reklam
ALTIN
 4.297,56
DOLAR
 39,7257
STERLİN
53,5046
EURO
 45,8826
reklam

CHP Genel Başkanı Özel ile Ekibi Ciddi Bir Sınavla Karşı karşiya

Hatırlayacaksınız, 14 Mayıs 2023 cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin propaganda döneminde, sokakta seçim çalışması yapan Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, kime oy vereceğini sorduğu genç bir kızın oyunu HDP’ye vereceğini söylemesi üzerine, “Hiç katile benzemiyorsun ama” diye cevap vermişti. Özdağ, bu söylemiyle HDP’ye oy veren milyonlarca yurttaşı katillikle itham etmişti.

 İlk turu 14 Mayıs tarihinde yapılan cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması üzerine, ikinci turda Erdoğan’la yarışacak olan Millet İttifakı adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisine destek versin diye Ümit Özdağ’ı ziyaret edip İçişleri Bakanlığı ile güvenlikten sorumlu müsteşarlıkların Zafer Partisi'ne verilmesine dair bir protokol imzaladı. Ancak bu protokol de Kılıçdaroğlu’na seçimi kazandırmadı ve seçimlerin ardından CHP’de değişim tartışmaları eşliğinde süren kurultay süreci sonunda Özgür Özel parti genel başkanlığına seçildi. Özel seçildikten sonra, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'ni (DEM) ziyaret ederek, kısa bir süre önce partinin eş genel başkanlığına seçilmiş olan Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan’ı kutlamıştı. Daha sonra DEM Parti eş genel başkanları da CHP genel merkezini ziyaret ederek Özgür Özel’le görüşmüşlerdi. Bu görüşme sonrası yapılan açıklamada, görüşmede yaklaşmakta olan yerel seçimlerin de ele alındığı ve iki parti arasında yerelde neler yapılabileceğine dair görüşmelerin süreceği, şeffaf bir şekilde yürütülecek çalışmalarda varılacak olası mutabakatın kamuoyuyla paylaşılacağı açıklanmıştı. Doğrusu Türkiye demokrasisi için önemli bir eşik olacak böyle bir iş birliği ile siyaseti zehirlemiş olan iktidarın muhalefeti karşı karşıya getirme taktiği boşa çıkarılmış olacaktı. Ancak sonraki süreçte bu iş birliği konusunda yeterli adımlar atılamadı ve her parti kendi adayları ile seçime girme kararı aldı.   

 Geçen hafta bu köşe de yayımlanan, “Geçmişi Doğru Okumak Geleceğin Garantisidir” başlıklı yazımın bir paragrafında, CHP’nin soluna dönmesinin ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) ile sosyalist sol parti ve yapılarla güç birliği yapmasının zorunluluk olduğunun altını çizmiştim. Aynı paragrafın devamında ise partilerin eşitler olarak görüşmedikleri ve güç birliği yapmanın program ve ilkelerini belirlemedikleri durumda, siyasi partilerden herhangi birinin iktidarın kötü yönetimini göstererek, onun kazanmaması için bana oy vermek zorundasınız demek suretiyle, başka siyasi parti seçmeninden oy istemesinin gerçekçi olmadığını belirtmiştim.

 Tüm bunlar gerçek olmakla birlikte, yerelde seçmenin iktidara karşı sandıkta iş birliği yapmayacağını hiç kimse iddia edemez. Zira seçmenin ülkenin içine sürüklendiği ekonomik ve siyasi krizlerin müsebbibi iktidar blokunu geriletmek gerektiği bilinciyle hareket edeceğine dair güçlü emareler var. Buna güvenen CHP Genel Merkezi seçim propagandasını “Türkiye İttifakı” sloganına oturturken, yerelde ise adaylar “Kent Uzlaşısı” söylemi ile seçmene seslenmektedirler. Hal böyle iken gerek parti sözcülerinin gerekse adayların, destek alabilecekleri partiler ile seçmenlerini karşıya alacak söylem ve eylemlerden uzak durmaları gerekir. Nitekim Genel Başkan Özgür Özel, muhalefete muhalefet etmeyeceği yönünde açıklamalarda bulunuyor ve bu politikasını uyguluyor. Ancak maalesef CHP’lilerin bir kısmı bu politikayı sabote edecek açıklamalarda bulunmakta sakınca görmüyor. Zira iki parti arasında ete kemiğe bürünen bir ittifak sağlanmaması üzerine, DEM Parti'nin kendi adayları ile seçime girmesini CHP tabanının önemli bir kısmı, "DEM parti AKP ile anlaştı ona kazandırmak için aday çıkarıyor." diye yaftaladı. Bu da yetmedi, CHP’nin Afyonkarahisar Belediye Başkan Adayı Burcu Köksal’ın 6 Mart 2024 tarihinde Genel Başkan Özgür Özel’in de hazır bulunduğu seçim koordinasyon merkezi açılışında yaptığı konuşmada, "Seçildiğimde Afyonkarahisar Belediyesi'nin kapıları, DEM Parti hariç bütün siyasi partilere açık olacak" demesi işin tuzu biberi oldu.

 Buradaki açılıştan sonra Uşak’ta konuşan Genel Başkan Özgür Özel, “Afyon’dan geliyorum, orada bir dil sürçmesi yaşandı, Burcu başkan bana aman başkanım sen düzelt dedi ben de söylüyorum, orada bir dil sürçmesi yaşandı” diyerek durumu düzeltmeye çalışsa da, Köksal bu seferde X hesabı üzerinden, “Açık ve net Afyonkarahisar’ı DEM’lilerle ve HÜDA-PAR’lılarla yönetmeyeceğim… Net…" şeklinde paylaşımda bulundu. Köksal böylece Genel Başkan Özgür Özel’in açıklamasını boşa düşürdü. Ancak Burcu Köksal birinci açıklamasında belediyenin kapılarının DEM partiye kapalı olacağını söylemişken, X paylaşımında AKP’nin herkesin bildiği söylemlerini gerekçe göstermesi ve belediyeyi DEM’lilerle HÜD-PAR’lılarla yönetmeyeceğini söylemesi durumu  kurtarma çabasından başka bir şey değildir.

 Peki, Burcu Köksal kim? Bu söylediklerinin anayasanın kanun önünde eşitlik başlıklı 10. maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” şeklindeki anayasal eşitlik ilkesine aykırı olduğunu bilmiyor mu? Yine Burcu Köksal, seçildiği takdirde bir kamu görevlisi olarak kendisinin ve yöneteceği kamu kurumu belediyenin aynı maddenin “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” şeklindeki 4. fıkrasına uymak zorunda olduğunu ve herhangi bir ayırım gözetmeksizin, belediyeye işi düşen her yurttaşa hizmet vermek zorunda olduğunu bilmiyor mu? Elbette biliyor. Bildiği için de ikinci açıklamasında, Belediyeyi DEM’lilerle ve HÜD-PAR’lılarla yönetmeyeceğim demek suretiyle söylediğini düzeltmeye çalışıyor. Bunu yaparken de DEM partinin yanına Cumhur İttifakı bileşeni HÜD-PAR’ı da katarak, kendince iki taraf arasında eşit davranmış oluyor.

 Evet, hukuk fakültesi mezunu olup Afyonkarahisar’da yıllarca avukatlık yaptıktan sonra, dokuz yıldır da parlamentoda milletvekili olarak görev yapan ve 14 Mayıs 2023 milletvekili seçimlerinden bu yana CHP Grup Başkanvekilliği görevini yürüten hukukçu Burcu Köksal, anayasayı ve yasaları en iyi bilmesi gereken bir mesleğin mensubu. O zaman Köksal’ın yukarıya aldığım Anayasa hükmünü bilmemesi mümkün değil.

 Öte yandan Köksal, ikinci açıklamasında DEM’lilerle ve HÜDA-PAR’lılarla yönetmeyeceğim şeklinde ilk açıklamasını düzeltmeye çalışsa da ilk açıklamasında söylediği ile DEM parti yöneticilerini kastetmediği, seçildiği takdirde yöneteceği Afyon Belediyesi hizmetlerinde bir partiye oy veren seçmenlere hizmet vermeyeceğini açıkça beyan etmiştir. Bunun ırkçılık olduğu su götürmez bir gerçektir. Zira ilk açıklamasında DEM Parti yöneticilerine kapı kapalıdır demiyor. Kaldı ki yöneticiler için de bunu söyleyemez. Ayrıca Burcu Hanım, ikinci açıklamasında dolaylı bir şekilde halkın iradesini tanımayacağını da beyan ediyor.

 Nasıl mı? Açıklayayım. Adı üzerinde yerel seçim olan bu seçim; belediye başkanları, belediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri ile mahalle ve köy muhtarlarının seçildikleri seçimdir. Diyelim ki, Burcu Hanım 31 Mart’ta Afyonkarahisar halkının iradesiyle belediye başkanı seçildi. Aynı seçimde DEM parti, aldığı oy oranıyla belediye meclisinde temsil edilme hakkı elde etti. Bu durumda Burcu Hanım, seçilmiş belediye meclis üyelerine ben sizinle çalışmıyorum diyebilir mi? Diyemez. Ancak farz edelim ki dedi, bu halkın iradesini tanımamak olmaz mı? İradeyi tanımayan kendi meşruiyetinin zeminini ortadan kaldırmış olmaz mı? Sorular…sorular… sorular.

 Maalesef bu ülke hukukçuların önemli bir kısmının kendilerinin hukuku tanımadıkları ya da istedikleri gibi yorumladıkları bir ülke. En acısı ise hukuksuzlukların, iktidarın yaptıkları ile sınırlı olmaması ve muhalefet partilerinde siyaset yapan Köksal gibi hukukçuların da etnik köken ve siyasi düşünce farklılıkları üzerinden yerine göre hukuksuzluklara imza atarak, anayasa ile yasaları tanımamalarıdır. İşte ülke bu nedenle arpa boyu ileriye gidemiyor.

 Şimdi soru şu: CHP Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in belediyelerimizin kapıları partisine bakılmaksızın tüm yurttaşlarımıza açık olacak açıklamasının aksine, bir partinin mensuplarına kapıları kapatacağını açıklayan Burcu Köksal’la yola devam mı edilecek, yoksa Afyonkarahisar da seçime girmeme pahasına geri mi çekilecek? CHP yönetiminin ivedilikle bu soruya cevap vermesi gerekiyor. Aksi taktirde Köksal’ın açıklaması, partinin çok önemsediği, “Türkiye ittifakının ve kent uzlaşısının” altını boşaltacaktır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve belediye başkan adayı Ekrem İmamoğlu bu riski gördüğü için, “Ayrımcılık yapan ya kendine başka iş bulacak ya da başka partiye gidecek” diye tepki gösteriyor.

 Evet, CHP’nin yeni Genel Başkanı Sayın Özgür Özel ile ekibi önemli ve ciddi bir sınavla karşı karşıyalar. Ya bu ayrıştırıcı ve ırkçı söylemi göz ardı edecekler ya da bir ili gözden çıkarma pahasına dur diyecekler. Durum bu kadar net..!

Yukarıda ki yazı noktası virgülüyle, 31 Mart Yerel Seçimleri öncesi, 14 Mart 2024 tarihinde başka mecra da yayınlamıştı. Peki ne oldu? CHP yönetimi, Anayasaya aykırı davranacağını, açık açık beyan eden Burcu Köksal’ı adaylıktan çekip, bir ili kaybetmeyi göze alamadı ve seçimi kazanan Köksal, on binlerce CHP’li seçmenin oyunu AKP’ye taşıdı. O zaman partiler, ne pahasına olursa olsun seçimi kazanmak için aday belirlemekten vazgeçmeli ve aday belirlemede tabanlarının sesine kulak vererek, demokrasiyi önce kendileri içselleştirmeliler. Aksi durumda, daha çok Özlem Çerçioğu, Burcu Köksal faciaları yaşanacak bu ülke de. 

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.