MALATYA’DAN BAKINCA: 25 YILIN HİKÂYESİ
Türkiye’nin son 25 yılına Ankara’dan, İstanbul’dan bakınca görülenle; Anadolu’dan, özellikle Malatya’dan bakınca görülen aynı değil.
Çünkü bu değişimin en ağır yükünü büyük şehirler değil, Anadolu taşıdı.
Köy boşaldı, şehir doldu… ama Malatya ne oldu?
Eskiden Malatya’nın köyleri üretirdi, şehir dengeliydi.
Bugün köyler boşaldı, gençler gitti, tarım zayıfladı.
Şehir ise büyüdü ama güçlenmedi.
Ne tam bir sanayi kenti olabildi, ne de eski dayanışmasını koruyabildi.
Malatya’dan bakınca şehirleşme, bir kalkınma hikâyesinden çok bir yerinden kopuş hikâyesidir.
Aile ayakta ama yorgun
Büyük şehirlerde aile çözülüyor deniyor.
Malatya’da aile hâlâ ayakta… ama ciddi bir yük altında.
Geçim zor, kira yüksek, iş imkânı sınırlı.
Gençler ev kurmakta zorlanıyor, kuranlar borçla yaşıyor.
Aile artık sadece bir birlik değil; aynı zamanda bir ekonomik dayanışma mecburiyeti.
Gençlik: gitmek ile kalmak arasında
Malatya’da en büyük kırılma gençlerde yaşanıyor.
Okuyan gitmek istiyor.
Kalan ise çoğu zaman mecbur kaldığı için kalıyor.
Bu şehirden çıkan beyin, geri dönmüyor.
Bu da Malatya’nın sadece nüfus değil, gelecek kaybetmesi demektir.
Eğitim var, karşılık yok
Üniversite var, mezun çok… ama iş yok.
Diploma, Malatya’da çoğu zaman bir umut değil, bir bekleyiş belgesi.
Gençler şunu soruyor:
“Okuduk da ne oldu?”
Ekonomi: küçük esnafın büyük mücadelesi
Malatya’da ekonomi demek; esnaf demek, küçük işletme demek.
Ama bugün esnaf ayakta kalma mücadelesi veriyor.
Maliyet artıyor, alım gücü düşüyor, belirsizlik büyüyor.
Güven azalınca ticaret de zayıflıyor.
Depremin gölgesi
Malatya için son yılların en ağır kırılması hiç şüphesiz deprem oldu.
Sadece binalar yıkılmadı; düzen, alışkanlıklar ve hayatın ritmi de sarsıldı.
Şehir hâlâ toparlanmaya çalışıyor.
Ama sadece beton yetmez…
İnsanların yeniden aidiyet ve güven duygusuna ihtiyacı var.
Siyaset: beklenti büyük, karşılık sınırlı
Malatya’da insanlar devletten kopmaz.
Ama beklenti nettir:
Adalet, iş, düzen ve sahip çıkılma.
Son yıllarda bu beklenti ile gerçeklik arasındaki mesafe açıldıkça, sessiz bir huzursuzluk büyüyor.
Toplumun ruh hali: sabır ile yorgunluk arası
Malatya insanı sabırlıdır.
Ama bu sabır artık yorgunlukla karışıyor.
Herkes ayakta kalmaya çalışıyor ama kimse kendini güvende hissetmiyor.
Son söz
Malatya’dan bakınca Türkiye’nin 25 yılı şunu gösteriyor:
Sadece şehirler değil, hayatın dengesi değişti.
Köyden kopan, şehirde tutunamayan, geleceğe güvenemeyen bir toplum oluşuyor.
Bu yüzden mesele sadece ekonomi değildir.
Sadece siyaset de değildir.
Mesele;
yeniden güven inşa etmek,
gençlere gelecek vermek,
ve Anadolu’yu yeniden ayağa kaldırmaktır.
Çünkü Malatya düzelmeden,
Türkiye tam olarak düzelmez.


















