı yaşamsal bazı tehlikeler de barındırabilir.
Halbuki sevgi, hem birey, hem aile ve hem de toplum için daha sağduyulu ve tutarlıdır. Ayakları yere daha sağlam basar. Daha gerçekçi ve daha uzun ömürlüdür.
Aşk, insana geçici bir süre, sevgi ise omürboyu güven verir.
İşin ekonomik boyutuna gelince; aşk, sevgi ve benzeri insanî duygular para ile ölçülemez. Duygunun ölçüsü para değildir; başka bir yürekte hissedilen karşı duygudur. Gerisi kapitalist zihniyetin para için yaptığı pazarlama tekniği ve duygu sömürüsüdür. İçi boştur.
Bu duygu ve düşüncelerle herkesin 14 Şubat Dünya Sevgililer Günü kutlu olsun.
Halil Çivi. 12 Şubat 2026
Not: Geçen yıl kaleme aldığım benzer bir yazımda, bu günü " Dünya sevgi Günü" olarak kutlamanın daha isabetli olacağını yazmıştım. Yine aynı kanıdayım.

















