Veli Beysülen
[email protected]

RAHMİ KOÇ SİSTEMİ TEMSİL EDİYOR

11 Haziran 2026 09:29

Rahmi Koç Sistemi Temsil ediyor

Yaz sıcaklarının hissedilmeye başlandığı bugünlerde, Dünya ve yaşadığımız ülke Türkiye’nin gündemi, oldukça sıcak ve yoğun. Doğrusu bu köşe de hafta da bir yayınlanan yazımı yazarken, hangi konuda yazsam diye bir hayli düşünürüm. Sözgelimi bu hafta, 100 yıldır bu ülke burjuvazisinin en tepesinde yer alan, bir sermaye grubunun başında bulunan Rahmi Koç’un, özel bir hastanenin açılışında, Kürt etnik kimliği ile özelde Kürt kadınını genelde ise ayrımsız tüm kadınları rencide eden fıkrasının yanı sıra ülkenin asıl gündemi olan, “Mutlak Butlan” kararı ve sonrasında CHP’de yaşananlar, öne çıkan konular olarak gündemi işgal ediyorlar. Kuşku yok ki, iki gündem de değerlendirilecek konular olarak kendisini dayatıyor. Ancak ben bu yazı da devlet katında dokunulmaz olan, Türkiye burjuvazisinin temsilcisi Rahmi Koç’un, sistemin ayrıştırıcı politikasını açık eden, fıkrasının nedenleri ile sonuçları üzerinde durmaya çalışacağım.   

 Daha önce yazılarımda yazdım, son dönemi, yoğun savaşlarla geçen Osmanlı İmparatorluğunun yerine kurulan, genç Türkiye Cumhuriyeti, ilk yıllarından itibaren, uygulamaya koyduğu karma ekonomik modelle, bir yandan yoksul toplumun acil ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, birtakım hizmetlerin devlet eliyle yürütülmesini sağlarken diğer yandan ise verdiği ihale ve teşviklerle özel sermaye birikimi sağmaya çalıştı.

 Kuşkusuz, Cumhuriyetin ilk yıllarında, devletin verdiği bu ihale ve teşviklerden yararlanan aile şirketlerinin başında Koç Grubu geliyordu. Koç grubunun yanı sıra başka sermaye gruplarının da ortaya çıkmaları ile özel sektör, biriktirdiği sermayesi ve kadrosuyla, kendi kendine yetecek düzeye ulaştı ve 1950’li yılların başından itibaren, sistemin iplerini eline almaya başladı. Nitekim 1950’li yılların başından itibaren, yerli burjuvazi, yabancı sermaye ile kurumsal ve ticari iş birliği içinde, ülke yönetimin de söz sahibi olmaya ve uygulanacak ekonomik ve sosyal politikaları belirlemeye başladı.

 Yerli burjuvazi sisteme entegre oldukça, sistemin politikaları ile sermayenin sınıf tercihleri birbirini ötelemeden birlikte uygulanmaya başlandı. Kuşku yok ki, bu birliktelik; devletin çekirdeğinde veya sistem içi siyasette, karma bir politik tercihi ortaya çıkardı. Bu politik tercihin temelinde, kuruluşundan itibaren, etnik, dini ve mezhepsel farklılıkları reddeden, tekçi anlayışa dayanan devletin temel politikası ile kapitalist sistemde egemen sınıf burjuvazinin, yaşanması muhtemel sınıf mücadelesinde, nicel ve nitel olarak hızla büyüyen işçi sınıfının, sendikal ve siyasal örgütlenmelerinin baskı altında tutulması talebi vardı. Zira gerek dünya konjonktürü gerekse ülke şartları, birinin daha çok kazanması, diğerinin daha az kazanması anlamına gelen, kapitalist sistemin uzlaşmaz çelişkisinin birbirinden ayırdığı iki ana sınıf, burjuva sınıfı ile işçi sınıfı arasında mücadele yaşanmasını kaçınılmazdı.

 Öte yandan, 1950’li yıllar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) öncülüğünde reel sosyalizmin, hızla yükseldiği ve yayıldığı yıllardı. Yine 1950’li yıllar, İkinci emperyalist paylaşım (İkinci Dünya) savaşının yeni bittiği, insan hakları, barış ve özgürlük talepleri ile sömürgeciliği reddeden, ulusal kurtuluş savaşlarının dünya da yükseldiği yıllardı. Dolayısıyla bu buluşma, iç dinamiklerin sağladığı buluşmanın ötesinde anlama sahipti. Zira buluşma, emperyalist-kapitalist sistemin dünya genelinde uygulamaya koyduğu, anti komünist, anti demokrasi, anti insan hakları ve anti barış politikalarının teşvik ettiği buluşmaydı.  

 Elbette, bu buluşma Türkiye Cumhuriyeti devletinin sonraki yol haritasının temel belirleyicisi oldu. Sansasyonel toplumsal olaylar, darbeler ve ekonomik dönüşüm programları hepsi bu politik buluşmanın ortaya çıkardığı sonuçlardır. Sonra ki yıllarda özellikle 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri, sistemin temelini Türk-İslam sentezine oturttular. Sistem sadece sınıfsal değil, etnik köken, din ve mezhep ayrımının yanı sıra kadını yok sayan erkek egemen, cinsiyet eşitsizliğine dayanan bir sistemdir.

 O zaman, tüm bu ayrıştırmalar ile eşitsizlikleri, hakimiyetini sürdürmenin aracı olarak kullanan, Türkiye burjuvazisinin sözcülerinden Rahmi Koç’un, anlattığı fıkra ile temsilcisi olduğu temel politikanın sözcülüğünü yaptığını söylemek abartı olmaz. Bu söylemde, eşit yurttaşlık mücadelesi veren Kürtler ile kadınlar hedeftedir. Dolayısıyla Kürt kurumları ile bireylerin verdikleri tepki yerindedir. Ancak bunu yaparken, dikkat edilmesi gereken husus, Rahmi Koç ismi üzerinden, onun argümanı ile kadını rencide eden söylemlerden kaçınmaktır. Zira eleştiriler de Rahmi Koç’un, aile yaşantısının hedef alınması ve eski eşini rencide edici ifadeler kullanılması, onun temsilcisi olduğu sistemin ayrıştırıcı politikasına meşruluk kazandırmaktan başka bir şey değildir. Burada yapılacak olan Rahmi Koç’un, temsil ettiği sistemin, tekçi ırkçı yaklaşımı ile kadın düşmanlığını esas alan cinsiyetçi politikasını mahkûm etmektir.

 Kuşku yok ki, bu yıl yüzüncü yılını kutlayan Koç Grubunun ikinci kuşak sahibi, Rahmi Koç ile benzeri burjuvalar, sistemin ayrıştırıcı politikası sayesinde bu ülkenin kaynakları ile insan emeğini sömürmektedirker. Dolayısıyla onların bu politikayı sahiplenmeleri ve devamı için, rol üstlenmeleri kaçınılmazdır. Mesele onların söylediklerinden ziyade bizim tepkilerimizde ne kadar bütünleştiğimizdir. Nitekim Rahmi Koç’un kabul edilemez fıkrasına yönelen eleştirilere karşı, bazı kesimlerden gelen tepkiler, toplum olarak ayrıştırmanın etkisinden kurtulamadığımızı gösteriyor. Örneğin; Karadeniz bölgesi insanlarının yıllardır, Karadeniz insanını hicveden Fadime-Temel fıkraları anlatılıyor, biz hiç böyle tepki göstermedik diyerek, gösterilen tepkilere karşı çıkmaları doğru bir tepki biçimi değil. Çünkü Fadime-Temel, fıkralarında hiçbir zaman etnik vurgu yapılmaz. Kaldı ki Rahmi Koç, Kürt kadınının dil sorununu görmezden geliyor ve topluca Kürtleri, Türkçe bilmemekle yaftalıyor.

 Oysa Kürtler, bu ülkenin kurucu unsurlarındandır. O zaman sorgulanması gereken, ülkenin ikinci etnik kimliğinin, sağlık gibi önemli bir konuda kendi dilinde hizmet alamaması olmalıdır.

 Aslında konuya daha geniş bir çerçevede, özellikle erkek egemen sistemin kadını aşağılaması penceresinden bakmak gerekiyor. Zira bu bakış açısı, kadını erkeğin malı, onun namusu olarak gören, erkektir haklıdır anlayışı ile kadına şiddete ve kadın cinayetlerine yol açan genişçe bir alanı kapsamaktadır. Bence bu ayrıştırmanın ve cinsiyetçi yaklaşımın en önemli işlevi ise ortak mücadelenin önünü kapamasıdır. Çünkü sistem varlığını, ayrıştırmalarla sürdürme politikası uyguluyor ve toplumu ayrıştıran her tür sorunu kaşımaktan geri durmuyor.

 Kuşkusuz Rahmi Koç’un temsil ettiği sistem, erkeğe üstünlük atfeden, kadını eşiti olarak görmeyen erkek egemen zihniyetin, kadını yok saymasının, toplumsal mücadelelerde kadın erkek birlikteliğini, engellediğini gayet iyi biliyor. Dolayısıyla yüzüne modernlik-çağdaşlık maskesi giymiş burjuvazi, kadına yönelik cinsiyetçi yaklaşıma sahiptir. Maalesef erkeğe üstünlük atfeden muhafazakâr toplumsal yapıyı kullanan burjuvazi, liberal sözcülerinin, bireysel hakları temel alan söylem ve eylemlerine rağmen, sistemin bu bilinçli tercihinden yararlanan erkeğin, kadına sahiplik içgüdüsüyle hareket etmesini teşvik etmektedir. En kötüsü ise kitle iletişiminde, kadını vitrin malzemesi, ürün pazarlama aracı olarak göstermesidir.  
Öte yandan yoksulluk yoksunluk, savaş, terör, zorunlu göç ekonomik ve dinî baskı üreten sistem, bunlara karşı çıkmayı önlemek üzere, etnik, dini ve mezhepsel farklılıklar üzerinden yaptığı ayrıştırmayı yeterli görmediği durumlarda, cinsiyet temelli ayrıştırmayı teşvik etmektedir. Sistemin bunun için kullandığı en önemli araç ise din ve gelenektir. Zira kadına yönelik şiddetin nedenlerine baktığımızda, nedenlerin, genel ve bireysel olmak üzere, iki ana başlıkta toplandığını görüyoruz.

 Kuşkusuz, liberal kapitalist sistemin, sınıf mücadelesinin yükseldiği dönemlerde, iktidara muhafazakâr siyasi parti ve programları taşıyarak, onun uyguladığı kadın karşıtı politikalarla, kadın mücadelesinin yönünü iktidara çevirmektedir. Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı bunun en iyi kanıtıdır. Zira 2002 yılından bu yana devam eden, 24 yıllık AKP iktidarı uyguladığı kadın karşıtı politikalarla ayrışmayı derinleştirmekte ve sisteme karşı ortak mücadeleyi dinamitlemektedir.

  Evet, ülkemiz açısından, kadına şiddet ve kadın cinayetleri sorununun aşılamamasının ve şiddetin, artarak devam etmesinin en önemli nedeni, yönetim erkini elinde bulunduran iktidarın, soruna yaklaşımıdır. Tüm bunlar kadına yönelik şiddetin, egemen sınıfın politik tercihi olduğunun kanıtıdır.

 O zaman Rahmi Koç’un, Kürt etnik kimliğini merkeze koyduğu fıkra, biri etnik kimlik üzerinden diğeri ise cinsiyet eşitsizliği üzerinden olmak üzere, iki yönlü ayrıştırmaya hizmet etmektedir. Dolayısıyla karşı çıkış mücadelesinin bu iki ayrıştırma üzerinden topluca verilmesi anlamlıdır!

 

Yorumlar (0)

Kalan karakter : 450
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

Yazarın Diğer Yazıları

SURUÇU UNUTMA UNUTTURMA
20 Temmuz 2026 09:29

EMEKLİLERİN SENDİKAL MÜCADELESİ 31 YAŞINDA
12 Temmuz 2026 09:29

KORKUTA N GERÇEKLERİN
07 Temmuz 2026 09:29

SİZSE BİZİ İLGİLENDİRİYOR MU ?
25 Haziran 2026 09:29

PİŞMANIM VE ÖZÜR DİLİYORUM
20 Haziran 2026 09:29

ELESTİRİ DEĞİL MEŞRUTİYET KRİZİ
18 Haziran 2026 09:29

15-16 HAZİRAN DİRENİŞİNDE DERS ALMAK
15 Haziran 2026 09:29

MUTLAK BUTLAN VE EMEK DÜŞMANLIĞI
01 Haziran 2026 09:29

LİDERLİK ZOR ZANAAT VESSELAM
29 Mayıs 2026 09:29

EMEKLİ YOKSULLUĞU GERÇEK!
26 Mayıs 2026 09:29

MUHALEFETİ DE BEN BELİRLERİM
21 Mayıs 2026 09:29

BİLAL BEYİN GÖRMEK İSTEMEDİKLERİ
18 Mayıs 2026 09:29

CHP GENEL BAŞKANI ÖZEL VE EKİBİ CİDDİ BİR SINAVLA KARŞI KARŞIYA
16 Mayıs 2026 09:29

23NİSAN DEMOKRASİ VE ÇOCUKLAR
23 Nisan 2026 09:29

HAYDİ 1 MAYIS’TA ALANLARA
22 Nisan 2026 09:29

DOĞA KATLİAMI DUR DURAK BİLMİYOR
16 Nisan 2026 09:29

ARA ZAM BEKLENTİ DEĞİL ZORUNLULUK
14 Nisan 2026 09:29

ARA SEÇİM, ANAYASANIN MAHİR HÜKMÜDÜR.
09 Nisan 2026 09:29

SUÇ SİZDE DEĞIL SİZİ SEÇENLERDE
07 Nisan 2026 09:29

EMPERYALİZİM İÇİN ESAS OLAN ÇIKARDIR..
03 Nisan 2026 09:29

ENFLASYONDA YENİ BAHANE...SAVAŞ
30 Mart 2026 09:29

BARIŞ IKTİDARIN AJANDASINA KURBAN EDİLEMEZ
19 Mart 2026 09:29

RAPOR ÇÖZÜM İRADESİ YANSITMIYOR
12 Mart 2026 09:29

8 MART BASİT BİR ANMA GÜNÜ DEĞİL!
07 Mart 2026 09:29

EMEKLI BAYRAM İKRAMİYESİ NASIL ERİDİ?
03 Mart 2026 09:29

EMEKLİLERİ KİM KIŞKIRTIYOR ?
24 Şubat 2026 09:29

GERÇEKLER AH GERÇEKLER
26 Ocak 2026 09:29

" KAMUNUN BÜTÇE DİSİPLİNİ EMEĞİN DEĞIL SERMAYENİN LEHİNE ANLATIYOR "
19 Ocak 2026 09:29

ASGARI ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA EKONOMİK POLITİKA BİLİMDE UZAK
06 Ocak 2026 09:29

" TARAFSIZLIK YERİNE ADANMIŞLIK HAKİM "
30 Aralık 2025 09:29

SELVİ SİPARİS YAZI YAZIYOR EMEKÇİNIN HAKLARINI GÖRMEZDEN GELİYOR "
24 Aralık 2025 09:29

SGK BASKANININ " 78 YAŞİNA KADAR MAAŞ ALOYORLAR " .SOZÜ TEPKİ CEKTİ
02 Aralık 2025 09:29

SOSYAL DEVLET BILİNÇLİ SEKİLDE TASFİYE EDİLDİ
17 Kasım 2025 09:29

" DEVLETİN KATKISIDA YETMEDİ , ŞIRKETLER HEDEFLENEN KARI ELDE EDEMEDİLER "
10 Kasım 2025 09:29

"TES" SOSYAL DEVLTIN TASFİYESİDİR "
04 Kasım 2025 09:29

GELIR ADALETSİZLİĞİ VE BOLGESEL GERİLİMLER TÜRKİYE’Yİ BIÇAK SIRTINDA TUTUYOR!
13 Ekim 2025 09:29

TÜRK-İŞ MASAYA RESTI, EMEKÇİNİN YUKSELEN İSYANIDIR.
07 Ekim 2025 09:29

HALK BORÇ BATAĞINDA, GERÇEK GÜNDEMDEN KAÇIŞ VAR
22 Eylul 2025 09:29

" 12 EYLÜL FAŞİZMİ SADECE TANKLARLA GELMEDİ EMEĞİ VE GELECEĞİ TESLİM ALDI"
16 Eylul 2025 09:29

ADINI DOĞRU KOYMAK LAZIM
11 Eylul 2025 09:29

VELI BEYSÜLEN " EGITIMDE BILIM VE LAİKLİK ŞART ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ TEHLİKE ALTINDA
08 Eylul 2025 09:29

ENFLASYON GERÇEKLERİ VE SENDİKALARIN SORUMLULUGU
01 Eylul 2025 09:29

" İŞÇİNİN 1 TRİLYON LİRALIK KAYBI MASADAKİ SESSİZLİĞİN BEDELİ "
25 Ağustos 2025 09:29

GREV HAKKI FIILEN YOK SAYILIYOR TOPLU SÖZLEŞME TİYATROSU OYNANIYOR
21 Ağustos 2025 09:29

GREV HAKKI FİİLEN YOK SAYILIYOR. TOPLU SÖZLEŞMESI MASASI TİYATROSU OYNANIYOR "
18 Ağustos 2025 09:29

źEMEK MÜCADELESİNDE YENİ BİR KIRILMA İŞÇİNİN SABRI SINIRDA
10 Ağustos 2025 09:29

EMEKÇİNİN SESİ KISILIYORSENDIKAL HAKLARGASP EDILIYOR
20 Temmuz 2025 09:29

100 YILLIK KRONİK TABU YIKILABİLECEKMİ ?
17 Temmuz 2025 09:29

GEÇMİS MÜCADELE YOL ĞOSTERİCİDİR
10 Temmuz 2025 09:29

YAGINLARIN NEDENİ ÖZELLESTİRME POLİTIKALARİ
07 Temmuz 2025 09:29

EMEKLİYE YOK NATO YA VAR!!
03 Temmuz 2025 09:29

YOKSULUN YOKSULU EMEKLİLER!
29 Haziran 2025 09:29

DUYGUSALLIK İNSANA YANLIŞLIK YAPTIRIR
26 Haziran 2025 09:29

EMEK MÜCADELESİNDE YENİ BİR KIRILMA MI YAŞANIYOR?
22 Haziran 2025 09:29

ÇAĞIN TEHLIKELİ SİLAHI DİJİTAL TEKNOLOJİ
19 Haziran 2025 09:29

15 - 16 HAZİRAN DİRENİSİNDE DERS ALMAK
15 Haziran 2025 09:29

12 EYLÜL RUHU ÜLKEYİ SARINCA
12 Haziran 2025 09:29

ÜLKENİN ACİL İHTIYACI HANGİSİDİR
05 Haziran 2025 09:29

BARIS ILE DEMOKRASİ İKİZ KARDESTİR
22 Mayıs 2025 09:29

ORTASI OLMAYAN İNSANLAR ÜLKESİ TÜRKİYE
15 Mayıs 2025 09:29

ÜLKEYİ YÖNETENLERİN HIRSI YOKSULLUĞUN NEDENİ...
08 Mayıs 2025 09:29

UMUT GENÇLİKTE
04 Mayıs 2025 09:29

1 MAYIS BASİT BİR ANMA GÜNÜ DEĞILDİR
30 Nisan 2025 09:29

TÜRKİYE’DE EGEMENLİK MİLLETİN OLMALIDIR
24 Nisan 2025 09:29

ŞİMDİ NE OLACAK ?
20 Nisan 2025 09:29

BU KAVGA KAYIKÇI KAVGASI
17 Nisan 2025 09:29

VEYSELDEN AL DERSİ
06 Nisan 2025 09:29

PROTESTO HAKKI ANAYASAL HAKTIR
03 Nisan 2025 09:29

ÜLKEDE SANDIK DEMOKRASİSİ BİLE YOK
23 Mart 2025 09:29

EMEKLİ BAYRAM İKRAMİYESİ NASIL KAZANDI?
16 Mart 2025 09:29

BARIŞA ULAŞMAKTA AZAMİ DİKKATİN ÖNEMİ
09 Mart 2025 09:29

KİM KİME EKMEK VERİYOR?
02 Mart 2025 09:29

KADINLAR HAYATI DURDURACAK
22 Şubat 2025 09:29

DİSK 58 YAŞINDA
16 Şubat 2025 09:29

Denetimsizlik facialarla can alıyor
02 Şubat 2025 09:29

FACİALARIN NEDENİ SORUMLULARIN SORUMSUZLUĞUDUR
26 Ocak 2025 09:29

ASGARİ ÜCRET NASIL ORTALAMA ÜCRET OLDU
19 Ocak 2025 09:29

BU SEFALETIN NNEDENİ ÖRGÜTSÜZLUK
12 Ocak 2025 09:29

2025 yili emekciler icin zor bir yil olacak
31 Aralık 2024 09:29

MUNZUR ÇEM ( HUSEYIN BEYSULEN )
11 Aralık 2024 09:29

Asgari ucretin ulusal ve uluslar arasi dayanaklari (2)
18 Kasım 2024 09:29

SOSYAL DEVLETİ YOK EDEN İKTİDARIN SEÇİM “MÜJDE”LERİ!
24 Ocak 2023 09:29

KIRMIZI ÇİZGİLER DEĞİL İLKELER BELİRLEYİCİ OLMALI!
17 Ocak 2023 09:29

2023, BARIŞ MÜCADELESİNİN YÜKSELDİĞİ YIL OLSUN!
03 Ocak 2023 09:29

Tek çözüm ‘âmâ’sız, ‘fakat’sız karşı çıkmak!
28 Aralık 2022 09:29

BU ÜLKEDE SIRTINDA KÜFE OLAN SİZ DEĞİLSİNİZ! 
26 Aralık 2022 09:29

74. YILINDA İNSAN HAKLARI VE TÜRKİYE!
20 Aralık 2022 09:29

ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARI
05 Aralık 2022 09:29

Görüntüyle yok edilen gerçekler
30 Kasım 2022 09:29

PARA TUZAĞININ ADI SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM!
24 Kasım 2022 09:29

ASGARİ ÜCRET, SEFALET ÜCRETİ OLMAMALI!
21 Kasım 2022 09:29

SİYASİ ÖNGÖRÜNÜZ YOKSA TÖKEZLERSİNİZ!
15 Kasım 2022 09:29

BÜTÇE İKTİDARIN SINIFSAL TERCİHİNİN BELGESİDİR!
14 Kasım 2022 09:29

ANAYASAYA UYMAYAN İKTİDARLA ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ OLUR MU?
09 Kasım 2022 09:29

SİZCE DEZENFORMASYONU KİM YAPIYOR?
01 Kasım 2022 09:29

CUMHURİYETİ CUMHURİYET YAPAN, ONUN DEMOKRATİK OLMASIDIR!
30 Ekim 2022 09:29

KRİZ Mİ, KAYNAK TRANSFERİ Mİ?
27 Ekim 2022 09:29

BU KADERİ KİM YAZIYOR?
24 Ekim 2022 09:29

İŞ CİNAYETLERİNİN NEDENİ AZGIN SÖMÜRÜ POLİTİKALARINIZDIR!
18 Ekim 2022 09:29

DOĞRU HAMLEYİ, DOĞRU ZAMANDA YAPMAK!
11 Ekim 2022 09:29

İNSANLAR ÜLKEYİ “SÜFLİ” YAŞAM İÇİN Mİ TERK EDİYOR? 
05 Ekim 2022 09:29

İNSAN HAKLARINI SAVUNMAKTA SAMİMİYETSİZLİK DEVAM EDİYOR!
27 Eylul 2022 09:29

6-7 Eylül olaylarından ders çıkarmak!
06 Eylul 2022 09:29

Bireyler değil, siyasi anlayışlar belirleyici olmalıdır
12 Ağustos 2022 09:29

ITUC: TÜRİYE İŞÇİLER İÇİN EN KÖTÜ 10 ÜLKEDEN BİRİ!
22 Temmuz 2022 09:29

DİSK/EMEKLİ-SEN MÜCADELESİNDEN KESİTLER! (10)
18 Temmuz 2022 09:29

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (14)
01 Temmuz 2022 09:29

Sendikaların ortaya çıkışı ve toplumsal rolü (129)
15 Haziran 2022 09:29

DİSK/EMEKLİ-SEN MÜCADELESİNDE KESİTLER (5)
05 Haziran 2022 09:29

DİSK/EMEKLİ-SEN MÜCADELESİNDEN KESİTLER! (4)
30 Mayıs 2022 09:29

KİMİN HASSASİYETİ?
25 Mayıs 2022 09:29

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (10)
17 Mayıs 2022 09:29

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (9)
11 Mayıs 2022 09:29

DENİZ, YUSUF, HÜSEYİN VE YÜZLERCE DEVRİMCİ, MÜCADELEDE YAŞIYOR!
08 Mayıs 2022 09:29

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (8)
28 Nisan 2022 09:29

EMEK MÜCADELESİNDE GEÇMİŞ, EN ÖNEMLİ YOL GÖSTERİCİDİR!
24 Nisan 2022 09:29

GERÇEK BARIŞ, SAVAŞIN NEDENLERİNİ DOĞRU TESPİTLE MÜMKÜNDÜR!
23 Nisan 2022 09:29

ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI ETMEK!
19 Nisan 2022 09:29

ENFLASYON, ÜCRETLERİ YUTTU!
11 Nisan 2022 09:29

SOMUT ÜZERİNDEN DURUMU GEÇİŞTİRMEK, GERÇEKLİKTEN KOPMAKTIR!
06 Nisan 2022 09:29

TÜRKİYE BÜTÇESİNİN KARA DELİKLERİ!
04 Nisan 2022 09:29

YAP-İŞLET-DEVRET YÖNTEMİYLE YAPILAN TESİSLERİ KİM YAPIYOR?
28 Mart 2022 09:29

DERDİ GEÇİM OLANLAR VE DERDİ SEÇİM OLANLAR!
20 Mart 2022 09:29

DOKTORLAR NEDEN HEDEF!?
14 Mart 2022 09:29

TÜRKİYE TARİHİNİN UNUTULMAYACAK İKİ ÖNEMLİ OLAYI İLE 12 MART!
13 Mart 2022 09:29

Kimin savaşı?
09 Mart 2022 09:29

ANAYASAL HAKLARI KULLANDIRMAYANLAR VE ONLARI KORUYANLAR!
01 Mart 2022 09:29

HEDEFİNİZ DÖNÜŞTÜRMEK DEĞİLSE, MEVCUDA MAHKÛM OLURSUNUZ!
23 Şubat 2022 09:29

İNSANCA YAŞAMA KAVGASI VE DEVLETİN TARAFI!
21 Şubat 2022 09:29

ELEKTRİKTE ADIM ADIM GELEN SOYGUN!
16 Şubat 2022 09:29

İKTİDARDA OLMANIN DAYANILMAZ CAZİBESİ
08 Şubat 2022 09:29

HİÇBİR SORUNU, O SORUNA YOL AÇAN ÇÖZEMEZ!
17 Ocak 2022 09:29

Diliniz, demokrasiye bakışınızı ele veriyor!
11 Ocak 2022 09:29

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ (1)
08 Ocak 2022 09:29

Söz konusu seçim kazanmaksa gerisi teferruattır!
28 Aralık 2021 09:29

TÜRK LİRASININ DURDURALAMAYAN ÇÖKÜŞÜ VE ASGARİ ÜCRET GERÇEĞİ!
20 Aralık 2021 09:29

YOKSULLAŞMANIN; KÖPRÜ, OTOYOL, HAVA ALANI VE TELEFON İLE İMTİHANI!
14 Aralık 2021 09:29

ARTIK ASGARİ DEĞİL, ASIL ÜCRET!
09 Aralık 2021 09:29

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ, DÜNÜ VE BUGÜNÜ (9)
07 Aralık 2021 09:29

KİME KARŞI NEYİN SAVAŞI?
29 Kasım 2021 09:29

KADINA YÖNELİK ŞİDDET ERKEK SORUNUDUR!
26 Kasım 2021 09:29

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ, DÜNÜ VE BUGÜNÜ (6)
17 Kasım 2021 09:29

KAVRAM KARGAŞASI İLE GERÇEKLERİ GİZLEYEMEZSİNİZ!
14 Kasım 2021 09:29

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ, DÜNÜ VE BUGÜNÜ (5)
11 Kasım 2021 09:29

KUTSAL DEVLET, ÜLKEYİ İYİ YÖNETEMEYENLERİN SIĞINDIĞI LİMANDIR!
07 Kasım 2021 09:29

KORKU TÜNELİNDEN YÜKSELEN KORKUTMA SESLERİ!
02 Kasım 2021 09:29

Dünya gençliği gelecekten endişeli!
25 Ekim 2021 09:29

ÜLKEYİ İYİ YÖNETEMEYEN İKTİDARIN BAŞVURACAĞI YÖNTEM BASKIDIR!
18 Ekim 2021 09:29

Tüm Yazılar