Veli Beysülen
[email protected]

LİDERLİK ZOR ZANAAT VESSELAM

29 Mayıs 2026 17:55

Liderlik Zor Zanaat vesselam

Yazıya başlarken öncelikle şunu belirtmeliyim. Bu yazı uzun bir yazı. Yazıyı yazarken bölümler halinde yayınlamayı düşünmüştüm. Ancak aralıklı okumanın, yazıyı bağlamından koparacağı düşüncesiyle, tek seferde yayınlamaya karar verdim. Umarım sıkılmadan ve özümseyerek okursunuz.

Türkiye’de son yıllarda yaşananlara bakınca, 1946 yılından bu yana, sistem içi siyasetin, farklı versiyonları vasıtasıyla uygulanmaya çalışılan çok partili sistemin terk edildiğini ve sistemin tekçi anlayışına dayanan, 1923-1946 yılları arasında uygulanan tek partili sistemin, yeniden hortlatıldığını görmemek mümkün değil. Elbette günümüz Türkiye’sinde, tek parti uygulaması Cumhuriyetin ilk yıllarında ki tek partili sistemle bire bir aynı uygulanmıyor. Daha doğru bir ifadeyle bugün, zaman zaman müesses nizamın bekası için tehdit olarak görülen, etnik köken, din ve işçi sınıfı ideolojisine dayanan partiler yargı eliyle kapatılıyor olsa da görüntüde çok parti var ve bu partiler, sistemin belirlediği sınırlar için de kaldıkları sürece siyasi arenada varlıklarını sürdürürler. Burada çağımız dünyasında, dünya konjonktürünün dayatmasıyla, faaliyetlerine izin verilen sol sosyalist partileri kastetmiyorum. Zira onlar, karşı karşıya kaldıkları baskılara göğüs gererek varlıklarını sürdürmektedirler.

Yazılarımı takip edenler hatırlarlar, zaman zaman yazılarımda sistemin, biri kendi bekası için, diğeri ise devamında yarar gördüğü günün iktidarının ihtiyaç duyduğu, iki düşmanın varlığı ile toplumu korkutarak, varlığını sürdürdüğünü yazarım. Zira gerek müesses sistem gerekse onun devamının sigortası olarak gördüğü günün iktidarı, bu düşmanlaştırma politikası ile toplumu kendi etrafında konsolide etmektedirler. Kuşku yok ki, bu politikanın devamı için, düşmanlaştırılan siyasi parti sistem içi hatta bugün olduğu gibi, sistemin kurucu partisi bile olabilir. Bura da tek kıstas; mevcut iktidarın veya onun başında ki liderin, karşısında pozisyon alması ve ona muhalefet ediyor olmasıdır.

Kuşkusuz bu düşmanlaştırma politikasında belirleyici farklı etkenler veya ilişkilendirmeler olmakla birlikte, özelikle partinin yönetim kadrosunun ve hatta liderinin, emekçi sınıf ve katmanların sorunlarını gündeme taşıması, çözüm için projeler geliştirmesi ve propaganda aracı olarak kullanması, düşman ilan edilmesinde önemli bir etkendir. Günümüzde bu kıstasla düşmanlaştırılan, biri sistemin diğeri ise iktidarın ihtiyacına cevap veren iki önemli örnek var.

Bu yazıda mümkün olduğunca bu iki örnek üzerinde durmaya ve bunların bugün yaşananlara etkilerini açıklamaya çalışacağım.  

Şimdi biraz geriye gidelim. Sosyal Demokrat Halkçı Partiden (SHP) 7 milletvekilinin ihraç edilmesi üzerine, 1990 yılında Halkın Emek Partisi (HEP) kuruldu. Böylece Kürt siyaseti, 12 Eylül darbesinden 10 yıl sonra legal siyasi zemine adım atmış oldu. HEP 1993 yılında kapatıldı. Sonra ki yıllarda onun devamı olarak siyaset arenasında yer alan partiler kapatılmaya devam etti. Ancak Kürt siyaseti, her seferinde yeni isimle parti kurmaya ve legal siyaset alanında kalmaya ısrarla devam etti.

Bu süreçte 1991 Milletvekili Genel Seçimlerinde Erdal İnönü’nün, başında bulunduğu SHP ile ittifak yaparak TBMM’de temsil edilen, Kürt siyasi hareketi, sonraki üç seçimde, oyunu sürekli artırmakla birlikte 12 Eylül faşist darbesinin, getirdiği %10 seçim barajını aşamadı ve TBMM’de temsil edilemedi. 2007 seçimlerinde strateji değişikliğine giden Kürt siyaseti, sol sosyalist parti ve gruplarla ittifak halinde güçlü olduğu iller ile seçim çevrelerinde bağımsız adaylarla seçim yarışına katıldı ve parlamento da grup kurabilecek milletvekili sayısına ulaştı. Aynı stratejiyi 2011 seçimlerinde de uygulayan Kürt siyaseti ile Türkiye solu, bağımsız adaylarla girdiği seçimden, milletvekili sayısını artırarak çıktı. Bundan sonra yapılacak şey, Türkiye solu ile Kürt siyasetini buluşturacak yeni bir yapılanmaya gitmekti. Bunun üzerine 2012 yılında çatı partisi olarak, Halkın Demokratik Partisi (HDP) Kuruldu. Kürt siyasi hareketinden Selahattin Demirtaş ile Türkiye Sosyalist Solundan Figen Yüksekdağ’ın 2014 yılında eş başkanlık görevlerine getirilmelerinden sonra parti, 7 Haziran 2015 seçimlerine parti adı ve amblemi ile girme kararı aldı. Karar müesses nizam ile iktidar partisi AKP’yi rahatsız etti. Zira önceki yıllarda, seçilecek kadar sınırlı sayıda bağımsız aday çıkarılmasından dolayı, iktidar partisi AKP, Kürt seçmenden oy alıyor ve milletvekilliklerini kazanıyordu. Kaldı ki HDP, Türkiye partisi olma iddiasıyla Türkiye’nin tamamından, sisteme tepkili seçmenin oyuna talip olmuştu. İlk etapta, barajın aşılamayacağı endişesinden dolayı, riskli bir karar gibi gözükse de seçim sonuçları, kararın doğruluğunu teyit etti. Nitekim parti seçimlerde aldığı %13,1 oy oranı ile TBMM’de 80 milletvekili ile temsil edilmeye hak kazandı.

Türkiye’nin her il ve ilçesinden oy alan HDP’nin bu başarısı, 2002 yılından bu yana tek başına iktidar olan AKP’nin, TBMM’de çoğunluğu kaybetmesine yol açtı. Elbette sadece iktidar partisinin çoğunluğu kaybetmesine yol açmadı. 12 Faşist darbesinin barajlı seçim sistemini de anlamsız hale getirdi.

 Kuşkusuz bu durum hem günün iktidarı AKP’yi hem de derin devleti endişelendirdi. Dolayısıyla 7 Haziran 2015 seçimlerinin sonuçları tanınmadı, hükümet kurdurulmadı. Türkiye sancılı bir sürece sürüklendi. Kürt sorununun çözümü için süren barış süreci sona erdirildi ve seçimlerin 1 Kasım 2015 tarihinde yenilenmesine karar verildi. 2015 yaz aylarında başta Şanlıurfa Suruç ve Ankara Gar patlamaları olmak üzere, birçok şiddet olayı yaşandı. Sonuçta 1 Kasım 2015 tarihinde yenilenen seçimlerde AKP yeniden tek başına iktidar oldu.

15 Temmuz 2016 darbe girişimi Olağanüstü Hal uygulaması, HDP eş genel başkanları ile milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve başta Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdağ, HDP kadrolarının cezaevine atılmaları, daha sonra HDP hakkında kapatma davası açılması, hepsi Türkiye toplumunun emekçi sınıf ve katmanları ile ezilen halklarının sesi olmak amacıyla, Türkiye Partisi olmayı hedefleyen HDP’yi siyasi arenadan tasfiye etme girişimleriydi. Zira Kürt siyasi geleneğinin sürdürücüsü olan HDP, Türkiye ezilenlerinin tamamının sesi ve temsilcisi olma yolunda adımlar atarak, müesses nizama çomak sokmuştu. Üstelik Selahattin Demirtaş, “seni başkan yaptırmayacağız” çıkışında bulunmuş ve Erdoğan’ın ısrarla istediği tek adamlığa kapıyı kapatmıştı. Dolayısıyla, en azından partinin sosyalist gelenekten gelen üst kademesi tasfiye edilmeliydi.

Sonuç olarak: Üzerine yapışmış olan Kürt partisi etiketinin kendisini sınırladığını gören HDP yönetim kadrosunun, Türkiye partisi olma iddiasıyla, politika yapmaya başlaması, müesses nizam, tek parti ve tek adam yönetimi hayali kuran AKP ile lideri Erdoğan’ı ürküttü ve tasfiye için düğmeye basmalarına yol açtı.

Özellikle milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasında zamanın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Anayasaya aykırı ancak getirsinler destekleriz” demesi, anayasal düzene vurulmuş büyük bir darbeydi. Nitekim CHP milletvekillerinin çoğunluğu karşı oy kullansa da Kılıçdaroğlu ile dokunulmazlıkların kaldırılmasına yetecek sayıda milletvekili dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet diyerek, demokrasinin rafa kaldırılmasına onay verdiler. İlginçtir ama dokunulmazlıkların kaldırılmasına onay vererek, HDP’nin lider kadrosunun cezaevlerine atılmalarına destek veren Kılıçdaroğlu’nun, kendi partisinin İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu, MİT Tırları yazısı gerekçe gösterilerek tutuklandı. Dokunulmazlıkların kaldırılmasına destek veren Kılıçdaroğlu ise bunu protesto etmek üzere, 2017 yılında Ankara’dan İstanbul’a yürüdü. Kısacası Kemal Bey, destek verdiği hukuksuzluğu protesto etmek zorunda kaldı.

Kuşkusuz tüm bunlardan cesaret alan iktidar partisi AKP, araç olarak kullandığı demokrasiyi tasfiye etmek üzere, baştan beri hayalini kurduğu tek adam yönetimine geçme çalışmalarına hız verdi. 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra yanına aldığı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile birlikte hazırladığı Anayasa değişiklik paketini, 15 Temmuz 2016 darbe girişimini fırsata çevirerek, ilan ettiği Olağanüstü Hal (OHAL) ortamında, muhalefet üzerinde kurduğu baskı ile TBMM’den referanduma götürecek milletvekili sayısının oyuyla geçirdi.

Demokrasinin askı da olduğu, OHAL ortamında, propaganda yapmakta sıkıntıların yaşandığı süreçte, her şeye rağmen, siyasi partilerin, sendikaların, meslek birliklerinin ve demokratik kitle örgütlerinin içinde yer aldıkları güçlü bir “Hayır” bloku oluştu. Bu blokun yürüttüğü çalışmaların  anayasa değişikliğinin geçmesini engelleyeceğini gören iktidarın baskısına dayanamayan YSK, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandum da sandıkların açılmasına kısa bir süre kala, seçim kanununa aykırı bir şekilde mühürsüz oyların geçerli sayılması yönünde karar aldı. 2 milyon mühürsüz oyun geçerli sayıldığı söylenen referandumda, değişikliğin küçük bir farkla kabul edildiği açıklandı. Böylece Türkiye, tek adamın her şeye karar verdiği dünya demokrasi literatüründe yeri olmayan yeni yönetim sistemine geçecek anayasal düzenlemeyi yapmış oldu. Ana muhalefet partisi CHP ise bu süreçte, kendisi etkili bir muhalefet yürütmediği gibi, toplumun ezilen kesimlerini temsil eden sendikaların, meslek birliklerinin ve demokratik kitle örgütlerinin verdikleri mücadelelere de yeterli destek vermedi. Hatta sokağa çıkmayın, provokasyon yapacaklar diyerek, demokrasiyi sandığa indirgeyen bir pozisyona çekildi.

Evet, anayasa ve yasaya aykırı bir şekilde, 16 Nisan 2017 tarihinde kabul edildiği açıklanan anayasa değişikliği, 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan seçimlerden itibaren uygulamaya kondu. Maalesef tek adamın söz ve yetki sahibi olduğu, iktidar blokunun adına “Cumhurbaşkanı Hükümet sistemi” dediği Yeni yönetim sisteminin yürürlüğe girdiği 2018 yılından bugüne ülke büyük sıkıntılar yaşadı. Ekonomik, siyasi, sosyal ve hukuki gibi çoklu krizler ülkeye, özellikle emekliler ile çalışanlara çok şey kaybettirdi. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, 2023 yılında yapılan seçimlerde Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olduğu, muhalefet bloku başarılı olamadı.

Elbette bunun sorumluluğunu, tek başına Kemal Kılıçdaroğlu ile ekibinin üstüne atmak doğru bir yaklaşım olmaz. Özellikle o zaman 6’lı masanın ortaklarından İYİ parti genel Başkanı Meral Akşener ile ekibinin, sürecin başından itibaren, “seçilecek aday” propagandası yapmaları, Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşı çıkışlara rağmen adaylıkta ısrar etmesi, Kürt seçmenin desteğine duyulan ihtiyaca rağmen, İYİ partinin biz HDP’nin olduğu masada olmayız dayatmasının yanı sıra iktidar ile yandaş basının anti propagandasının etkisinde kalınması ve Kürt siyasetinin parlamentoda ki temsilcisi HDP-DEM partiye mesafeli durulması, ittifak bileşeni partilerin seçmenlerini yönlendirememeleri, seçimin kazanılamamasının nedenlerinden bir kaçıydı. Ancak seçimin hemen ardından CHP’nin iç tartışmalara sürüklenmesinden dolayı, tüm bunlar tartışılmadı ya da tartıştırılmadı.

Tartışılmadı ancak Kılıçdaroğlu yönetimi, Ekrem İmamoğlu ile Özgür Özel öncülüğünde yükselen “değişim” talebini görmezden geldi ve olağanüstü kurultayı toplamak yerine, olağan kurultay sürecini başlattı. İlçe ve il kongrelerinin yapılmasının ardından, 4-5 Kasım 2023 tarihinde 38. Olağan Kurultayı topladı. Süreçte mahallelerden başlayarak, ilçe ve il yönetimleri ile merkez kurultay delegelerinin tamamı, Kılıçdaroğlu ile ekibinin kontrolünde seçildi. Ancak Genel Başkan ile ekibinin kontrolünde seçilen delege, toplumdan yükselen değişim talebini görmezden gelemedi ve kurultayda tercihini Özgür Özel’den yana yaparak onu genel başkanlığa seçti. Ben bu sonuçta, başta parti üyeleri, toplumun muhalefet kanadından yükselen değişim talebinin etkili olduğunu düşünüyorum. Zira CHP delegesinin tercihi, iktidarın politikalarının bunalttığı toplumun değişim talebine cevap niteliğindeydi.

Doğru olan; 13 yıl Genel Başkanlık yapmış Kemal Kılıçdaroğlu’nun, toplumdan yükselen değişim talebini görmesi ve buna göre strateji belirleyerek kurultayda aday olmamasıydı. Ancak bunu yapmayan Kılıçdaroğlu’ndan beklenen, 13 yıl Genel Başkanlık yapmış, kurultaylar kazanmış bir lider olarak, Kurultay delegesinin iradesine saygı göstermesiydi. Demokratik teamüller gereği, Kılıçdaroğlu’nun kazanan rakibi Özgür Özel’i tebrik etmesi ve kurultay salonundan kol kola çıkması gerekiyordu. Hatta  Kemal Kılıçdaroğlu’nun, bu sonucu kendisinin payı olan parti içi demokrasinin zaferi olarak görmesi ve bundan mutluluk duyması gerekirdi. Ancak öyle olmadı, Kemal Bey, sonucu kabullenemedi ve sonraki günlerde, ekibiyle birlikte kurultayın iptali için, Ankara’dan İstanbul’a yürüyerek, protesto ettiği AKP yargısına yaslandı.      

Öte yandan kurultayda parti genel başkanlığına seçilen Özgür Özel ile ekibini ise ciddi bir sınav bekliyordu. Zira kurultaydan yaklaşık 5 ay sonra 31 Mart 2024 tarihinde yerel seçimler vardı. Bu kısa süreye rağmen Özel ile ekibi, seçimlerden başarıyla çıktılar. Elbette bu sonuçta, önceki dönemlerde Kemal Bey ile ekibinin çalışmalarının payı yok denemez. Bunun yanı sıra, başarı da iktidarın uyguladığı ekonomik ve sosyal politikaların, yoksulluğa sürüklediği toplumun emekçi katmanlarının, partiye yönelmesinin de önemli bir payı vardı. Kuşku yok ki bu yönelmeyi sağlayan Özel ile ekibinin, iktidarın uyguladığı politikaların mağduru emekçi kesimlerin sorunlarını seçim propagandasının merkezine taşıyan ve çözüm önerileri sunan politik tercihinin önemli payı vardı. Zira Özel teknik detaylarla toplumu oyalamıyor, sokağın anlayacağı dille sorunların üzerine gidiyordu.

Öte yandan Özel, başkanlığında ki CHP gerek sol muhalefet gerekse Kürt siyasetinin temsilcisi DEM partiyle iyi ilişkiler kurmuş ve “kent uzlaşısı” projesi ile kentler özelinde seçmenin iktidar karşısında bir araya gelmesini sağlamıştı. CHP’nin 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde birinci parti olarak çıkmasının ardından, iktidar partiye yönelik baskıları arttırdı. 1 Ekim 2024 tarihinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin daha önce dönüp bakmadığı DEM parti sıralarına yönelerek, parti yetkilileriyle tokalaşmasıyla başlayan, iktidar blokunun adına “Terörsüz Türkiye” dediği “Barış ve Demokrasi’ sürecinden dolayı, Kürt siyasetine yönelik düşmanlaştırma politikasını terk etmek zorunda kalan iktidar bloku için, yeni düşman CHP’ydi.

Kuşkusuz CHP üzerinde yoğunlaşan baskının merkezinde, bir sonra ki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Erdoğan’ın en güçlü rakibi olarak öne çıkan Ekrem İmamoğlu’nu sindirmek ve siyaset sahnesinin dışına atmak vardı. Nitekim tutuklanan Esenyurt, Beşiktaş, Şişli Belediye Başkanlarına yöneltilen suçlamalar asıl hedefin İmamoğlu olduğunu gösteriyordu. CHP’nin Cumhurbaşkanı adayını belirlemek üzere, 23 Mart 2025 tarihinde tüm üyelerinin katılımı ile yapacağını duyurduğu ön seçimin hemen öncesi, 18 Mart 2025 tarihinde önce Ekrem İmamoğlu’nun 33 yıl önce aldığı Üniversite Diplomasını iptal ettiler. Hemen ertesi gün 19 Mart 2025 tarihin de ise sabahın erken saatlerinde evinden gözaltına aldılar. Genellikle gizli tanık ve etnik pişmanlıktan yararlanmak zorunda bırakılanlarım ifadelerine dayandırılan iddianameye istinaden süren yargılama halen devam ediyor.

Bu yargılama süre dursun, CHP’li belediyelere yönelik, operasyon ve tutuklama furyası devam ediyor. Süreçte, İstanbul’un yanı sıra Adana, Antalya, Bursa Büyükşehir belediye başkanları ile Adıyaman il belediye başkanı, parti tarafından partiden ihraç edilen Uşak il belediye başkanı gözaltına alınıp tutuklandılar. Bunlardan Adana büyükşehir ile Adıyaman il belediye başkanları daha sonra serbest bırakıldılar. Aynı süreçte onlarca ilçe belediye başkanı, belediye meclis üyesi ile belediye bürokratı gözaltına alınıp tutuklandı. Aydın Büyükşehir ile Afyonkarahisar il belediye başkanları, AKP’ye transfer oldular. Kısacası; 2024 yerel seçimlerinden birinci parti olarak çıkan, kamuoyu araştırmalarının sürekli birinci gösterdiği ve 2028 yılında yapılacak olan Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerin de güçlü bir alternatif olduğu açık olan CHP, siyasi arenanın dışına atmak üzere, yargı kıskacına alınmış bulunuyor.  

İlginç olan 13 yıl partinin genel başkanlığını yapmış olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu kıskacın bir parçası olmasıdır. Bu nedenle, CHP bugün yalnızca iktidarın yönlendirmesiyle dışarıdan yönelen siyasal baskılarla karşı karşıya değil, aynı zamanda partide yönetimi kaybedenlerin, iç tartışmaları iktidarın siyaseti, dizayn etme aracına dönüşmüş yargıya taşımalarının yarattığı meşruiyet kriziyle de karşı karşıyadır. Ne yazık ki. Bu tartışmaların temelinde ideolojik bir ayrışma değil; değişen güç dengeleri karşısında kaybedilen siyasal mevzii geri kazanma hedefi var. İlginç olan ise geçmişte, iktidarın yönlendirmesiyle hukuksuz birçok karara imza atmış olan yargıya karşı, Ankara’dan İstanbul’a yürüyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun başını çektiği ekibin, yaptıklarından dolayı CHP’nin aynı zamanda yoğun bir idari ve yargısal baskıyla karşı karşıya kalmasıdır. Halbuki Böyle dönemlerde geçmiş liderden beklenen, kişisel hesaplaşmaları büyütmeden, partinin kurumsal direncini koruyacak siyasal tutum geliştirmesidir. Maalesef bugün Kılıçdaroğlu ve çevresinin ürettiği siyaset, CHP’yi dış baskılara karşı tahkim etmediği gibi, partiyi iktidar alternatifi yapan Özgür Özel ile ekibini, partinin başından atılması gereken düşman olarak gösteriyor. Hukuksuz Butlan kararı verilmeden bir gün önce Kemal Kılıçdaroğlu’nun paylaştığı videoda söyledikleri ile kararın verilmesinin hemen ardından yaptığı açıklamalar ve ekibiyle birlikte yaptıkları bunun kanıtıdır.  

 Ben hukukçu değilim, dolayısıyla işin hukuki boyutuna çok girmeyeceğim. Ancak bu ülke de hukukçuların büyük çoğunluğu “mutlak butlan” kararı veren Asliye Hukuk Mahkemesinin verdiği kararın yetkisizlik nedeniyle yok hükmünde olduğu fikrindeler. Zira parti kongrelerinde seçimler, yargının denetimi ve gözetimi altında yapılır. İtirazları sırasıyla, ilçe, il ve Yüksek Yargı organı YSK karara bağlar. YSK’nın kararları kesindir ve iptali için başka bir hukuk merciine başvurulamaz. Bu nedenle, hukukçuların geneli, Bölge İdare Mahkemesinin bir dairesinin, Asliye Hukuk Mahkemesi kararına yapılan itirazı değerlendirirken, kendisinin yetki alanına girmeyen bir konuda karar kurmakla yetki aşımı yaptığı yönünde görüş belirtiyorlar.    

İlginçtir uzun süredir sessiz duran, ekibinden birilerinin itiraz süreleri geçmiş, parti kurultayıyla ilgili iddialarla açtıkları davalar konusunda açıklama yapmaktan kaçınan Kemal Kılıçdaroğlu, “mutlak butlan” kararının açıklanmasından bir gün önce, partinin arınması gerektiği yönünde mesaj içeren video paylaştı. Kemal Bey, sizin kararın çıktığından haberiniz var mıydı? Bu karar ne zaman verildi, açıklanması ne kadar süre bekletildi? Siz tüm bunları biliyor muydunuz? Onun için mi bir gün önce, "CHP haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla olamaz, parti arınarak temize çıkmalı” çağrısı yaptınız.

 Peki Kemal Bey, kirli olanlar kim? İlk seçimlerde güçlü alternatif olarak iktidarın ve başında ki Cumhurbaşkanının, karşısına çıkacak olan CHP ile onun Cumhurbaşkanı adayı mı? Kumpas soruşturmalarla gözaltına alınan, tutuklanan, bazılarının yargılanmaları devam eden, bazıları hakkında henüz iddianame bile düzenlenmemiş, hiçbirisi kesinleşmiş ceza almamış, seçilmiş belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ve belediye bürokratları mı? Bu belediye başkanları, çoğu hatta tamamı sizin siyasete kazandırdığınız, aday yaptığınız ve seçtirdiğiniz yol arkadaşlarınız partidaşlarınız değil mi? 14 aydır cezaevinde olan Ekrem İmamoğlu, muhalefet blokunun Cumhurbaşkanı adayı olarak katıldığınız 2023 seçimlerinde, sizin Cumhurbaşkanı yardımcısı adayınız değil miydi? Tutuklanmadan 22 ay önce, birlikte veya ayrı ayrı meydan meydan gezip halktan oy istediğiniz, tertemiz olduğunu söyleyip, bize oy verin birlikte ülkeyi yönetelim, size hizmet edelim dediğiniz, hatta oğlum dediğiniz Ekrem İmamoğlu nasıl oldu da bu kadar çabuk kirlendi.  

Evet Kemal Bey, İstanbul Ekrem İmamoğlu, Adana Zeydan Karalar (kurultayda sizi desteklemişti), Antalya Muhittin Böcek, Bursa Mustafa Bozbey (size yakın olduğu biliniyor) bu isimleri önce ilçe sonra Büyükşehir belediye başkan adayı yapıp seçtiren siz değil miydiniz? Peki gözaltına alınıp tutuklanan sonra serbest bırakılan Adıyaman belediye başkanı Abdurrahman Tutdere’yi milletvekili seçtiren kimdi? Hakkında ki soruşturmalardan kurtulmak için soluğu AKP’de alan, Aydın Büyükşehir belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Baykal zamanında 2 dönem milletvekilliği yaptıktan sonra yine Baykal tarafından 2009 yılında belediye başkanı seçtirilmedi mi? Peki sonra ki 2014, 2019 ve parti başkanlığından ayrılmadan önce 2024 yerel seçimleri için, siz kendisini aday gösterip seçtirmediniz mi? Peki partinizin yıllar sonra kazandığı, Afyonkarahisar’da belediye başkanı seçilen Burcu Köksal’ı milletvekili seçtirerek siyasete girmesini sağlayan siz değil misiniz? Beşiktaş ve Beylikdüzü belediye başkanlarını siz aday yapıp seçtirmediniz mi? Peki ya tek suçu, kentsel dönüşümü rant peşinde olan müteahhitlere değil, konut sahiplerinin çıkarlarını korumak üzere, onların üye oldukları “Halk Kooperatifi” ile yapmaya çalışan, kurultayda sizi desteklemiş İzmir Büyükşehir belediyesi önceki başkanı Tunç Soyer, sizce kirli mi?

Evet Kemal Bey, 13 yıl genel başkanlığını yaptığınız parti, Cumhurbaşkanı adayı çıkarma ve iktidar alternatifi olma suçu işlediği için, siyasi operasyonlarla karşı karşıya. Kesinleşmiş ceza almamış olduğu halde siyaseten tasfiye edilmek üzere, kumpas soruşturmalarla tutuklanmış olan bu insanları, sizinle birlikte siyaset yapmış yol arkadaşlarınızı nasıl kirlikle suçlayabiliyorsunuz? 3 yıl önce birlikte çalışırken temiz oldıklarını söylediğiniz ni insanların bugün kirlendiklerini sizin mantığınız alıyor mu?

Eyvallah Kemal Bey, siyaset arınsın temizlensin ve halkın çıkarları için yapılsın. Ama iktidar veya muhalefet kim olursa olsun, suç işlediğine dair hakkında iddia bulunan her siyasetçi yargılansın. Ama evrensel hukuk çerçevesinde, zorunluluk olmadıkça tutuksuz ve masumiyet karinesi korunarak.  

Peki Kemal Bey, o zaman size birkaç soru: 23 yıldır iktidarda olan, başta kendi partisinin önemli isimlerinden Bülent Arınç’ın, Ankara’yı parsel parsel sattı dediği, sizin de grup başkanvekilliği döneminizde hakkında belgeler açıkladığınız hatta televizyon canlı yayınında tartıştığınız, İ. Melih Gökçek yargılandı mı? 2019 yerel seçimlerinde, seçilen partiniz Ankara ve İstanbul büyükşehir belediye başkanlarının, belediye içi denetim mekanizmasını işleterek, bu kentleri yönetmiş önceki belediye yönetimleri hakkında hazırlattıkları dosyalara, ben gerekli işlemi yaparım diye el koyan içişleri Bakanlığı herhangi bir işlem yaptı mı? soruşturma açıldı mı? 17- 25 Aralık operasyonlarında evlerdeki kutularda çıkan paralarla ilgili etkin soruşturma yürütüldü mü? Rüşvet aldığı delillerle sabit bakanlar, evlerde para sayma makinaları bulunan bakan çocukları hakkında herhangi bir soruşturma açıldı mı? Açılmadı. Peki sizce, bunlar ve iktidar mensupları hakkında ki daha fazla iddia için, herhangi bir soruşturma açmamış iktidarın kontrolünde ki yargının, partiniz seçilmişleri ile bürokratları hakkında, somut delillere dayanmayan, gördüm, duydum, öyle söyleniyordu şeklinde ki gizli tanıklar ile baskıyla itirafçı olanların verdikleri ifadeler üzerinden yürüttüğü soruşturmalar hukuki midir? sorular… sorular… sorular…

Evet Kemal Bey, hırs, intikam ve kin, insana büyük yanlışlar yaptırır. Öyle ki insanın büyük değer verdiği ve başarısı için emek harcadığı, partiyi, sendikayı, demokratik kitle örgütünü yerle bir edecek kadar gözünün kararmasına yol açar. Daha da kötüsü dün karşılıklı ağır ithamlarda bulunduğu, kişi veya kurumlarla yan yana getirebilir, hatta onun amacına hizmet edecek pozisyona düşürebilir. Söylemeye dilim varmasa da maalesef siz bugün o noktadasınız. Bunları, kurultay da bana haksızlık yapıldı diye yapıyorsunuz. Hiçbir şey, 13 yıl genel başkanlık yaptığınız, partiyi size her şeyi söylemiş olan, seçim meydanlarında kendi deyimleri ile “ama gerçek ama montaj” videolarıyla, dün terör örgütü dedikleri bugün görüştükleri PKK ile işbirliği yapmakla itham edenlerin, kumpas soruşturma ve davalarla suçladıkları, yol arkadaşlarınızı, suçlu ilan etmenizi ve yetkisiz mahkemenin verdiği “Mutlak Butlan” kararını uygulayın parti genel merkezini boşaltıp bize teslim edin diye valiliğe başvurarak, partinin kapılarını camlarını kırdırmanızı, gaz bombaları ve plastik mermilerle yol arkadaşlarınızı parti binasından attırmanızı aklamaz. Ne yazık ki tarih sizi, partisini polis zoruyla partililerinden alan kişi olarak kaydetti. Çünkü, kin ve intikam hırsınız liderlik vasfınızı yok etti. Partiye liderlik ağabeylik, yapamadınız, egonuz demokratik yarışı kaybetmeyi hazmetmenizi engelledi. İktidar yürüyüşünde yanı başlarında olmanız gereken belki de tecrübenize ihtiyacı olan insanları, yalnız bıraktınız, kriminalize ettiniz, kırdınız. Ve en kötüsü insanların, sizin mevcut iktidarın devamını sağlama göreviyle hareket ettiğinizi söylemeleri. Daha da ağırı ise dün, yaz /kış, yağmur/çamur, sıcak/soğuk demeden sizin yanı başınızda olmuş, sizinle yol yürümüş, koşmuş, size güvenmiş olan yol arkadaşlarınızın meydanlarda size yönelik ağır ithamlar içeren sloganlar atmaları. Sahi siz bu sloganları duymuyor musunuz?

Evet Kemal bey, maalesef liderlik zor zanaat ve liderim demekle lider olunmuyor!

Kemal Bey farkında mısınız? 13 yıllık ana muhalefet partisi genel başkanlığınız da sizi bir kez olsun ekranlara çıkarmamış, sayfalarında sizinle röportaj yapmamış, seçim dönemlerinde bile ülke sorunları hakkındaki görüş ve düşüncelerinizi hitap ettikleri iktidar destekçisi kitleye aktarmamış, hatta sizi kriminalize edecek sıfatlar yakıştıran, aşağılarcasına Bay Kemal, Bay Bay Kemal, Genel Müdür diyen ve yazan yandaş görsel ve yazılı medya, birdenbire sizi demokrasi kahramanı, kurtarıcı ilan etti. Sizin lehinize yorumlar yapıp, çarşaf çarşaf yazılar yazıyorlar. Yandaş köşe yazarları, sizin neler yapacağınızı, partiyi nasıl arındıracağınızı, kurultayı ne zaman toplayacağınızı, kimleri ihraç edeceğinizi yazıyorlar. Hani bir söz var ya “Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü” diye ona benziyor diyesim var ama ona benzemiyor. Çünkü siz onlara bayram yaptırdınız ve onlarda sizi hararetle kucaklayıp öpüyorlar 

Evet,  yazımın başında belirtmeye çalışmıştım, müesses nizam kendisine çomak sokan kişiler ile kurumsal yapıları  sevmez ve onları bir şekilde dışarı atar. Bunun son iki örneğinden biri, müesses nizamın kendisi için tehdit olarak gördüğü Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve arkadaşları, diğeri ise mevcut iktidar ile Cumhurbaşkanının kendileri için tehdit olarak gördükleri Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve arkadaşları.  

Son söz: Kemal beyin yanlışlarının, hiçbir zaman tam olarak sahip çıkmadığı etnik kimliği, mezhebi ve dünyaya geldiği coğrafya üzerinden eleştirilmesini, hakaret edilmesini reddediyor ve yapanları kınıyorum.

Yorumlar (0)

Kalan karakter : 450
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

Yazarın Diğer Yazıları

EMEKLİ YOKSULLUĞU GERÇEK!
26 Mayıs 2026 17:55

MUHALEFETİ DE BEN BELİRLERİM
21 Mayıs 2026 17:55

BİLAL BEYİN GÖRMEK İSTEMEDİKLERİ
18 Mayıs 2026 17:55

CHP GENEL BAŞKANI ÖZEL VE EKİBİ CİDDİ BİR SINAVLA KARŞI KARŞIYA
16 Mayıs 2026 17:55

23NİSAN DEMOKRASİ VE ÇOCUKLAR
23 Nisan 2026 17:55

HAYDİ 1 MAYIS’TA ALANLARA
22 Nisan 2026 17:55

DOĞA KATLİAMI DUR DURAK BİLMİYOR
16 Nisan 2026 17:55

ARA ZAM BEKLENTİ DEĞİL ZORUNLULUK
14 Nisan 2026 17:55

ARA SEÇİM, ANAYASANIN MAHİR HÜKMÜDÜR.
09 Nisan 2026 17:55

SUÇ SİZDE DEĞIL SİZİ SEÇENLERDE
07 Nisan 2026 17:55

EMPERYALİZİM İÇİN ESAS OLAN ÇIKARDIR..
03 Nisan 2026 17:55

ENFLASYONDA YENİ BAHANE...SAVAŞ
30 Mart 2026 17:55

BARIŞ IKTİDARIN AJANDASINA KURBAN EDİLEMEZ
19 Mart 2026 17:55

RAPOR ÇÖZÜM İRADESİ YANSITMIYOR
12 Mart 2026 17:55

8 MART BASİT BİR ANMA GÜNÜ DEĞİL!
07 Mart 2026 17:55

EMEKLI BAYRAM İKRAMİYESİ NASIL ERİDİ?
03 Mart 2026 17:55

EMEKLİLERİ KİM KIŞKIRTIYOR ?
24 Şubat 2026 17:55

GERÇEKLER AH GERÇEKLER
26 Ocak 2026 17:55

" KAMUNUN BÜTÇE DİSİPLİNİ EMEĞİN DEĞIL SERMAYENİN LEHİNE ANLATIYOR "
19 Ocak 2026 17:55

ASGARI ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA EKONOMİK POLITİKA BİLİMDE UZAK
06 Ocak 2026 17:55

" TARAFSIZLIK YERİNE ADANMIŞLIK HAKİM "
30 Aralık 2025 17:55

SELVİ SİPARİS YAZI YAZIYOR EMEKÇİNIN HAKLARINI GÖRMEZDEN GELİYOR "
24 Aralık 2025 17:55

SGK BASKANININ " 78 YAŞİNA KADAR MAAŞ ALOYORLAR " .SOZÜ TEPKİ CEKTİ
02 Aralık 2025 17:55

SOSYAL DEVLET BILİNÇLİ SEKİLDE TASFİYE EDİLDİ
17 Kasım 2025 17:55

" DEVLETİN KATKISIDA YETMEDİ , ŞIRKETLER HEDEFLENEN KARI ELDE EDEMEDİLER "
10 Kasım 2025 17:55

"TES" SOSYAL DEVLTIN TASFİYESİDİR "
04 Kasım 2025 17:55

GELIR ADALETSİZLİĞİ VE BOLGESEL GERİLİMLER TÜRKİYE’Yİ BIÇAK SIRTINDA TUTUYOR!
13 Ekim 2025 17:55

TÜRK-İŞ MASAYA RESTI, EMEKÇİNİN YUKSELEN İSYANIDIR.
07 Ekim 2025 17:55

HALK BORÇ BATAĞINDA, GERÇEK GÜNDEMDEN KAÇIŞ VAR
22 Eylul 2025 17:55

" 12 EYLÜL FAŞİZMİ SADECE TANKLARLA GELMEDİ EMEĞİ VE GELECEĞİ TESLİM ALDI"
16 Eylul 2025 17:55

ADINI DOĞRU KOYMAK LAZIM
11 Eylul 2025 17:55

VELI BEYSÜLEN " EGITIMDE BILIM VE LAİKLİK ŞART ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ TEHLİKE ALTINDA
08 Eylul 2025 17:55

ENFLASYON GERÇEKLERİ VE SENDİKALARIN SORUMLULUGU
01 Eylul 2025 17:55

" İŞÇİNİN 1 TRİLYON LİRALIK KAYBI MASADAKİ SESSİZLİĞİN BEDELİ "
25 Ağustos 2025 17:55

GREV HAKKI FIILEN YOK SAYILIYOR TOPLU SÖZLEŞME TİYATROSU OYNANIYOR
21 Ağustos 2025 17:55

GREV HAKKI FİİLEN YOK SAYILIYOR. TOPLU SÖZLEŞMESI MASASI TİYATROSU OYNANIYOR "
18 Ağustos 2025 17:55

źEMEK MÜCADELESİNDE YENİ BİR KIRILMA İŞÇİNİN SABRI SINIRDA
10 Ağustos 2025 17:55

EMEKÇİNİN SESİ KISILIYORSENDIKAL HAKLARGASP EDILIYOR
20 Temmuz 2025 17:55

100 YILLIK KRONİK TABU YIKILABİLECEKMİ ?
17 Temmuz 2025 17:55

GEÇMİS MÜCADELE YOL ĞOSTERİCİDİR
10 Temmuz 2025 17:55

YAGINLARIN NEDENİ ÖZELLESTİRME POLİTIKALARİ
07 Temmuz 2025 17:55

EMEKLİYE YOK NATO YA VAR!!
03 Temmuz 2025 17:55

YOKSULUN YOKSULU EMEKLİLER!
29 Haziran 2025 17:55

DUYGUSALLIK İNSANA YANLIŞLIK YAPTIRIR
26 Haziran 2025 17:55

EMEK MÜCADELESİNDE YENİ BİR KIRILMA MI YAŞANIYOR?
22 Haziran 2025 17:55

ÇAĞIN TEHLIKELİ SİLAHI DİJİTAL TEKNOLOJİ
19 Haziran 2025 17:55

15 - 16 HAZİRAN DİRENİSİNDE DERS ALMAK
15 Haziran 2025 17:55

12 EYLÜL RUHU ÜLKEYİ SARINCA
12 Haziran 2025 17:55

ÜLKENİN ACİL İHTIYACI HANGİSİDİR
05 Haziran 2025 17:55

BARIS ILE DEMOKRASİ İKİZ KARDESTİR
22 Mayıs 2025 17:55

ORTASI OLMAYAN İNSANLAR ÜLKESİ TÜRKİYE
15 Mayıs 2025 17:55

ÜLKEYİ YÖNETENLERİN HIRSI YOKSULLUĞUN NEDENİ...
08 Mayıs 2025 17:55

UMUT GENÇLİKTE
04 Mayıs 2025 17:55

1 MAYIS BASİT BİR ANMA GÜNÜ DEĞILDİR
30 Nisan 2025 17:55

TÜRKİYE’DE EGEMENLİK MİLLETİN OLMALIDIR
24 Nisan 2025 17:55

ŞİMDİ NE OLACAK ?
20 Nisan 2025 17:55

BU KAVGA KAYIKÇI KAVGASI
17 Nisan 2025 17:55

VEYSELDEN AL DERSİ
06 Nisan 2025 17:55

PROTESTO HAKKI ANAYASAL HAKTIR
03 Nisan 2025 17:55

ÜLKEDE SANDIK DEMOKRASİSİ BİLE YOK
23 Mart 2025 17:55

EMEKLİ BAYRAM İKRAMİYESİ NASIL KAZANDI?
16 Mart 2025 17:55

BARIŞA ULAŞMAKTA AZAMİ DİKKATİN ÖNEMİ
09 Mart 2025 17:55

KİM KİME EKMEK VERİYOR?
02 Mart 2025 17:55

KADINLAR HAYATI DURDURACAK
22 Şubat 2025 17:55

DİSK 58 YAŞINDA
16 Şubat 2025 17:55

Denetimsizlik facialarla can alıyor
02 Şubat 2025 17:55

FACİALARIN NEDENİ SORUMLULARIN SORUMSUZLUĞUDUR
26 Ocak 2025 17:55

ASGARİ ÜCRET NASIL ORTALAMA ÜCRET OLDU
19 Ocak 2025 17:55

BU SEFALETIN NNEDENİ ÖRGÜTSÜZLUK
12 Ocak 2025 17:55

2025 yili emekciler icin zor bir yil olacak
31 Aralık 2024 17:55

MUNZUR ÇEM ( HUSEYIN BEYSULEN )
11 Aralık 2024 17:55

Asgari ucretin ulusal ve uluslar arasi dayanaklari (2)
18 Kasım 2024 17:55

SOSYAL DEVLETİ YOK EDEN İKTİDARIN SEÇİM “MÜJDE”LERİ!
24 Ocak 2023 17:55

KIRMIZI ÇİZGİLER DEĞİL İLKELER BELİRLEYİCİ OLMALI!
17 Ocak 2023 17:55

2023, BARIŞ MÜCADELESİNİN YÜKSELDİĞİ YIL OLSUN!
03 Ocak 2023 17:55

Tek çözüm ‘âmâ’sız, ‘fakat’sız karşı çıkmak!
28 Aralık 2022 17:55

BU ÜLKEDE SIRTINDA KÜFE OLAN SİZ DEĞİLSİNİZ! 
26 Aralık 2022 17:55

74. YILINDA İNSAN HAKLARI VE TÜRKİYE!
20 Aralık 2022 17:55

ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARI
05 Aralık 2022 17:55

Görüntüyle yok edilen gerçekler
30 Kasım 2022 17:55

PARA TUZAĞININ ADI SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM!
24 Kasım 2022 17:55

ASGARİ ÜCRET, SEFALET ÜCRETİ OLMAMALI!
21 Kasım 2022 17:55

SİYASİ ÖNGÖRÜNÜZ YOKSA TÖKEZLERSİNİZ!
15 Kasım 2022 17:55

BÜTÇE İKTİDARIN SINIFSAL TERCİHİNİN BELGESİDİR!
14 Kasım 2022 17:55

ANAYASAYA UYMAYAN İKTİDARLA ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ OLUR MU?
09 Kasım 2022 17:55

SİZCE DEZENFORMASYONU KİM YAPIYOR?
01 Kasım 2022 17:55

CUMHURİYETİ CUMHURİYET YAPAN, ONUN DEMOKRATİK OLMASIDIR!
30 Ekim 2022 17:55

KRİZ Mİ, KAYNAK TRANSFERİ Mİ?
27 Ekim 2022 17:55

BU KADERİ KİM YAZIYOR?
24 Ekim 2022 17:55

İŞ CİNAYETLERİNİN NEDENİ AZGIN SÖMÜRÜ POLİTİKALARINIZDIR!
18 Ekim 2022 17:55

DOĞRU HAMLEYİ, DOĞRU ZAMANDA YAPMAK!
11 Ekim 2022 17:55

İNSANLAR ÜLKEYİ “SÜFLİ” YAŞAM İÇİN Mİ TERK EDİYOR? 
05 Ekim 2022 17:55

İNSAN HAKLARINI SAVUNMAKTA SAMİMİYETSİZLİK DEVAM EDİYOR!
27 Eylul 2022 17:55

6-7 Eylül olaylarından ders çıkarmak!
06 Eylul 2022 17:55

Bireyler değil, siyasi anlayışlar belirleyici olmalıdır
12 Ağustos 2022 17:55

ITUC: TÜRİYE İŞÇİLER İÇİN EN KÖTÜ 10 ÜLKEDEN BİRİ!
22 Temmuz 2022 17:55

DİSK/EMEKLİ-SEN MÜCADELESİNDEN KESİTLER! (10)
18 Temmuz 2022 17:55

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (14)
01 Temmuz 2022 17:55

Sendikaların ortaya çıkışı ve toplumsal rolü (129)
15 Haziran 2022 17:55

DİSK/EMEKLİ-SEN MÜCADELESİNDE KESİTLER (5)
05 Haziran 2022 17:55

DİSK/EMEKLİ-SEN MÜCADELESİNDEN KESİTLER! (4)
30 Mayıs 2022 17:55

KİMİN HASSASİYETİ?
25 Mayıs 2022 17:55

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (10)
17 Mayıs 2022 17:55

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (9)
11 Mayıs 2022 17:55

DENİZ, YUSUF, HÜSEYİN VE YÜZLERCE DEVRİMCİ, MÜCADELEDE YAŞIYOR!
08 Mayıs 2022 17:55

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (8)
28 Nisan 2022 17:55

EMEK MÜCADELESİNDE GEÇMİŞ, EN ÖNEMLİ YOL GÖSTERİCİDİR!
24 Nisan 2022 17:55

GERÇEK BARIŞ, SAVAŞIN NEDENLERİNİ DOĞRU TESPİTLE MÜMKÜNDÜR!
23 Nisan 2022 17:55

ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI ETMEK!
19 Nisan 2022 17:55

ENFLASYON, ÜCRETLERİ YUTTU!
11 Nisan 2022 17:55

SOMUT ÜZERİNDEN DURUMU GEÇİŞTİRMEK, GERÇEKLİKTEN KOPMAKTIR!
06 Nisan 2022 17:55

TÜRKİYE BÜTÇESİNİN KARA DELİKLERİ!
04 Nisan 2022 17:55

YAP-İŞLET-DEVRET YÖNTEMİYLE YAPILAN TESİSLERİ KİM YAPIYOR?
28 Mart 2022 17:55

DERDİ GEÇİM OLANLAR VE DERDİ SEÇİM OLANLAR!
20 Mart 2022 17:55

DOKTORLAR NEDEN HEDEF!?
14 Mart 2022 17:55

TÜRKİYE TARİHİNİN UNUTULMAYACAK İKİ ÖNEMLİ OLAYI İLE 12 MART!
13 Mart 2022 17:55

Kimin savaşı?
09 Mart 2022 17:55

ANAYASAL HAKLARI KULLANDIRMAYANLAR VE ONLARI KORUYANLAR!
01 Mart 2022 17:55

HEDEFİNİZ DÖNÜŞTÜRMEK DEĞİLSE, MEVCUDA MAHKÛM OLURSUNUZ!
23 Şubat 2022 17:55

İNSANCA YAŞAMA KAVGASI VE DEVLETİN TARAFI!
21 Şubat 2022 17:55

ELEKTRİKTE ADIM ADIM GELEN SOYGUN!
16 Şubat 2022 17:55

İKTİDARDA OLMANIN DAYANILMAZ CAZİBESİ
08 Şubat 2022 17:55

HİÇBİR SORUNU, O SORUNA YOL AÇAN ÇÖZEMEZ!
17 Ocak 2022 17:55

Diliniz, demokrasiye bakışınızı ele veriyor!
11 Ocak 2022 17:55

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ (1)
08 Ocak 2022 17:55

Söz konusu seçim kazanmaksa gerisi teferruattır!
28 Aralık 2021 17:55

TÜRK LİRASININ DURDURALAMAYAN ÇÖKÜŞÜ VE ASGARİ ÜCRET GERÇEĞİ!
20 Aralık 2021 17:55

YOKSULLAŞMANIN; KÖPRÜ, OTOYOL, HAVA ALANI VE TELEFON İLE İMTİHANI!
14 Aralık 2021 17:55

ARTIK ASGARİ DEĞİL, ASIL ÜCRET!
09 Aralık 2021 17:55

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ, DÜNÜ VE BUGÜNÜ (9)
07 Aralık 2021 17:55

KİME KARŞI NEYİN SAVAŞI?
29 Kasım 2021 17:55

KADINA YÖNELİK ŞİDDET ERKEK SORUNUDUR!
26 Kasım 2021 17:55

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ, DÜNÜ VE BUGÜNÜ (6)
17 Kasım 2021 17:55

KAVRAM KARGAŞASI İLE GERÇEKLERİ GİZLEYEMEZSİNİZ!
14 Kasım 2021 17:55

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ, DÜNÜ VE BUGÜNÜ (5)
11 Kasım 2021 17:55

KUTSAL DEVLET, ÜLKEYİ İYİ YÖNETEMEYENLERİN SIĞINDIĞI LİMANDIR!
07 Kasım 2021 17:55

KORKU TÜNELİNDEN YÜKSELEN KORKUTMA SESLERİ!
02 Kasım 2021 17:55

Dünya gençliği gelecekten endişeli!
25 Ekim 2021 17:55

ÜLKEYİ İYİ YÖNETEMEYEN İKTİDARIN BAŞVURACAĞI YÖNTEM BASKIDIR!
18 Ekim 2021 17:55

Tüm Yazılar