reklam
ALTIN
 4.297,56
DOLAR
 39,7257
STERLİN
53,5046
EURO
 45,8826
reklam

18 MART 1915 ÇANAKKALE HARBİ: M.KEMAL ATATÜRK VE BİR ULUSUN DİRİLİŞ DESTANI.

Üç gün sonra, 18 Mart 2026 da  Çanakkale zaferinin 111. yılını hatırlamaya ne dersiniz.Tarihte bazı savaşlar vardır ki; bu savaşlar sadece vatan toprakları için değil, ulusların kırılmış onurları ve kahramanlık ruhlarını yeniden diriltebilmek için de mücadele gerektirir.  Çanakkale bizim için tam da böyle bir destansı özellikler taşıyan çok önemli zaferdir.

 Bundan tam 111 yıl önce  , en zor koşullarda bile, Türk ulusunun ve Türk Ordusunun o devrin büyük birleşik egemen, paylaşımcı emperyalist ordularına karşı kazandığı destanlaşmış Çanakkale  Savaşı, ne pahasına olursa olsun, hem bir vatan savunması  ve hem de  yeni bir ulus bilincimizin  diriliş ve şahlanış destanı olmuştur.

 Eğer Çanakkale zaferi olmasaydı M.
Kemal Atatürk gibi  bir ulusal kahraman olmaz ve Kurtuluş Savaşımız kendini yönetecek güvenli bir lider bulamazdı. Bu nedenle  Çanakkale Zaferi  halkımıza büyük bir özgüven, umut , cesaret ruhu ve direniş bilinci aşılamıştı. 

18 Mart 1925 Çanakkale Zaferi Türk ulusu ve Türk Ordusunun çelikleşmiş  bu irade  bilinci Kurtuluş Savaşımızın da en büyük dayanağı, inanç ve özgüven  köprüsü olmuştur. Dünyanın en büyük ve en saldırgan emperyalist güçlerinin de yenilebileçeğini fiilen kanıtlamıştır.

  1914-1918, Birinci Dünya Savaşı   yıllarıydı. Çanakkale  Savaşı bu 1. Dünya Savaş yangının içinden doğan bir amansız boğazlaşmaydı.

Savaş öncesinde, Avrupanın büyük devletleri iki kampa ayrılarak boğaz boğaza gelmişti. Toplumlar kendi çağının en büyük ve en kanlı hesaplaşmalırının içine sürüklenmişti. 
Bu savaşta Osmanlı Devleti Almanya ile bir blok oluşturmuştu. İngiltere, Fransa, Avusturya ve Rusya ise karşı blokta yer almışlardı.

Karşı blokta yer alanların hesabı belliydi. Boğazları geçmek, Çanakkale  boğazını geçip  İstanbul'u işgal etmek. Osmanlı Devletini parçalayıp aralarında bölüşmek. 

Fakat planları tutmadı. Hesaba katmadıkları  ya da katamadıkları çok önemli bir şey vardı. Türk ulusunun sınırsız vatan sevgisi, kırılmış onuru  ve derinden yaralanmış ruhu vardı. Bir şahlanış gerekiyordu.

18 Mart 1915' te, Dünyanın en güçlü donanması Çanakkale Boğazına tüm gücüyle yüklendi. Dev zırhlı gemiler,  denizaltı Savaş gemileri ve modern toplar tüm şiddeti ile hucuma geçti. Karşılarında ise, Savaş gereçleri sınırlı, olanakları kıt,onuru zedelenmış; fakat vatan sevgisi ve direniş gücü çok yüksek, aslan yürekli Türk askerleri vardı. Erlerinden en üst makamlardaki subaylarına kadar herkes vatanın her karış toprağı namustur, asla düşmana bırakılamaz bilincindelerdi. 

Denizaltına ustalıkla döşenen mayınlar, kıyıları koruyan toplar ve siperlerdeki askerlerin kesin inançlı gücü, bu ünlü emperyalist donanmaya geçiş fırsatı vermedi. Düşman donanması büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı.

 Denizdeki savaşta başarısızlık yaşanınca, emperyalist düşman ordusu kara savaşları başlattı. Çoğu Avusturalyalı ve Yeni Zellandalı askerlerden oluşan ANZAC ordusu birlikleri öbek öbek karaya çıkartıldı.

  Bu kara  cephesi giderek göğüs göğüse süngü savaşına dönüştü. İşte tam böyle zor bir zamanda  genç bir Osmanlı subayı olan Mustafa Kemal ortaya çıktı. Tüm inisiyatifi eline aldı. Arıburnunda düşman ilerlerken onlardan kaçan kendi askerlerine şu meşhur emrini haykırdı. " Düşmandan kaçılmaz, yat ve süngü tak, ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum" . Bu komut, askeri bir emirden çok öte, bıçağın kemiği dayandığı bir ölüm kalım iradesini ateşliyordu.

Arıburnunda, Conkbayırında, Anafartalarda, Geliboluda ve  Anafartalarda, ortaya çıkan bu şanlı direniş düşmanı yıldırdı ve püskürttü. Çanakkale Boğazının geçilemeyeceği perçinlendi.
1916 Yılında ise,  Birleşik kara ve deniz  düşman ordusu bölgeyi terk etmek zorunda kaldı. 

Bu zafer kolay kazanılmadı. Bu savaşta  57. 000 den fazla mehmetçik doğrudan şehit oldu. Yaralanan, hastalanan  ve  sakat kalanlarla birlikte ortaya çıkan kayıplar 200.000 i aştı. Düşman tarafının kayıpları da bizimkine yakındı.

Çanakkale Zaferi ulusumuz için eşsiz bir özveri, cesaret, yiğitlik ve kahramanlık destanıdır. Çanakkale toprağının her karışı ise şehitlerimizin kanları ile sulanmış kutsal bir vatan toprağıdır.

Bu savaş aynı zamanda Türk ulusu için büyük bir moral kaynağı oldu. Çanakkale  kahramanı Mustafa Kemal Paşa sevgisi yurdun dört bir yanına yayıldı. Onun sivil ve askeri bürokrasi içindeki prestiji yükseldi. Kurtuluş Savaşına önderlik yapan ve Başlatan M.Kemal Paşa'ya,   düşmanı yenip vatanı kurtarabileceği konusunda  halkın umudu ve güveni çoğaldı.

Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra M.Kemal Atatürk  büyük bir insanlık örneği göstererek ANZAC Askeri ve aileleri için aşağıdaki tespiti yapmıştı:

" Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sûkün içinde uyuyunuz. Sizler mehmetçikle yanyana ve koyun  koyunasınız . Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar, gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde uyuyacaklardır. Onlar, bu topraklar için canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."
 
Ulu Önderimiz Mustafa Kemal 
Atatürk' ün bu sözleri sadece bir askeri ve siyasi dehanın sözleri değildir. Aynı zamanda, yepyeni ve evrensel bir insanlık ve uygarlık anlayışının tanımı olmalıdır. Yepyeni ve çağdaş bir uygarlık anlayışının dışa vurumu olarak kabul edilmelidir.

Son olarak bir konunun daha altını önemle yeniden çizmek gerekir. Çanakkale başarısı sadece sıradan herhangi bir zafer değildir. Bir ulusun topyekun yeniden kazandığı özgüven, sınırsız vatan sevgisi ve ulusumuzun yükselen ve yıldızlaşan ulusal   onurudur. Kurtuluş Savaşımızın habercisi ve Mustafa Kemal Paşayla özdeşleşen kesin başarı umududur. Nasıl ki Çanakkale geçilemezse, Türk vatanı düşman işgaline ve paylaşımına asla bırakılamaz 
Zaten öyle de olmuştur. 

Çanakkale ve Kurtuluş Savaşımıza katılmış tüm şehit ve gazilerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun.

Halil Çivi. 15.3.2026.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.