Veli Beysülen
[email protected]

Tek çözüm ‘âmâ’sız, ‘fakat’sız karşı çıkmak!

28 Aralık 2022 05:48

 

            31 Mart 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptali üzerine, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu arasında yaşanan polemikte iki tarafın birbirlerine “ahmak” demeleri, normal şartlarda iki siyasetçinin birbirlerine yönelttikleri sert eleştiri olarak kabul edilir.

                Ancak Türkiye, son yıllarda diğer birçok alanda olduğu gibi siyasetin de normal mecrasında yapılmadığı bir ülkedir. Önceki birçok yazımda iktidar ile yandaşlarının ve iktidarın yanında konumlanmış yargının muhalefet sözcüleri ile iktidarı eleştiren bireylerin söylediklerini niyet okumaya tabi tuttuklarını ve içinden cımbızla laf çekerek insanları hedef haline getirip yargı eliyle cezalandırıldıklarını yazmıştım.

              Maalesef iktidar ve yandaşlarının bu yönteminin son kurbanı, kendisine “ahmak” diyen İçişleri Bakanına karşılık olarak, “Ahmak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimini iptal ettirenlerdir.” diyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu oldu.

              Çünkü İmamoğlu’nun kendisine “ahmak” diyen Soylu’ ya verdiği bu cevap, Yüksek Seçim Kurulu üyelerine hakaret olduğu iddiası ile yargıya taşındı ve 3 yıl süren yargılama sürecinin sonunda İmamoğlu’na siyasi yasak içerecek şekilde 2 yıl 7 ay 15 gün ceza verildi.

               Kuşku yok ki İmamoğlu’na verilen bu ceza, demokratik yarış koşullarını ortadan kaldırmış olan ve iktidar olmanın avantajı ile devletin tüm olanaklarını kullanan iktidarı sandıkta yenmiş olmasının bedelinden başka bir şey değildir. Zira CHP’nin İstanbul seçimini kazanmasının bir diğer mimarı İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu da önceki yıllarda attığı Twitler gerekçe gösterilerek aynı şekilde cezalandırıldı ve siyasi yasaklı haline getirildi.

              Bu ülkede yaşayan, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne inanan her insanın, vicdanını yaralayan bu hukuksuzluğu ve verilen cezayı kabul etmesi mümkün değildir. Zira hukuki hiçbir temeli olmayan, baştan sona siyasi olan bir süreç yaşanmış ve yargıç değişikliği dâhil birçok hukuksuzlukla zorlama bir ceza verilmiştir.

             Dolayısıyla iktidarın siyasi rakiplerini yargı eliyle bertaraf etmesine karşı çıkmak, demokrasiyi ve bağımsız hukuku savunmak, asgari düzeyde demokrat olmanın gereğidir.

              Elbette bu ülke bugünlere bir günde gelmedi. Hatırlarsınız daha önce birçok yazımda, 99 yıl önce kurulmuş olup, 1946’dan 2022 yılına 76 yıllık demokrasi macerası olan Türkiye’nin hiçbir zaman kutsal devlet anlayışını aşamadığını ve tam olarak demokratikleşemediğini yazmıştım.  

               Demokratikleşemeyen Türkiye’de yargı bağımsızlığı da hiçbir zaman sağlanamadı ve hukuksuzluk sürekli hale geldi. Zira yargı bir yandan kendisini “Kutsal Devleti” korumakla görevli görürken, diğer yandan günün iktidarının politikalarını uygulama aracı olarak kullanıldı. Ne yazık ki, 2002 yılında bu hukuksuzluğa karşıymış görüntüsü ile iktidar olan AKP döneminde hukuksuzluk katlanarak devam etti.

             İktidar olduğu günden itibaren yargı ile sorun yaşayan ve karşı karşıya kaldığı kapatma davasından kıl payı sıyrılan AKP, yargı erkini eline geçirmek üzere 2010 yılında hazırladığı anayasa değişiklik paketini meclisten referanduma götürecek sayı ile geçirdi. İktidar, bu mini anayasa değişiklik paketini, içine attığı kırıntı demokratik düzenlemelerin avantajı ile 12 Eylül 2010 anayasa referandumunda halka kabul ettirdi.

             Asıl hedefi yargı erki üzerinde hâkimiyet kurmak olan bu anayasa değişikliğinin hemen ardından, iktidarının başından itibaren ittifak yaptığı paralel yapıyla kavgaya tutuşan AKP, zaman içinde paralel yapıyı tasfiye etti ve yargıya hâkim olarak yargıyı muhaliflerini baskı altına almak üzere dizayn etti.

              Bununla da kalmadı, özellikle yandaşlara rant sağlayan projelerin takıldığı yargı denetimini yok edecek düzenlemeler yaptı. Atama ve tayinlerle kilit noktalara yandaşlarını yerleştirdi ve oluşturduğu yeni mahkemelerin kritik siyasi davalara bakmalarını sağladı. Daha açık bir ifade ile yargıyı, siyaseti kendisinin isteğine uygun dizayn edecek şekilde yapılandırdı.

 

             2010 yılı anayasa referandumunun ardından AKP ile FETÖ cemaati arasında alttan alta süren paylaşım kavgası, 17-25 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonları ile su yüzüne çıktı. Bu süreçte statüko ile iş birliğine giden AKP, bu operasyonları FETÖ cemaatinin kumpası olarak ilan etti ve işin içinden sıyrıldı.

             Ne yazık ki, önceki yıllarda iktidarlar tarafından korunan ve AKP’nin iktidar olması ile birlikte devlette birçok kilit noktaya adamlarını yerleştirmiş olan FETÖ cemaati pes etmedi ve 15 Temmuz 2016 tarihinde, ülke kanlı bir darbe girişimi ile karşı karşıya kaldı.

                Darbe girişimini fırsata çeviren AKP, 20 Temmuz 2016 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Olağanüstü Hal (OHAL) ilan ederek kendi darbesini yaptı. Tüm bu süreçlerde statükocu anlayışla iş birliğine giden AKP’nin verdiği en önemli taviz, devam etmekte olan Çözüm Süreci’ni bitirmesi ve çözüm masasını devirmesi oldu.

             Çözüm masasını devirip MHP ile ittifaka giren AKP, hedefine 7 Haziran 2015 milletvekili seçimlerine parti olarak giren HDP’yi koydu. Zira kurulduğu 2002 yılında iktidar olan AKP, 7 Haziran 2015 seçimlerinde parlamento çoğunluğunu kaybetmesine neden olarak HDP’yi ve onun yönetim kadrosunu görüyordu.

             Buna ek olarak iş birliği yaptığı MHP’nin temsil ettiği siyasi çizginin de bastırması ile Kürt halkının yanı sıra bu ülkenin etnik, dini, mezhepsel ve sınıfsal farklılıklarından dolayı ezilen tüm kesimlerin temsilcisi olma iddiası ile siyaset sahnesinde yer almış olan, parlamentonun üçüncü büyük grubuna sahip HDP, her türlü hukuksuzlukla karşı karşıya kaldı.

             2014 ve 2019 yerel seçimlerinde seçilen HDP’ li belediye başkanları ile belediye meclis üyeleri, haklarında herhangi bir yargı kararı olmadan görevden alındılar ve yerlerine kayyumlar atandı. 

              AKP-MHP iktidar bloğu aynı süreçte muhalefetinde desteği ile bir hukuksuzluğa daha imza attı ve dokunulmazlıklarını kaldırttığı HDP eş genel başkanları ile milletvekillerini tutuklattı.

               Böylece bu milletvekillerine oy veren milyonlarca seçmenin parlamentoda temsili engellendi. Zira seçilen milletvekilinin dokunulmazlığı kendisine vekâlet veren seçmene tanınmış bir haktır. Öte yandan Partiye yönelik operasyonlarda binlerce partili gözaltına alındı tutuklandı.

              Olağanüstü Hal (OHAL) sürecinde, işçi-memur on binlerce kamu çalışanı, kararnamelerle kamudan ihraç edildi. İktidar partisinde siyaset yapan ve geçmişte FETÖ’ ye övgülerde bulunmuş olanlara dokunulmazken, birçoğu mesnetsiz iftira ve ihbarlara dayanan ihraçlara maruz kalan emekçilerin yargıya gitme hakları ellerinden alındı.     

              Son birkaç yıldır Türkiye’de hukuksuzlukta sınır tanınmıyor. Ülkenin yazan çizen muhalif, aydın, yazar ve gazetecileri, ülkenin yaşadığı derin ekonomik ve siyasi krizleri sosyal medyada paylaşan yurttaşlar, eğitim haklarının gasp edilmesine, okudukları üniversitelere kayyum Rektör atanmasına karşı çıkan öğrenciler, bilimsel gerçekleri söyleyen bilim insanları, insan hakları savunucuları, hukukçular evlerinden gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor.

               Kısacası ülke, 20 yıllık AKP iktidarı eliyle yurttaşlarına hukuksuzluğun her türlüsünün yaşatıldığı cehenneme döndü.

              Yukarıda belirttiğim gibi, kendisine asgaride de olsa “Demokratım” diyen her Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının, tüm bu hukuksuzluklara karşı çıkması insan olmasının gereğidir. Ne yazık ki, bu ülkede kendisine muhalifim, demokratım, demokrasi ve hukukun üstünlüğünden yanayım diyen bazı siyasetçiler, hukuksuzluklara maruz kalan birey veya kurumun kimliğine ve aidiyetine göre tavır sergilemektedirler.

              Özellikle İmamoğlu’nun karşı karşıya kaldığı hukuksuzluğa karşı çıkan sistem içi muhalefet, iktidar bloğunun son yıllarda başta HDP olmak üzere, muhalif kişi ve kurumları hukuksuzlukla tasfiye etmesine seyirci kaldıklarında, hukuksuzluğun ülkenin rutini haline gelmesine destek verdiklerini bilmek zorundadırlar.

               Maalesef İmamoğlu’nun aldığı cezaya karşı çıktıkları iddiasında olanlar, aynı süreçte mecliste dokunulmazlığı kaldırılmış olsa da halen yargılanması sonuçlanıp mahkûmiyeti kesinleşmediği halde tutuklanıp cezaevine konduğu için meclis oturumlarına katılamayan HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in, milletvekilliğinin devamsızlık nedeniyle düşürülmesine destek veriyorlardı.

              Peki, bu desteği verenler, tutuklu bir milletvekilinin parlamentoya gelmesinin mümkün olmadığını bilmiyorlar mı? Biliyorlarsa, hukuksuzluğun muhatabına göre tavır almanın, hukuksuzluğun ülkenin rutini haline gelmesine katkı vermek olduğunu bilmeleri gerekmez mi?

                Peki, Soma iş cinayeti sonrası katliamda hayatını kaybeden maden emekçilerinin ailelerine destek için Soma’ya giden Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı ile arkadaşları hukuksuz bir şekilde tutuklanıp mahkûm edilirken sesleri çıkmayanlar.

             Ya da bilim insanı kimliği ile iddialar araştırılsın dediği için sabahın köründe evinden gözaltına alınan ve tutuklanan 62 yaşındaki Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korun Ficancı’nın gözaltına alınmasına sessiz kalanlar, sessiz kalmak suretiyle hukuksuzluklara destek verdiklerinin farkında değiller mi?

               Evet, tüm bunlardan çıkarılacak dersi kısaca özetlemek gerekirse; hukuksuzluğa ‘âmâ’sız, ‘fakat’sız karşı çıkmayıp, hukuksuzluğa maruz kalanın etnik köken, din ve mezhep inanışı ile siyasi düşüncesine göre tavır belirleyenler, bugün İmamoğlu olur, yarın bir başkası, sonuçta bu tür hukuksuzluklara bilerek onay vermiş olurlar!

 

Unutulmamalı ki, adalet bir gün herkese lazım olur lafı öyle rastgele söylenmiş bir laf değildir!

 

Yorumlar (0)

Kalan karakter : 450
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

Yazarın Diğer Yazıları

GERÇEKLER AH GERÇEKLER
26 Ocak 2026 05:48

" KAMUNUN BÜTÇE DİSİPLİNİ EMEĞİN DEĞIL SERMAYENİN LEHİNE ANLATIYOR "
19 Ocak 2026 05:48

ASGARI ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA EKONOMİK POLITİKA BİLİMDE UZAK
06 Ocak 2026 05:48

" TARAFSIZLIK YERİNE ADANMIŞLIK HAKİM "
30 Aralık 2025 05:48

SELVİ SİPARİS YAZI YAZIYOR EMEKÇİNIN HAKLARINI GÖRMEZDEN GELİYOR "
24 Aralık 2025 05:48

SGK BASKANININ " 78 YAŞİNA KADAR MAAŞ ALOYORLAR " .SOZÜ TEPKİ CEKTİ
02 Aralık 2025 05:48

SOSYAL DEVLET BILİNÇLİ SEKİLDE TASFİYE EDİLDİ
17 Kasım 2025 05:48

" DEVLETİN KATKISIDA YETMEDİ , ŞIRKETLER HEDEFLENEN KARI ELDE EDEMEDİLER "
10 Kasım 2025 05:48

"TES" SOSYAL DEVLTIN TASFİYESİDİR "
04 Kasım 2025 05:48

GELIR ADALETSİZLİĞİ VE BOLGESEL GERİLİMLER TÜRKİYE’Yİ BIÇAK SIRTINDA TUTUYOR!
13 Ekim 2025 05:48

TÜRK-İŞ MASAYA RESTI, EMEKÇİNİN YUKSELEN İSYANIDIR.
07 Ekim 2025 05:48

HALK BORÇ BATAĞINDA, GERÇEK GÜNDEMDEN KAÇIŞ VAR
22 Eylul 2025 05:48

" 12 EYLÜL FAŞİZMİ SADECE TANKLARLA GELMEDİ EMEĞİ VE GELECEĞİ TESLİM ALDI"
16 Eylul 2025 05:48

ADINI DOĞRU KOYMAK LAZIM
11 Eylul 2025 05:48

VELI BEYSÜLEN " EGITIMDE BILIM VE LAİKLİK ŞART ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ TEHLİKE ALTINDA
08 Eylul 2025 05:48

ENFLASYON GERÇEKLERİ VE SENDİKALARIN SORUMLULUGU
01 Eylul 2025 05:48

" İŞÇİNİN 1 TRİLYON LİRALIK KAYBI MASADAKİ SESSİZLİĞİN BEDELİ "
25 Ağustos 2025 05:48

GREV HAKKI FIILEN YOK SAYILIYOR TOPLU SÖZLEŞME TİYATROSU OYNANIYOR
21 Ağustos 2025 05:48

GREV HAKKI FİİLEN YOK SAYILIYOR. TOPLU SÖZLEŞMESI MASASI TİYATROSU OYNANIYOR "
18 Ağustos 2025 05:48

źEMEK MÜCADELESİNDE YENİ BİR KIRILMA İŞÇİNİN SABRI SINIRDA
10 Ağustos 2025 05:48

EMEKÇİNİN SESİ KISILIYORSENDIKAL HAKLARGASP EDILIYOR
20 Temmuz 2025 05:48

100 YILLIK KRONİK TABU YIKILABİLECEKMİ ?
17 Temmuz 2025 05:48

GEÇMİS MÜCADELE YOL ĞOSTERİCİDİR
10 Temmuz 2025 05:48

YAGINLARIN NEDENİ ÖZELLESTİRME POLİTIKALARİ
07 Temmuz 2025 05:48

EMEKLİYE YOK NATO YA VAR!!
03 Temmuz 2025 05:48

YOKSULUN YOKSULU EMEKLİLER!
29 Haziran 2025 05:48

DUYGUSALLIK İNSANA YANLIŞLIK YAPTIRIR
26 Haziran 2025 05:48

EMEK MÜCADELESİNDE YENİ BİR KIRILMA MI YAŞANIYOR?
22 Haziran 2025 05:48

ÇAĞIN TEHLIKELİ SİLAHI DİJİTAL TEKNOLOJİ
19 Haziran 2025 05:48

15 - 16 HAZİRAN DİRENİSİNDE DERS ALMAK
15 Haziran 2025 05:48

12 EYLÜL RUHU ÜLKEYİ SARINCA
12 Haziran 2025 05:48

ÜLKENİN ACİL İHTIYACI HANGİSİDİR
05 Haziran 2025 05:48

BARIS ILE DEMOKRASİ İKİZ KARDESTİR
22 Mayıs 2025 05:48

ORTASI OLMAYAN İNSANLAR ÜLKESİ TÜRKİYE
15 Mayıs 2025 05:48

ÜLKEYİ YÖNETENLERİN HIRSI YOKSULLUĞUN NEDENİ...
08 Mayıs 2025 05:48

UMUT GENÇLİKTE
04 Mayıs 2025 05:48

1 MAYIS BASİT BİR ANMA GÜNÜ DEĞILDİR
30 Nisan 2025 05:48

TÜRKİYE’DE EGEMENLİK MİLLETİN OLMALIDIR
24 Nisan 2025 05:48

ŞİMDİ NE OLACAK ?
20 Nisan 2025 05:48

BU KAVGA KAYIKÇI KAVGASI
17 Nisan 2025 05:48

VEYSELDEN AL DERSİ
06 Nisan 2025 05:48

PROTESTO HAKKI ANAYASAL HAKTIR
03 Nisan 2025 05:48

ÜLKEDE SANDIK DEMOKRASİSİ BİLE YOK
23 Mart 2025 05:48

EMEKLİ BAYRAM İKRAMİYESİ NASIL KAZANDI?
16 Mart 2025 05:48

BARIŞA ULAŞMAKTA AZAMİ DİKKATİN ÖNEMİ
09 Mart 2025 05:48

KİM KİME EKMEK VERİYOR?
02 Mart 2025 05:48

KADINLAR HAYATI DURDURACAK
22 Şubat 2025 05:48

DİSK 58 YAŞINDA
16 Şubat 2025 05:48

Denetimsizlik facialarla can alıyor
02 Şubat 2025 05:48

FACİALARIN NEDENİ SORUMLULARIN SORUMSUZLUĞUDUR
26 Ocak 2025 05:48

ASGARİ ÜCRET NASIL ORTALAMA ÜCRET OLDU
19 Ocak 2025 05:48

BU SEFALETIN NNEDENİ ÖRGÜTSÜZLUK
12 Ocak 2025 05:48

2025 yili emekciler icin zor bir yil olacak
31 Aralık 2024 05:48

MUNZUR ÇEM ( HUSEYIN BEYSULEN )
11 Aralık 2024 05:48

Asgari ucretin ulusal ve uluslar arasi dayanaklari (2)
18 Kasım 2024 05:48

SOSYAL DEVLETİ YOK EDEN İKTİDARIN SEÇİM “MÜJDE”LERİ!
24 Ocak 2023 05:48

KIRMIZI ÇİZGİLER DEĞİL İLKELER BELİRLEYİCİ OLMALI!
17 Ocak 2023 05:48

2023, BARIŞ MÜCADELESİNİN YÜKSELDİĞİ YIL OLSUN!
03 Ocak 2023 05:48

BU ÜLKEDE SIRTINDA KÜFE OLAN SİZ DEĞİLSİNİZ! 
26 Aralık 2022 05:48

74. YILINDA İNSAN HAKLARI VE TÜRKİYE!
20 Aralık 2022 05:48

ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARI
05 Aralık 2022 05:48

Görüntüyle yok edilen gerçekler
30 Kasım 2022 05:48

PARA TUZAĞININ ADI SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM!
24 Kasım 2022 05:48

ASGARİ ÜCRET, SEFALET ÜCRETİ OLMAMALI!
21 Kasım 2022 05:48

SİYASİ ÖNGÖRÜNÜZ YOKSA TÖKEZLERSİNİZ!
15 Kasım 2022 05:48

BÜTÇE İKTİDARIN SINIFSAL TERCİHİNİN BELGESİDİR!
14 Kasım 2022 05:48

ANAYASAYA UYMAYAN İKTİDARLA ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ OLUR MU?
09 Kasım 2022 05:48

SİZCE DEZENFORMASYONU KİM YAPIYOR?
01 Kasım 2022 05:48

CUMHURİYETİ CUMHURİYET YAPAN, ONUN DEMOKRATİK OLMASIDIR!
30 Ekim 2022 05:48

KRİZ Mİ, KAYNAK TRANSFERİ Mİ?
27 Ekim 2022 05:48

BU KADERİ KİM YAZIYOR?
24 Ekim 2022 05:48

İŞ CİNAYETLERİNİN NEDENİ AZGIN SÖMÜRÜ POLİTİKALARINIZDIR!
18 Ekim 2022 05:48

DOĞRU HAMLEYİ, DOĞRU ZAMANDA YAPMAK!
11 Ekim 2022 05:48

İNSANLAR ÜLKEYİ “SÜFLİ” YAŞAM İÇİN Mİ TERK EDİYOR? 
05 Ekim 2022 05:48

İNSAN HAKLARINI SAVUNMAKTA SAMİMİYETSİZLİK DEVAM EDİYOR!
27 Eylul 2022 05:48

6-7 Eylül olaylarından ders çıkarmak!
06 Eylul 2022 05:48

Bireyler değil, siyasi anlayışlar belirleyici olmalıdır
12 Ağustos 2022 05:48

ITUC: TÜRİYE İŞÇİLER İÇİN EN KÖTÜ 10 ÜLKEDEN BİRİ!
22 Temmuz 2022 05:48

DİSK/EMEKLİ-SEN MÜCADELESİNDEN KESİTLER! (10)
18 Temmuz 2022 05:48

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (14)
01 Temmuz 2022 05:48

Sendikaların ortaya çıkışı ve toplumsal rolü (129)
15 Haziran 2022 05:48

DİSK/EMEKLİ-SEN MÜCADELESİNDE KESİTLER (5)
05 Haziran 2022 05:48

DİSK/EMEKLİ-SEN MÜCADELESİNDEN KESİTLER! (4)
30 Mayıs 2022 05:48

KİMİN HASSASİYETİ?
25 Mayıs 2022 05:48

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (10)
17 Mayıs 2022 05:48

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (9)
11 Mayıs 2022 05:48

DENİZ, YUSUF, HÜSEYİN VE YÜZLERCE DEVRİMCİ, MÜCADELEDE YAŞIYOR!
08 Mayıs 2022 05:48

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (8)
28 Nisan 2022 05:48

EMEK MÜCADELESİNDE GEÇMİŞ, EN ÖNEMLİ YOL GÖSTERİCİDİR!
24 Nisan 2022 05:48

GERÇEK BARIŞ, SAVAŞIN NEDENLERİNİ DOĞRU TESPİTLE MÜMKÜNDÜR!
23 Nisan 2022 05:48

ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI ETMEK!
19 Nisan 2022 05:48

ENFLASYON, ÜCRETLERİ YUTTU!
11 Nisan 2022 05:48

SOMUT ÜZERİNDEN DURUMU GEÇİŞTİRMEK, GERÇEKLİKTEN KOPMAKTIR!
06 Nisan 2022 05:48

TÜRKİYE BÜTÇESİNİN KARA DELİKLERİ!
04 Nisan 2022 05:48

YAP-İŞLET-DEVRET YÖNTEMİYLE YAPILAN TESİSLERİ KİM YAPIYOR?
28 Mart 2022 05:48

DERDİ GEÇİM OLANLAR VE DERDİ SEÇİM OLANLAR!
20 Mart 2022 05:48

DOKTORLAR NEDEN HEDEF!?
14 Mart 2022 05:48

TÜRKİYE TARİHİNİN UNUTULMAYACAK İKİ ÖNEMLİ OLAYI İLE 12 MART!
13 Mart 2022 05:48

Kimin savaşı?
09 Mart 2022 05:48

ANAYASAL HAKLARI KULLANDIRMAYANLAR VE ONLARI KORUYANLAR!
01 Mart 2022 05:48

HEDEFİNİZ DÖNÜŞTÜRMEK DEĞİLSE, MEVCUDA MAHKÛM OLURSUNUZ!
23 Şubat 2022 05:48

İNSANCA YAŞAMA KAVGASI VE DEVLETİN TARAFI!
21 Şubat 2022 05:48

ELEKTRİKTE ADIM ADIM GELEN SOYGUN!
16 Şubat 2022 05:48

İKTİDARDA OLMANIN DAYANILMAZ CAZİBESİ
08 Şubat 2022 05:48

HİÇBİR SORUNU, O SORUNA YOL AÇAN ÇÖZEMEZ!
17 Ocak 2022 05:48

Diliniz, demokrasiye bakışınızı ele veriyor!
11 Ocak 2022 05:48

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ (1)
08 Ocak 2022 05:48

Söz konusu seçim kazanmaksa gerisi teferruattır!
28 Aralık 2021 05:48

TÜRK LİRASININ DURDURALAMAYAN ÇÖKÜŞÜ VE ASGARİ ÜCRET GERÇEĞİ!
20 Aralık 2021 05:48

YOKSULLAŞMANIN; KÖPRÜ, OTOYOL, HAVA ALANI VE TELEFON İLE İMTİHANI!
14 Aralık 2021 05:48

ARTIK ASGARİ DEĞİL, ASIL ÜCRET!
09 Aralık 2021 05:48

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ, DÜNÜ VE BUGÜNÜ (9)
07 Aralık 2021 05:48

KİME KARŞI NEYİN SAVAŞI?
29 Kasım 2021 05:48

KADINA YÖNELİK ŞİDDET ERKEK SORUNUDUR!
26 Kasım 2021 05:48

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ, DÜNÜ VE BUGÜNÜ (6)
17 Kasım 2021 05:48

KAVRAM KARGAŞASI İLE GERÇEKLERİ GİZLEYEMEZSİNİZ!
14 Kasım 2021 05:48

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ, DÜNÜ VE BUGÜNÜ (5)
11 Kasım 2021 05:48

KUTSAL DEVLET, ÜLKEYİ İYİ YÖNETEMEYENLERİN SIĞINDIĞI LİMANDIR!
07 Kasım 2021 05:48

KORKU TÜNELİNDEN YÜKSELEN KORKUTMA SESLERİ!
02 Kasım 2021 05:48

Dünya gençliği gelecekten endişeli!
25 Ekim 2021 05:48

ÜLKEYİ İYİ YÖNETEMEYEN İKTİDARIN BAŞVURACAĞI YÖNTEM BASKIDIR!
18 Ekim 2021 05:48

Tüm Yazılar