SİYASAL İSLAMİYET (ŞERİATÇILIK):
Unutulmamalıdır ki bugünü anlamak, gerçekten aydınlık, laik ve demokratik bir Türkiye yaratabilmek için, doğru bir tarih bilincine sahip olmak zorundayız. Eğer bugün birileri, cennet özlemi ve cehennem korkusu koşullarında devlet desteği ve pisikolojik baskı uygulamakla, 1400 yıl önce söylemişleri beyinlere şırınga (morfin) ediliyorsa, insanlığın en büyük ahlaki kazanımları ve özgürlüklerinizi yoketmiş olursunuz. Böylece, insanın farklı düşünme, farklı yaşama, istediği gibi inanma ve inancını istediği gibi değiştirme, önkoşullanmasız bilgilenme, seçme ve belirleme özgürlüğünüzü Suudi dolarlarıyla toplumumuzu 1400 sene evveline götürecekleri bilinmektedeir. Bu koşullar dahilinde Müslümanlığı, Şeriatçı bir siyaset tarzı düzeyinde kurumlaştırmaya çalışanların aksine, uygarlık düzeyine ulaşmak için, laik, çağdaş, demokratik ve baskıcı olmayan bir savunucusu olarak geciktirilmez bir zorunlukla karşı karşıyayız. Çünkü İslam dininin yayılışı; misyonerlik ve hoşgörüyle değil, baskı ve süngülerin ucuyla gerçekleşmiştir. Amaç, din ve dinin yayılması değil, egemen sınıfın belirleyici baskıcı gücünün zorlaması, talan, ganimet' köle ticareti ve sömürgecilik vardı. Ancak duyulabileceği bir durum olan, baskı, zulüm ve talanı bir hoşgörü, barış ve övünç vesilesi olarak anlatmak, tarih kitaplarımızın temel argümanlarındandır. Düşünün ki, tüm işgaller ve talanlar, Allah'ın meşru kıldığı ödüllerdir diye kabul ediliyordu.
Şeriatçıların islamiyet biçimi, egemen sınıfların Arap gelenek ve gereksinimlerince biçimlenmiş bir doğmalar bütünüdür.
Eğer bu coğrafyada, Siyasal İslamının ne olduğundan yola çıkıp da; gerçekten birlik, beraberlik yani toplumsal barışı ve kardeşliği istiyorsak, insanlarımızın arasında siyasal İslam faşizmine karşı olma durumu yaygınlaştırmasını zaman içinde sağlanmadığı durumundaki kaybının faturasının hepimize kesileceği bilinmelidir.
Halil Doğan


















