Veli Beysülen
[email protected]

BARIŞ IKTİDARIN AJANDASINA KURBAN EDİLEMEZ

19 Mart 2026 20:25

 Barış İktidarın Ajandasına Kurban edilemez

Geçen hafta bu köşe de yayınlanan, "RAPOR ÇÖZÜM İRADESİ YANSITMIYOR!" başlıklı yazımda, yaklaşık 1,5 yıldır devam eden Kürt sorununu çözüm süreci için TBMM’de oluşturulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun sonuç raporunun 18 Şubat 2026 tarihinde yayınlandığını, ancak raporun mantığının çözümü zamana yaymak üzerine oturtulduğunu, bu nedenle atılacak karşı adımlar ile hukuki güvencelere ilişkin düzenlemelerin PKK’nın tamamen silah bıraktığının, devletin askeri, istihbarat ve güvenlik birimlerinin raporuna bağlandığını, bunun ise süreci provokasyonlara açık hale getirdiğini belirtmiştim. Nitekim raporun, “SÜREÇLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEME ÖNERİLERİ” başlık 6 bölümünün 6.1. Nolu “Kritik Eşik: Örgütün Silah Bırakması” alt başlıklı kısmında, “Süreçte en kritik eşik, PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesidir.” denmektedir. Açıklamaya muhtaç bu cümlenin rapora yazılmasının güvensizlik, toplumsal rızanın sağlanması ve iktidar kanadının yaşadığı ülkenin genel demokratikleşmesi endişesi gibi çeşitli nedenleri olabilir.  

 Kuşkusuz yürütülen sürecin önceki yıllarda yaşanmış başarısız deneyimlerden etkilenmemesi mümkün değildir. Zira yaşanmışlıklar doğal olarak güvensizliğe yol açıyor. Ancak bence sürecin daha sağlıklı ve karşılıklı güven içinde yürütülmesinin sağlanması için yapılacak bir takım yasal düzenlemelerin, PKK’nın silah bıraktığına ve kendisini feshettiğine dair devletin ilgili birimlerinin vereceği nihai raporlara bağlanmasının temel nedenini başka etkenlerde aramak gerekir.

 Görünen o ki, iktidar bloku ülkenin demokratikleşmesini ve hukukun üstünlüğünün sağlanmasını öteleme ve zaman kazanma niyetini açığa vurmamak için raporu mümkün olduğunca toplumun rızasının alınması gerektiğine indirgeme gayreti içinde olmuş. Zira raporun sonraki bölümlerinin satır aralarında, toplumsal rızaya dair örneklerin çokça tekrarlanmış olması da bunu gösteriyor. Nitekim yine raporun 6. Bölümünün, “Toplumsal Bütünleşmeyi Güçlendirecek Yasal Düzenlemeler.” başlıklı 6.2. alt başlığında, “Kanun; kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli, kapsamı yorum yoluyla genişletilmeye müsait olmayacak şekilde net, bütüncül ve anlaşılır olmalıdır.” denmektedir. Örgüt Mensuplarının Durumu, başlıklı 6.3. nolu alt başlığında ise, “Yasal düzenlemeler, toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır.” denmektedir. Aslında bu son cümle, toplumsal rıza hususunda çok şey anlatıyor. 

 Görüldüğü gibi, raporda toplumsal rıza endişesi oldukça baskın. Elbette iktidar kanadının ya da genelde devletin, toplumsal rıza konusunda endişelenmelerinin tarihsel alt yapısı var. Zira yaklaşık 45 yıldır bu ülkede örgüt ile 27 yıldır devletin elinde olan lideri Öcalan, hatta topyekûn Kürtler hakkında söylenen menfi çok şey var. 23 yıldır ülkeyi yöneten AKP de bu konuda kendinden önceki iktidarların yolunda gitmiş bir partidir. Kaldı ki bugün ülkeyi yöneten iktidar blokunun ortağı MHP, en sert PKK ve Öcalan karşıtlığı ile bilinen, hatta bunu zaman zaman Kürt karşıtlığına indirgeyen bir siyaseti temsil ediyor. Geçmişte Kürt siyasetinin parlamento ayağını temsil eden legal partileri, özellikle HDP’nin kapatılması ve seçilmiş milletvekillerinin meclisten atılması konusunda sert tutumuyla bilinen MHP’nin, bugün devlet kanadında sürecin yürütülmesinin sözcülüğünü yapması geçmiş tavır ve söylemlerinin oluşturduğu toplumsal hafızayı bir anda yok etmiyor.

 Halbuki Kürt hareketi, özellikle silahlı kanadı temsil eden Abdullah Öcalan, 1993 yılından bu yana silahı devre dışı bırakma ve sorunun demokratik çözümü konusunda muhatap arayışındadır. Buna rağmen, siyasetin önemli yerlerinde olanların izledikleri uzlaşmadan uzak politika ve söyledikleri Abdullah Öcalan ile lideri olduğu PKK’yi nefret objesi haline getirdi. Maalesef izlenen bu genel politika ve söylemler, sadece Öcalan ile örgütü değil, legal siyaset ile siyasetçileri de yıllarca baskı altına aldı ve ülke barışına yönelik siyaset üretmelerini engelledi. Kaldı ki bu politika ve baskılar, Kürt siyasi hareketi ile sınırlı kalmadı, ülkenin tüm demokrasiden yana muhalif kesimlerini, sol, sosyalist hatta sosyal demokrat siyasetleri, sendikaları, meslek birliklerini, demokratik kitle örgüleri ile insan hakları örgütlerini kapsayacak bir şekilde sürdürüldü. Kısacası sorun genel anlamda anti demokratik uygulama ve hukuksuzlukların gerekçesi yapıldı.

 Doğrusu Abdullah Öcalan’ın, bugün örgüte, silah bırakıp kendisini feshetmesi çağrısı yapması ve örgütün buna uygun adımlar atması, toplumun çoğunluğunda oluşmuş antipatiyi de bir anda ortadan kaldırmıyor. Ancak siyasetin daha cesur adımlar atması bu antipatiyi dağıtacağı da bilinen gerçektir. Siyasetin şeffaf, toplumu aydınlatan bir hat üzerinden sürdürülecek çözüm sürecinin toplumu ikna edeceğini bilmemesi mümkün değil. O zaman, komisyon raporuna yansıyan olumsuz havanın asıl nedeni toplumsal rıza endişesi değil. Zira ülkenin geneline bakıldığında iki taraftan insan ölmemesinin toplumu rahatlattığı ve barış süreciyle ilgili toplumsal rızayı kendiliğinden sağladığı açıkça görülüyor. Elbette toplumu iktidar blokunun adına “Terörsüz Türkiye” dediği barış ve demokratikleşme sürecinin aleyhinde manipüle etmeye çalışan, MHP geleneğinden gelen siyasi yapılar ile onların başındaki siyasetçiler var. Onların da etkisiyle, sürece karşı bir muhalefet olduğu gerçeği göz ardı edilemez. Ancak muhalefetin ana gövdesini oluşturan CHP’nin sürece olumlu yaklaşımı ve sorumlu davranması, onların etkisini azaltan bir faktördür. Dolayısıyla, toplumun azınlığından gelen karşı çıkışın barış sürecini sürüncemeye bırakmanın gerekçesi yapılması gerçekçi değildir. Tüm bunlar bir araya getirildiğinde raporun süreci zamana yaymaya yönelik içeriğinin temel nedeninin, iktidar blokunun iktidarının devamını sağlama endişesi olduğu açık.

 Evet, bu ülkede iktidarlar hatta sistem içi muhalefet, yıllardır çatışmayı siyaset yapmanın aracı olarak kullandılar ve anti demokratik uygulamalar ile hukuksuzluklara gerekçe yaptılar. Bugün ülkenin tek adam yönetimi ile yönetilmesi de bu genel politik hattın ülkeye dayatmasıdır. Şimdi iktidar blokunun ikircikli tavrından dolayı, bölgesel konjonktürün dayatması ile bir devlet politikası olarak başladığı, komisyon raporuna da yansımış olan barış süreci tek taraflı yürüyen bir süreç görüntüsü veriyor. Zira süreç katılımdan uzak, bireylerle sürdürülmeye çalışılıyor. Kuşku yok ki, sürecin katılımcı ve şeffaf bir şekilde yürütülmemesi, iki tarafta ne konuşuldu, sürecin sonunda neyle karşılaşacağız endişelerine yol açıyor. Özellikle geçmişte bu ülkenin Kürt yurttaşları ile siyasetine yönelik ötekileştirme söylem ve uygulamaları, bugün iktidar bloku tarafından toplumsal rıza için kullanılıyor. Kuşkusuz geçmişte kullanılan dilin yol açtığı toplumsal rıza eksikliği, bugün ortaya çıkmış barış fırsatını ötelemenin gerekçesi olmamalı. Zira hiçbir siyasi ve bireysel hesap bu ülke yurttaşlarının daha fazla acılar yaşamamasını sağlayacak barıştan daha önemli olamaz.

 Öte yandan Kürt sorunundan bağımsız olarak ülkede yaşananlar, iktidarın muhalefeti tasfiyeye yönelik uygulamaları, seçilmişlere yönelik operasyon ve soruşturmalar iktidar blokunun ülkenin demokratikleşmesi ile hukukun üstünlüğünün sağlanması düşüncesinin olmadığını gösteriyor. Çünkü iktidar bloku gerek iç gerekse dış gelişmelerin yol açtığı yıpranmışlığının, gelecek seçimlerde iktidarda kalmasını güçleştirdiğini görüyor. Kuşku yok ki, iktidar bloku bu durumu mevcut tek adam yönetiminin güçlendirerek sürdürme hedefine ulaşmasının önünde engel olarak görüyor. Bu nedenle, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde birinci parti olarak çıkan ve seçimlerden bugüne yapılan tüm anketlerde birinci parti olduğu görülen CHP’yi marjinalleştirecek ve tasfiye edecek operasyonlarına aralıksız devam ediyor. Bu nedenle getirdiği tek adam yönetiminde ülke yönetiminde tek yetkili olan, Cumhurbaşkanlığının güçlü alternatif adayı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu tasfiye için yargıyı araç olarak kullanıyor. Elbette seçilmiş de olsa, hakkında suç işlediği iddiası bulunan her yurttaş hukuk önünde hesap vermelidir. Ancak izlenen yöntem, toplu yargılamalar, yıllara varan tutukluluk halleri, gizli tanık ve itirafçı ifadelerine dayandırılan soyut delillerle insanların uzun süreler demir parmaklıklar arkasında tutulmaları yargılamaların siyasi olduğunu gösteriyor.

 Yukarıda belirttiğim gibi, devam eden sürecin şeffaflıktan uzak, lidere ve örgüte indirgenmesi, işin sadece şiddet boyutuyla tartışılması ve iktidar blokunun “Terörsüz Türkiye” ısrarı, legal sivil siyaseti sürecin dışında tutuyor ve güvensizliğe yol açıyor. Özellikle inisiyatif alabilecek ve toplumsal rızaya katkı sunabilecek siyasetçilerin içerde tutulmaları, süreci hızlandıracak yasal düzenlemelerin ötelenmesi, ortaya çıkmış barış fırsatını sekteye uğratma riski taşıyor. Geçen hafta da yazdım, burada görev muhalefetin bütününe düşüyor. Muhalefet blok halinde barış ve demokrasi için inisiyatif almalı ve seçimlerde sonuca ulaşacak iş birliğini pekiştirmelidir. Zira barış iktidarın ajandasına kurban edilemez!           

Veli Beysülen

 

Yorumlar (0)

Kalan karakter : 450
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

Yazarın Diğer Yazıları

RAPOR ÇÖZÜM İRADESİ YANSITMIYOR
12 Mart 2026 20:25

8 MART BASİT BİR ANMA GÜNÜ DEĞİL!
07 Mart 2026 20:25

EMEKLI BAYRAM İKRAMİYESİ NASIL ERİDİ?
03 Mart 2026 20:25

EMEKLİLERİ KİM KIŞKIRTIYOR ?
24 Şubat 2026 20:25

GERÇEKLER AH GERÇEKLER
26 Ocak 2026 20:25

" KAMUNUN BÜTÇE DİSİPLİNİ EMEĞİN DEĞIL SERMAYENİN LEHİNE ANLATIYOR "
19 Ocak 2026 20:25

ASGARI ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA EKONOMİK POLITİKA BİLİMDE UZAK
06 Ocak 2026 20:25

" TARAFSIZLIK YERİNE ADANMIŞLIK HAKİM "
30 Aralık 2025 20:25

SELVİ SİPARİS YAZI YAZIYOR EMEKÇİNIN HAKLARINI GÖRMEZDEN GELİYOR "
24 Aralık 2025 20:25

SGK BASKANININ " 78 YAŞİNA KADAR MAAŞ ALOYORLAR " .SOZÜ TEPKİ CEKTİ
02 Aralık 2025 20:25

SOSYAL DEVLET BILİNÇLİ SEKİLDE TASFİYE EDİLDİ
17 Kasım 2025 20:25

" DEVLETİN KATKISIDA YETMEDİ , ŞIRKETLER HEDEFLENEN KARI ELDE EDEMEDİLER "
10 Kasım 2025 20:25

"TES" SOSYAL DEVLTIN TASFİYESİDİR "
04 Kasım 2025 20:25

GELIR ADALETSİZLİĞİ VE BOLGESEL GERİLİMLER TÜRKİYE’Yİ BIÇAK SIRTINDA TUTUYOR!
13 Ekim 2025 20:25

TÜRK-İŞ MASAYA RESTI, EMEKÇİNİN YUKSELEN İSYANIDIR.
07 Ekim 2025 20:25

HALK BORÇ BATAĞINDA, GERÇEK GÜNDEMDEN KAÇIŞ VAR
22 Eylul 2025 20:25

" 12 EYLÜL FAŞİZMİ SADECE TANKLARLA GELMEDİ EMEĞİ VE GELECEĞİ TESLİM ALDI"
16 Eylul 2025 20:25

ADINI DOĞRU KOYMAK LAZIM
11 Eylul 2025 20:25

VELI BEYSÜLEN " EGITIMDE BILIM VE LAİKLİK ŞART ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ TEHLİKE ALTINDA
08 Eylul 2025 20:25

ENFLASYON GERÇEKLERİ VE SENDİKALARIN SORUMLULUGU
01 Eylul 2025 20:25

" İŞÇİNİN 1 TRİLYON LİRALIK KAYBI MASADAKİ SESSİZLİĞİN BEDELİ "
25 Ağustos 2025 20:25

GREV HAKKI FIILEN YOK SAYILIYOR TOPLU SÖZLEŞME TİYATROSU OYNANIYOR
21 Ağustos 2025 20:25

GREV HAKKI FİİLEN YOK SAYILIYOR. TOPLU SÖZLEŞMESI MASASI TİYATROSU OYNANIYOR "
18 Ağustos 2025 20:25

źEMEK MÜCADELESİNDE YENİ BİR KIRILMA İŞÇİNİN SABRI SINIRDA
10 Ağustos 2025 20:25

EMEKÇİNİN SESİ KISILIYORSENDIKAL HAKLARGASP EDILIYOR
20 Temmuz 2025 20:25

100 YILLIK KRONİK TABU YIKILABİLECEKMİ ?
17 Temmuz 2025 20:25

GEÇMİS MÜCADELE YOL ĞOSTERİCİDİR
10 Temmuz 2025 20:25

YAGINLARIN NEDENİ ÖZELLESTİRME POLİTIKALARİ
07 Temmuz 2025 20:25

EMEKLİYE YOK NATO YA VAR!!
03 Temmuz 2025 20:25

YOKSULUN YOKSULU EMEKLİLER!
29 Haziran 2025 20:25

DUYGUSALLIK İNSANA YANLIŞLIK YAPTIRIR
26 Haziran 2025 20:25

EMEK MÜCADELESİNDE YENİ BİR KIRILMA MI YAŞANIYOR?
22 Haziran 2025 20:25

ÇAĞIN TEHLIKELİ SİLAHI DİJİTAL TEKNOLOJİ
19 Haziran 2025 20:25

15 - 16 HAZİRAN DİRENİSİNDE DERS ALMAK
15 Haziran 2025 20:25

12 EYLÜL RUHU ÜLKEYİ SARINCA
12 Haziran 2025 20:25

ÜLKENİN ACİL İHTIYACI HANGİSİDİR
05 Haziran 2025 20:25

BARIS ILE DEMOKRASİ İKİZ KARDESTİR
22 Mayıs 2025 20:25

ORTASI OLMAYAN İNSANLAR ÜLKESİ TÜRKİYE
15 Mayıs 2025 20:25

ÜLKEYİ YÖNETENLERİN HIRSI YOKSULLUĞUN NEDENİ...
08 Mayıs 2025 20:25

UMUT GENÇLİKTE
04 Mayıs 2025 20:25

1 MAYIS BASİT BİR ANMA GÜNÜ DEĞILDİR
30 Nisan 2025 20:25

TÜRKİYE’DE EGEMENLİK MİLLETİN OLMALIDIR
24 Nisan 2025 20:25

ŞİMDİ NE OLACAK ?
20 Nisan 2025 20:25

BU KAVGA KAYIKÇI KAVGASI
17 Nisan 2025 20:25

VEYSELDEN AL DERSİ
06 Nisan 2025 20:25

PROTESTO HAKKI ANAYASAL HAKTIR
03 Nisan 2025 20:25

ÜLKEDE SANDIK DEMOKRASİSİ BİLE YOK
23 Mart 2025 20:25

EMEKLİ BAYRAM İKRAMİYESİ NASIL KAZANDI?
16 Mart 2025 20:25

BARIŞA ULAŞMAKTA AZAMİ DİKKATİN ÖNEMİ
09 Mart 2025 20:25

KİM KİME EKMEK VERİYOR?
02 Mart 2025 20:25

KADINLAR HAYATI DURDURACAK
22 Şubat 2025 20:25

DİSK 58 YAŞINDA
16 Şubat 2025 20:25

Denetimsizlik facialarla can alıyor
02 Şubat 2025 20:25

FACİALARIN NEDENİ SORUMLULARIN SORUMSUZLUĞUDUR
26 Ocak 2025 20:25

ASGARİ ÜCRET NASIL ORTALAMA ÜCRET OLDU
19 Ocak 2025 20:25

BU SEFALETIN NNEDENİ ÖRGÜTSÜZLUK
12 Ocak 2025 20:25

2025 yili emekciler icin zor bir yil olacak
31 Aralık 2024 20:25

MUNZUR ÇEM ( HUSEYIN BEYSULEN )
11 Aralık 2024 20:25

Asgari ucretin ulusal ve uluslar arasi dayanaklari (2)
18 Kasım 2024 20:25

SOSYAL DEVLETİ YOK EDEN İKTİDARIN SEÇİM “MÜJDE”LERİ!
24 Ocak 2023 20:25

KIRMIZI ÇİZGİLER DEĞİL İLKELER BELİRLEYİCİ OLMALI!
17 Ocak 2023 20:25

2023, BARIŞ MÜCADELESİNİN YÜKSELDİĞİ YIL OLSUN!
03 Ocak 2023 20:25

Tek çözüm ‘âmâ’sız, ‘fakat’sız karşı çıkmak!
28 Aralık 2022 20:25

BU ÜLKEDE SIRTINDA KÜFE OLAN SİZ DEĞİLSİNİZ! 
26 Aralık 2022 20:25

74. YILINDA İNSAN HAKLARI VE TÜRKİYE!
20 Aralık 2022 20:25

ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARI
05 Aralık 2022 20:25

Görüntüyle yok edilen gerçekler
30 Kasım 2022 20:25

PARA TUZAĞININ ADI SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM!
24 Kasım 2022 20:25

ASGARİ ÜCRET, SEFALET ÜCRETİ OLMAMALI!
21 Kasım 2022 20:25

SİYASİ ÖNGÖRÜNÜZ YOKSA TÖKEZLERSİNİZ!
15 Kasım 2022 20:25

BÜTÇE İKTİDARIN SINIFSAL TERCİHİNİN BELGESİDİR!
14 Kasım 2022 20:25

ANAYASAYA UYMAYAN İKTİDARLA ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ OLUR MU?
09 Kasım 2022 20:25

SİZCE DEZENFORMASYONU KİM YAPIYOR?
01 Kasım 2022 20:25

CUMHURİYETİ CUMHURİYET YAPAN, ONUN DEMOKRATİK OLMASIDIR!
30 Ekim 2022 20:25

KRİZ Mİ, KAYNAK TRANSFERİ Mİ?
27 Ekim 2022 20:25

BU KADERİ KİM YAZIYOR?
24 Ekim 2022 20:25

İŞ CİNAYETLERİNİN NEDENİ AZGIN SÖMÜRÜ POLİTİKALARINIZDIR!
18 Ekim 2022 20:25

DOĞRU HAMLEYİ, DOĞRU ZAMANDA YAPMAK!
11 Ekim 2022 20:25

İNSANLAR ÜLKEYİ “SÜFLİ” YAŞAM İÇİN Mİ TERK EDİYOR? 
05 Ekim 2022 20:25

İNSAN HAKLARINI SAVUNMAKTA SAMİMİYETSİZLİK DEVAM EDİYOR!
27 Eylul 2022 20:25

6-7 Eylül olaylarından ders çıkarmak!
06 Eylul 2022 20:25

Bireyler değil, siyasi anlayışlar belirleyici olmalıdır
12 Ağustos 2022 20:25

ITUC: TÜRİYE İŞÇİLER İÇİN EN KÖTÜ 10 ÜLKEDEN BİRİ!
22 Temmuz 2022 20:25

DİSK/EMEKLİ-SEN MÜCADELESİNDEN KESİTLER! (10)
18 Temmuz 2022 20:25

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (14)
01 Temmuz 2022 20:25

Sendikaların ortaya çıkışı ve toplumsal rolü (129)
15 Haziran 2022 20:25

DİSK/EMEKLİ-SEN MÜCADELESİNDE KESİTLER (5)
05 Haziran 2022 20:25

DİSK/EMEKLİ-SEN MÜCADELESİNDEN KESİTLER! (4)
30 Mayıs 2022 20:25

KİMİN HASSASİYETİ?
25 Mayıs 2022 20:25

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (10)
17 Mayıs 2022 20:25

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (9)
11 Mayıs 2022 20:25

DENİZ, YUSUF, HÜSEYİN VE YÜZLERCE DEVRİMCİ, MÜCADELEDE YAŞIYOR!
08 Mayıs 2022 20:25

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (8)
28 Nisan 2022 20:25

EMEK MÜCADELESİNDE GEÇMİŞ, EN ÖNEMLİ YOL GÖSTERİCİDİR!
24 Nisan 2022 20:25

GERÇEK BARIŞ, SAVAŞIN NEDENLERİNİ DOĞRU TESPİTLE MÜMKÜNDÜR!
23 Nisan 2022 20:25

ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI ETMEK!
19 Nisan 2022 20:25

ENFLASYON, ÜCRETLERİ YUTTU!
11 Nisan 2022 20:25

SOMUT ÜZERİNDEN DURUMU GEÇİŞTİRMEK, GERÇEKLİKTEN KOPMAKTIR!
06 Nisan 2022 20:25

TÜRKİYE BÜTÇESİNİN KARA DELİKLERİ!
04 Nisan 2022 20:25

YAP-İŞLET-DEVRET YÖNTEMİYLE YAPILAN TESİSLERİ KİM YAPIYOR?
28 Mart 2022 20:25

DERDİ GEÇİM OLANLAR VE DERDİ SEÇİM OLANLAR!
20 Mart 2022 20:25

DOKTORLAR NEDEN HEDEF!?
14 Mart 2022 20:25

TÜRKİYE TARİHİNİN UNUTULMAYACAK İKİ ÖNEMLİ OLAYI İLE 12 MART!
13 Mart 2022 20:25

Kimin savaşı?
09 Mart 2022 20:25

ANAYASAL HAKLARI KULLANDIRMAYANLAR VE ONLARI KORUYANLAR!
01 Mart 2022 20:25

HEDEFİNİZ DÖNÜŞTÜRMEK DEĞİLSE, MEVCUDA MAHKÛM OLURSUNUZ!
23 Şubat 2022 20:25

İNSANCA YAŞAMA KAVGASI VE DEVLETİN TARAFI!
21 Şubat 2022 20:25

ELEKTRİKTE ADIM ADIM GELEN SOYGUN!
16 Şubat 2022 20:25

İKTİDARDA OLMANIN DAYANILMAZ CAZİBESİ
08 Şubat 2022 20:25

HİÇBİR SORUNU, O SORUNA YOL AÇAN ÇÖZEMEZ!
17 Ocak 2022 20:25

Diliniz, demokrasiye bakışınızı ele veriyor!
11 Ocak 2022 20:25

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ (1)
08 Ocak 2022 20:25

Söz konusu seçim kazanmaksa gerisi teferruattır!
28 Aralık 2021 20:25

TÜRK LİRASININ DURDURALAMAYAN ÇÖKÜŞÜ VE ASGARİ ÜCRET GERÇEĞİ!
20 Aralık 2021 20:25

YOKSULLAŞMANIN; KÖPRÜ, OTOYOL, HAVA ALANI VE TELEFON İLE İMTİHANI!
14 Aralık 2021 20:25

ARTIK ASGARİ DEĞİL, ASIL ÜCRET!
09 Aralık 2021 20:25

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ, DÜNÜ VE BUGÜNÜ (9)
07 Aralık 2021 20:25

KİME KARŞI NEYİN SAVAŞI?
29 Kasım 2021 20:25

KADINA YÖNELİK ŞİDDET ERKEK SORUNUDUR!
26 Kasım 2021 20:25

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ, DÜNÜ VE BUGÜNÜ (6)
17 Kasım 2021 20:25

KAVRAM KARGAŞASI İLE GERÇEKLERİ GİZLEYEMEZSİNİZ!
14 Kasım 2021 20:25

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ, DÜNÜ VE BUGÜNÜ (5)
11 Kasım 2021 20:25

KUTSAL DEVLET, ÜLKEYİ İYİ YÖNETEMEYENLERİN SIĞINDIĞI LİMANDIR!
07 Kasım 2021 20:25

KORKU TÜNELİNDEN YÜKSELEN KORKUTMA SESLERİ!
02 Kasım 2021 20:25

Dünya gençliği gelecekten endişeli!
25 Ekim 2021 20:25

ÜLKEYİ İYİ YÖNETEMEYEN İKTİDARIN BAŞVURACAĞI YÖNTEM BASKIDIR!
18 Ekim 2021 20:25

Tüm Yazılar