Veli Beysülen
[email protected]

SOSYAL DEVLETE YENİ TUZAK

27 Temmuz 2026 22:22

SOSYAL DEVLETE YENİ TUZAK! 

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının  Devletin temel nitelikleri başlıklı ikinci maddesi, devletin niteliklerini: “demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak tanımlar. Anayasaya göre, bu madde değiştirilemeyen, değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen maddelerden biridir. Maddede belirtilen niteliklerin her birinin bu ülke insanının çağdaş demokratik bir ülke de barış içinde yaşamaları için önemli niteliktir. Kısacası devletin bu 4 temel niteliği, çağdaş ve demokratik bir devletin olmazsa olmazlarıdır. Böyle olmakla birlikte, Türkiye’de bu dört nitelik hiçbir zaman tam olarak hayata geçirilmedi.

Zaman zaman yazılarımda Türkiye Cumhuriyetinin, farklı etnik kökenler ile din ve mezheplere kapalı, tekçi felsefesinin   yanı sıra, sanayinin gelişmesiyle birlikte, nicel ve nitel olarak gelişen işçi sınıfının siyasi ve sendikal örgütlenmesini sürekli baskı altında tuttuğunu vurgularım. Maalesef bu niteliklerin tam olarak hayata geçmemesinden dolayı, Türkiye gerçek bir  sosyal devlet olamadı. Zira 1950’li yıllara kadar, sınırlı düzenlemelerle, yardım şeklinde sosyal destek verilirken, 1950’li yıllardan itibaren sosyal güvenlik kurumları oluşturulmaya başlandı. Bu yıllarda; Kamu Çalışanlarının sosyal güvencesi için Emekli Sandığı (EMS)  kamu veya özel sektör de çalışan işçilerin sosyal güvencesi için Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK), kendi nam ve hesabına çalışanların (Esnaf) sosyal güvencesi için BAĞKUR oluşturuldu. Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin finansmanı, çalışanlar ile işverenlerin onların adına sisteme aktardıkları primlerle sağlanıyor. Bunun yanı sıra anayasanın sosyal devlet niteliği gereği merkezi bütçeden sisteme kaynak aktarılıyor. Özellikle 1960’lı ve 1970’li yıllarda başta sağlık ve emeklilik olmak üzere, çağdaş sosyal güvenlik uygulamaları hayata geçirildi ve sosyal güvenlik kurumları değişik sigorta kollarını kapsayacak şekilde yapılandırıldı. Bu durum, yeni liberal ekonomik programın uygulamaya konduğu 24 Ocak 1980 kararlarına kadar devam etti.

24 Ocak 1980 yeni liberal ekonomik programın uygulanması öncesi çağdaş anlamda sosyal Güvenliğin uygulamaya konması ve sürdürülmesine çalışılsa da özerkliği bulunmayan sitem, merkezi yönetimin müdahalesinden dolayı istenen gelişmeyi kaydedemedi. Tüm bu nedenlerle hükümetler, sosyal güvenlik kurumlarının kaynaklarını sürekli başka projelerin finansmanı için, faizsiz kredi olarak kullandılar.

Bugün Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)  adıyla tek çatı altında birleştirilmiş olan, sosyal güvenlik kurumlarından SSK, işçiler ve onların hak sahibi aile bireylerine sağlık hizmeti sunuyordu. SSK sağlık sisteminin Sağlık Bakanlığına devredilerek tasfiye edildiği 2003 yılında, bu hizmetten ülke nüfusunun yarısına yakını yararlanıyordu.

Öte yandan, ilk yıllarda emekli aylığı ödemeyen kurumların, birikimleri özellikle metropol kentlerin gözde yerlerinde gayrimenkullere yatırılıyor, gökdelenler, işmerkezleri yapılıyor arsalar alınıyordu.

2002 yılının sonunda iktidar olan AKP’nin, yaptığı ilk işlerden birisi sosyal devleti tasfiye etmek için düzenlemeler yapmak oldu. SSK’nın, işçiler ile aile bireylerine sağlık hizmeti vermesine son verildi. gayrimenkulleri Sağlık Bakanlığına devredildi. Yine SSK ile EMS’nin birikimleriyle alınmış gayrimenkuller sermayeden yana iktidarlarca, yandaşlara ucuza kiralandı veya yok pahasına satılarak, hoyratça harcandı. Sosyal güvenlik kurumlarının birikimleri, düşük faizlerle devlet bankalarında bekletildi. Özel işverenler ile belediyeler, çalışanların aylık ücretlerinden kestikleri primleri sisteme aktarmayıp, faizsiz kredi olarak kullandılar. İktidarlar ise kurumların birikmiş prim alacaklarını tahsil etmek yerine, çıkardıkları af kanunları ile hibe ettiler.

Sosyal güvenlik kurumlarının kaynakları yıllarca, yatırımların finansmanında faizsiz kredi olarak kullanıldı. 24 Ocak 1980 yeni liberal ekonomik program ve 12 Eylül faşist darbesinin, siyasal ve sendikal yapılara baskılarından dolayı emeğin örgütlülüğü geriletildi ve sosyal devleti tasfiye etmenin zemini hazırlandı. Bu çerçevede Anayasanın sosyal devlet ilkesi yok sayıldı ve sosyal devlet, yatırım yapmanın önünde engel olarak gösterildi. Zira yeni liberal anlayışa göre, sosyal güvenlik sistemi açık veren kara delikti. Halbuki sosyal devlete aktarılan para, anayasanın güvencesi altında olan sosyal devlet ilkesi gereğince, toplumun dezevantajlı sınıf ve katmanlarını desteklemek üzere, onların vergilerinden aktarılan paraydı.

1980’li yıllarda ANAP iktidarı ile 1990’lı yıllarda koalisyon hükümetleri, sosyal güvenlikte hak kayıplarına yolaçan kısmi düzenlemeler yaptılar. Ancak gerek çalışanların gerekse emeklilerin, ekonomik ve sağlık hak kayıpları yaşadıkları esas değişiklikler, 2002 yılında iktidar olan AKP döneminde yapıldı. 2003 yılından 2008 yılına kadar, Sosyal Güvenliği işlevsiz hale getiren veya sağladığı hakları, ortadan kaldıran bir dizi kanuni düzenleme uygulamaya koyan AKP, sisteme esaslı darbeyi 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe koyduğu 5510 sayılı, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) kanunu ile vurdu. Bu kanunla birlikte, sağlık ve sosyal güvenlik birbirinden koptu ve finansmanları için ayrı ayrı prim alınmaya başlandı.

Tüm bunlar, Anayasa ile hüküm altına alınmış sosyal devleti tasfiye etmenin adımları olmakla birlikte, bugüne kadar kanunlarda sosyal devletin devamını sağlayan bazı düzenlemeler varlığını sürdürmektedir. Bunlardan birisi 5510 sayılı SSGSS kanunun 81. Maddesinde bulunan bütçeden sosyal güvenliğe devlet katkısı aktarılması düzenlemesidir.

Geçen hafta TBMM’de görüşülen Torba Kanunda bulunan bir madde ile bu katkı kaldırılacak.

Çalışma hayatı ve Sosyal Güvenlik alanlarında ki çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Aziz Çelik, konuyla ilgili bir yazı kaleme aldı.

Sayın Çelik’in aktardığına göre, kanunun  “81. maddesinin “Prim oranları ve Devlet katkısı” başlığından “ve Devlet katkısı” ibaresi çıkarılıyor.” Aziz hoca ayrıca maddenin, devletin, SGK’nın her ay tahsil ettiği malullük, yaşlılık, ölüm ve genel sağlık sigortası priminin dörtte biri (yüzde 25) oranında kuruma katkı yapmasını öngören üçüncü fıkrasının madde metninden çıkarılacağını vurguluyor. Torba kanunla getirilen bu düzenleme, 1 Ağustos 2026’dan geçerli olacak. Yani anayasanın 2. maddesi ile devletin temel niteliği olarak hüküm altına alınmış sosyal devleti  uygulamanın aracı, devlet katkısı kaldırılıyor.

Prof. Dr. Aziz Çelik’in yazısı şu şekilde devam ediyor:

“Bu katkı 2008’de yasal güvenceye alınmış, formüle bağlı (primin ¼’ü) ve Hazine tarafından ödenen otomatik bir aktarımdı.

Sinsi bir değişiklik!

Hükümetin gerekçesi teknik/muhasebe esaslı bir sadeleştirme olarak sunuluyor. Gerekçeye göre, “devlet katkısı” ile “açık finansmanı” adı altında yapılan benzer ödemelerin tek kalemde toplanması ve böylece bütçe kalemlerinin daha izlenebilir hâle gelmesi amaçlanıyor. Nakit olarak Hazine’den SGK’ya giden toplam kaynağın azalmayacağı iddia ediliyor.

Hükümet, desteğin hiçbir eksilme olmadan Kurumun gereksinimi kadar sürdürüleceğini söylüyor. Ne var ki “eksilme olmayacak” güvencesi nakit tutara ilişkindir. Kaldırılan şey ise primin dörtte biri oranındaki formüle bağlı, yasal, otomatik yükümlülüktür.

Nakit büyüklük aynı kalsa bile, kuralın niteliği, “güvenceli bir yükümlülük”ten “ihtiyaç kadar takdiri transfer”e dönüşüyor. Bu, salt muhasebenin ötesinde gerçek bir yapısal değişikliktir ve gerekçedeki “sadeleştirme” dili bunu görünmez kılıyor.

Bir Meşruiyet Operasyonu

Bu bir meşruiyet operasyonudur. Bugüne kadar devlet katkısı SGK’nın gelir kalemi olarak kaydediliyordu. Bundan sonra aynı para açık kapatma transferi olarak kaydedilecek.

Sonuçta SGK’nın mali tablolarında “açık” daha yüksek görünecek. Nitekim 889 milyar liralık devlet katkısı sayesinde 2025’i teknik olarak 35 milyar lira fazlayla kapatan SGK, 2026’da 1 trilyona ulaşan bir “açık” miktarıyla karşılaşacak.

Eski düzende katkı, formüle bağlı, yasayla güvence altına alınmış, koşulsuz bir yükümlülüktü. Yeni düzende transfer, ihtiyaç oldukça yapılan, takdiri bir açık finansman yöntemine dönüşüyor.

SGK geçmiş alacaklarını tahsil eder ya da mal varlığını satarak gelir elde ederse, o ay Hazine’den destek yapılmayacak. Bu, devletin sosyal güvenliğe kural-temelli, otomatik taahhüdünü, konjonktürel ve koşullu bir kaleme indirgiyor.

Katkı Yerine Açık ve Kara Delik Demagojisi!

Teknik muhasebe perspektifinden bakıldığında, “devlet katkısı” ile “açık finansmanı” arasındaki ayrım zaten büyük ölçüde yapaydır — ikisi de bütçe transferidir ve devletin sosyal güvenliği fonlama kapasitesi bu muhasebe etiketinden bağımsızdır. Dolayısıyla değişikliğin parasal özü değil, siyasal-söylemsel işlevi belirleyicidir.

Aynı parayı “gelir” saymaktan vazgeçip “açık” olarak yeniden tanımlamak, ekonomik bir kötüleşme değil, bir yeniden-etiketlemedir. “Açık büyüdü” cümlesi bu nedenle işin püf noktasıdır.

Değişiklik nakit/ekonomik düzeyde nötr olabilir ama asıl dönüşüm hukuki-kurumsal düzeydedir — formüle bağlı yasal güvencenin takdiri transfere indirgenmesi ve bunun sosyal güvenliğe taarruz için hükümete açtığı meşruiyet alanıdır önemli olan.

Kalemi “gelir”den “açık kapatma”ya çevirmek, SGK’yı yapısal olarak “batık”, “sürekli zarar eden” bir kurum gibi gösterir, “karar delik” demagojisini yeniden başlatır.  Bu, sosyal güvenliğin bir hak değil bir “yük” olduğu şeklindeki ana akım ve ortodoks anlatıyı besler ve gelecekteki kısıtlamalar/parametrik reformlar (emeklilik yaşı, aylık bağlama oranı vb.) için zemin döşer.

Açığın büyümesi söylemiyle emeklinin zam talepleri veya emeklilikte iyileştirmeler (kademe veya intibak) “açık çok büyük, para yok” denilerek daha kolay geri çevrilebilecek.

O yüzden bu değişiklik sadece teknik bir muhasebe işlemi değil sinsi bir zihniyet değişikliğidir ve faturası ağır olabilir.

Evet, yukarıda belirttiğim gibi, özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllarda sosyal güvenlik sisteminin açık verdiği, devletin sırtında yük, yatırım yapmanın engel olduğu yönünde yapılan propagan da ile adım adım tasfiye edilen sosyal güvenlik sitemine devlet katkısının kaldırılması ile birlikte açık büyümüş görünecek ve iktidarın sistemi tasfiye propagandasına zemin sağlanmış olacak. Ayrıca iktidar, sisteme aktaracağı parayı propaganda aracına dönüştürerek, oy almak için kullanacaktır.

Yorumlar (0)

Kalan karakter : 450
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!

Yazarın Diğer Yazıları

SURUÇU UNUTMA UNUTTURMA
20 Temmuz 2026 22:22

EMEKLİLERİN SENDİKAL MÜCADELESİ 31 YAŞINDA
12 Temmuz 2026 22:22

KORKUTA N GERÇEKLERİN
07 Temmuz 2026 22:22

SİZSE BİZİ İLGİLENDİRİYOR MU ?
25 Haziran 2026 22:22

PİŞMANIM VE ÖZÜR DİLİYORUM
20 Haziran 2026 22:22

ELESTİRİ DEĞİL MEŞRUTİYET KRİZİ
18 Haziran 2026 22:22

15-16 HAZİRAN DİRENİŞİNDE DERS ALMAK
15 Haziran 2026 22:22

RAHMİ KOÇ SİSTEMİ TEMSİL EDİYOR
11 Haziran 2026 22:22

MUTLAK BUTLAN VE EMEK DÜŞMANLIĞI
01 Haziran 2026 22:22

LİDERLİK ZOR ZANAAT VESSELAM
29 Mayıs 2026 22:22

EMEKLİ YOKSULLUĞU GERÇEK!
26 Mayıs 2026 22:22

MUHALEFETİ DE BEN BELİRLERİM
21 Mayıs 2026 22:22

BİLAL BEYİN GÖRMEK İSTEMEDİKLERİ
18 Mayıs 2026 22:22

CHP GENEL BAŞKANI ÖZEL VE EKİBİ CİDDİ BİR SINAVLA KARŞI KARŞIYA
16 Mayıs 2026 22:22

23NİSAN DEMOKRASİ VE ÇOCUKLAR
23 Nisan 2026 22:22

HAYDİ 1 MAYIS’TA ALANLARA
22 Nisan 2026 22:22

DOĞA KATLİAMI DUR DURAK BİLMİYOR
16 Nisan 2026 22:22

ARA ZAM BEKLENTİ DEĞİL ZORUNLULUK
14 Nisan 2026 22:22

ARA SEÇİM, ANAYASANIN MAHİR HÜKMÜDÜR.
09 Nisan 2026 22:22

SUÇ SİZDE DEĞIL SİZİ SEÇENLERDE
07 Nisan 2026 22:22

EMPERYALİZİM İÇİN ESAS OLAN ÇIKARDIR..
03 Nisan 2026 22:22

ENFLASYONDA YENİ BAHANE...SAVAŞ
30 Mart 2026 22:22

BARIŞ IKTİDARIN AJANDASINA KURBAN EDİLEMEZ
19 Mart 2026 22:22

RAPOR ÇÖZÜM İRADESİ YANSITMIYOR
12 Mart 2026 22:22

8 MART BASİT BİR ANMA GÜNÜ DEĞİL!
07 Mart 2026 22:22

EMEKLI BAYRAM İKRAMİYESİ NASIL ERİDİ?
03 Mart 2026 22:22

EMEKLİLERİ KİM KIŞKIRTIYOR ?
24 Şubat 2026 22:22

GERÇEKLER AH GERÇEKLER
26 Ocak 2026 22:22

" KAMUNUN BÜTÇE DİSİPLİNİ EMEĞİN DEĞIL SERMAYENİN LEHİNE ANLATIYOR "
19 Ocak 2026 22:22

ASGARI ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA EKONOMİK POLITİKA BİLİMDE UZAK
06 Ocak 2026 22:22

" TARAFSIZLIK YERİNE ADANMIŞLIK HAKİM "
30 Aralık 2025 22:22

SELVİ SİPARİS YAZI YAZIYOR EMEKÇİNIN HAKLARINI GÖRMEZDEN GELİYOR "
24 Aralık 2025 22:22

SGK BASKANININ " 78 YAŞİNA KADAR MAAŞ ALOYORLAR " .SOZÜ TEPKİ CEKTİ
02 Aralık 2025 22:22

SOSYAL DEVLET BILİNÇLİ SEKİLDE TASFİYE EDİLDİ
17 Kasım 2025 22:22

" DEVLETİN KATKISIDA YETMEDİ , ŞIRKETLER HEDEFLENEN KARI ELDE EDEMEDİLER "
10 Kasım 2025 22:22

"TES" SOSYAL DEVLTIN TASFİYESİDİR "
04 Kasım 2025 22:22

GELIR ADALETSİZLİĞİ VE BOLGESEL GERİLİMLER TÜRKİYE’Yİ BIÇAK SIRTINDA TUTUYOR!
13 Ekim 2025 22:22

TÜRK-İŞ MASAYA RESTI, EMEKÇİNİN YUKSELEN İSYANIDIR.
07 Ekim 2025 22:22

HALK BORÇ BATAĞINDA, GERÇEK GÜNDEMDEN KAÇIŞ VAR
22 Eylul 2025 22:22

" 12 EYLÜL FAŞİZMİ SADECE TANKLARLA GELMEDİ EMEĞİ VE GELECEĞİ TESLİM ALDI"
16 Eylul 2025 22:22

ADINI DOĞRU KOYMAK LAZIM
11 Eylul 2025 22:22

VELI BEYSÜLEN " EGITIMDE BILIM VE LAİKLİK ŞART ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİ TEHLİKE ALTINDA
08 Eylul 2025 22:22

ENFLASYON GERÇEKLERİ VE SENDİKALARIN SORUMLULUGU
01 Eylul 2025 22:22

" İŞÇİNİN 1 TRİLYON LİRALIK KAYBI MASADAKİ SESSİZLİĞİN BEDELİ "
25 Ağustos 2025 22:22

GREV HAKKI FIILEN YOK SAYILIYOR TOPLU SÖZLEŞME TİYATROSU OYNANIYOR
21 Ağustos 2025 22:22

GREV HAKKI FİİLEN YOK SAYILIYOR. TOPLU SÖZLEŞMESI MASASI TİYATROSU OYNANIYOR "
18 Ağustos 2025 22:22

źEMEK MÜCADELESİNDE YENİ BİR KIRILMA İŞÇİNİN SABRI SINIRDA
10 Ağustos 2025 22:22

EMEKÇİNİN SESİ KISILIYORSENDIKAL HAKLARGASP EDILIYOR
20 Temmuz 2025 22:22

100 YILLIK KRONİK TABU YIKILABİLECEKMİ ?
17 Temmuz 2025 22:22

GEÇMİS MÜCADELE YOL ĞOSTERİCİDİR
10 Temmuz 2025 22:22

YAGINLARIN NEDENİ ÖZELLESTİRME POLİTIKALARİ
07 Temmuz 2025 22:22

EMEKLİYE YOK NATO YA VAR!!
03 Temmuz 2025 22:22

YOKSULUN YOKSULU EMEKLİLER!
29 Haziran 2025 22:22

DUYGUSALLIK İNSANA YANLIŞLIK YAPTIRIR
26 Haziran 2025 22:22

EMEK MÜCADELESİNDE YENİ BİR KIRILMA MI YAŞANIYOR?
22 Haziran 2025 22:22

ÇAĞIN TEHLIKELİ SİLAHI DİJİTAL TEKNOLOJİ
19 Haziran 2025 22:22

15 - 16 HAZİRAN DİRENİSİNDE DERS ALMAK
15 Haziran 2025 22:22

12 EYLÜL RUHU ÜLKEYİ SARINCA
12 Haziran 2025 22:22

ÜLKENİN ACİL İHTIYACI HANGİSİDİR
05 Haziran 2025 22:22

BARIS ILE DEMOKRASİ İKİZ KARDESTİR
22 Mayıs 2025 22:22

ORTASI OLMAYAN İNSANLAR ÜLKESİ TÜRKİYE
15 Mayıs 2025 22:22

ÜLKEYİ YÖNETENLERİN HIRSI YOKSULLUĞUN NEDENİ...
08 Mayıs 2025 22:22

UMUT GENÇLİKTE
04 Mayıs 2025 22:22

1 MAYIS BASİT BİR ANMA GÜNÜ DEĞILDİR
30 Nisan 2025 22:22

TÜRKİYE’DE EGEMENLİK MİLLETİN OLMALIDIR
24 Nisan 2025 22:22

ŞİMDİ NE OLACAK ?
20 Nisan 2025 22:22

BU KAVGA KAYIKÇI KAVGASI
17 Nisan 2025 22:22

VEYSELDEN AL DERSİ
06 Nisan 2025 22:22

PROTESTO HAKKI ANAYASAL HAKTIR
03 Nisan 2025 22:22

ÜLKEDE SANDIK DEMOKRASİSİ BİLE YOK
23 Mart 2025 22:22

EMEKLİ BAYRAM İKRAMİYESİ NASIL KAZANDI?
16 Mart 2025 22:22

BARIŞA ULAŞMAKTA AZAMİ DİKKATİN ÖNEMİ
09 Mart 2025 22:22

KİM KİME EKMEK VERİYOR?
02 Mart 2025 22:22

KADINLAR HAYATI DURDURACAK
22 Şubat 2025 22:22

DİSK 58 YAŞINDA
16 Şubat 2025 22:22

Denetimsizlik facialarla can alıyor
02 Şubat 2025 22:22

FACİALARIN NEDENİ SORUMLULARIN SORUMSUZLUĞUDUR
26 Ocak 2025 22:22

ASGARİ ÜCRET NASIL ORTALAMA ÜCRET OLDU
19 Ocak 2025 22:22

BU SEFALETIN NNEDENİ ÖRGÜTSÜZLUK
12 Ocak 2025 22:22

2025 yili emekciler icin zor bir yil olacak
31 Aralık 2024 22:22

MUNZUR ÇEM ( HUSEYIN BEYSULEN )
11 Aralık 2024 22:22

Asgari ucretin ulusal ve uluslar arasi dayanaklari (2)
18 Kasım 2024 22:22

SOSYAL DEVLETİ YOK EDEN İKTİDARIN SEÇİM “MÜJDE”LERİ!
24 Ocak 2023 22:22

KIRMIZI ÇİZGİLER DEĞİL İLKELER BELİRLEYİCİ OLMALI!
17 Ocak 2023 22:22

2023, BARIŞ MÜCADELESİNİN YÜKSELDİĞİ YIL OLSUN!
03 Ocak 2023 22:22

Tek çözüm ‘âmâ’sız, ‘fakat’sız karşı çıkmak!
28 Aralık 2022 22:22

BU ÜLKEDE SIRTINDA KÜFE OLAN SİZ DEĞİLSİNİZ! 
26 Aralık 2022 22:22

74. YILINDA İNSAN HAKLARI VE TÜRKİYE!
20 Aralık 2022 22:22

ASGARİ ÜCRET VE EMEKLİ MAAŞLARI
05 Aralık 2022 22:22

Görüntüyle yok edilen gerçekler
30 Kasım 2022 22:22

PARA TUZAĞININ ADI SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM!
24 Kasım 2022 22:22

ASGARİ ÜCRET, SEFALET ÜCRETİ OLMAMALI!
21 Kasım 2022 22:22

SİYASİ ÖNGÖRÜNÜZ YOKSA TÖKEZLERSİNİZ!
15 Kasım 2022 22:22

BÜTÇE İKTİDARIN SINIFSAL TERCİHİNİN BELGESİDİR!
14 Kasım 2022 22:22

ANAYASAYA UYMAYAN İKTİDARLA ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ OLUR MU?
09 Kasım 2022 22:22

SİZCE DEZENFORMASYONU KİM YAPIYOR?
01 Kasım 2022 22:22

CUMHURİYETİ CUMHURİYET YAPAN, ONUN DEMOKRATİK OLMASIDIR!
30 Ekim 2022 22:22

KRİZ Mİ, KAYNAK TRANSFERİ Mİ?
27 Ekim 2022 22:22

BU KADERİ KİM YAZIYOR?
24 Ekim 2022 22:22

İŞ CİNAYETLERİNİN NEDENİ AZGIN SÖMÜRÜ POLİTİKALARINIZDIR!
18 Ekim 2022 22:22

DOĞRU HAMLEYİ, DOĞRU ZAMANDA YAPMAK!
11 Ekim 2022 22:22

İNSANLAR ÜLKEYİ “SÜFLİ” YAŞAM İÇİN Mİ TERK EDİYOR? 
05 Ekim 2022 22:22

İNSAN HAKLARINI SAVUNMAKTA SAMİMİYETSİZLİK DEVAM EDİYOR!
27 Eylul 2022 22:22

6-7 Eylül olaylarından ders çıkarmak!
06 Eylul 2022 22:22

Bireyler değil, siyasi anlayışlar belirleyici olmalıdır
12 Ağustos 2022 22:22

ITUC: TÜRİYE İŞÇİLER İÇİN EN KÖTÜ 10 ÜLKEDEN BİRİ!
22 Temmuz 2022 22:22

DİSK/EMEKLİ-SEN MÜCADELESİNDEN KESİTLER! (10)
18 Temmuz 2022 22:22

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (14)
01 Temmuz 2022 22:22

Sendikaların ortaya çıkışı ve toplumsal rolü (129)
15 Haziran 2022 22:22

DİSK/EMEKLİ-SEN MÜCADELESİNDE KESİTLER (5)
05 Haziran 2022 22:22

DİSK/EMEKLİ-SEN MÜCADELESİNDEN KESİTLER! (4)
30 Mayıs 2022 22:22

KİMİN HASSASİYETİ?
25 Mayıs 2022 22:22

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (10)
17 Mayıs 2022 22:22

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (9)
11 Mayıs 2022 22:22

DENİZ, YUSUF, HÜSEYİN VE YÜZLERCE DEVRİMCİ, MÜCADELEDE YAŞIYOR!
08 Mayıs 2022 22:22

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ! (8)
28 Nisan 2022 22:22

EMEK MÜCADELESİNDE GEÇMİŞ, EN ÖNEMLİ YOL GÖSTERİCİDİR!
24 Nisan 2022 22:22

GERÇEK BARIŞ, SAVAŞIN NEDENLERİNİ DOĞRU TESPİTLE MÜMKÜNDÜR!
23 Nisan 2022 22:22

ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI ETMEK!
19 Nisan 2022 22:22

ENFLASYON, ÜCRETLERİ YUTTU!
11 Nisan 2022 22:22

SOMUT ÜZERİNDEN DURUMU GEÇİŞTİRMEK, GERÇEKLİKTEN KOPMAKTIR!
06 Nisan 2022 22:22

TÜRKİYE BÜTÇESİNİN KARA DELİKLERİ!
04 Nisan 2022 22:22

YAP-İŞLET-DEVRET YÖNTEMİYLE YAPILAN TESİSLERİ KİM YAPIYOR?
28 Mart 2022 22:22

DERDİ GEÇİM OLANLAR VE DERDİ SEÇİM OLANLAR!
20 Mart 2022 22:22

DOKTORLAR NEDEN HEDEF!?
14 Mart 2022 22:22

TÜRKİYE TARİHİNİN UNUTULMAYACAK İKİ ÖNEMLİ OLAYI İLE 12 MART!
13 Mart 2022 22:22

Kimin savaşı?
09 Mart 2022 22:22

ANAYASAL HAKLARI KULLANDIRMAYANLAR VE ONLARI KORUYANLAR!
01 Mart 2022 22:22

HEDEFİNİZ DÖNÜŞTÜRMEK DEĞİLSE, MEVCUDA MAHKÛM OLURSUNUZ!
23 Şubat 2022 22:22

İNSANCA YAŞAMA KAVGASI VE DEVLETİN TARAFI!
21 Şubat 2022 22:22

ELEKTRİKTE ADIM ADIM GELEN SOYGUN!
16 Şubat 2022 22:22

İKTİDARDA OLMANIN DAYANILMAZ CAZİBESİ
08 Şubat 2022 22:22

HİÇBİR SORUNU, O SORUNA YOL AÇAN ÇÖZEMEZ!
17 Ocak 2022 22:22

Diliniz, demokrasiye bakışınızı ele veriyor!
11 Ocak 2022 22:22

SENDİKALARIN ORTAYA ÇIKIŞI, GELİŞİMİ VE TOPLUMSAL ROLÜ (1)
08 Ocak 2022 22:22

Söz konusu seçim kazanmaksa gerisi teferruattır!
28 Aralık 2021 22:22

TÜRK LİRASININ DURDURALAMAYAN ÇÖKÜŞÜ VE ASGARİ ÜCRET GERÇEĞİ!
20 Aralık 2021 22:22

YOKSULLAŞMANIN; KÖPRÜ, OTOYOL, HAVA ALANI VE TELEFON İLE İMTİHANI!
14 Aralık 2021 22:22

ARTIK ASGARİ DEĞİL, ASIL ÜCRET!
09 Aralık 2021 22:22

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ, DÜNÜ VE BUGÜNÜ (9)
07 Aralık 2021 22:22

KİME KARŞI NEYİN SAVAŞI?
29 Kasım 2021 22:22

KADINA YÖNELİK ŞİDDET ERKEK SORUNUDUR!
26 Kasım 2021 22:22

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ, DÜNÜ VE BUGÜNÜ (6)
17 Kasım 2021 22:22

KAVRAM KARGAŞASI İLE GERÇEKLERİ GİZLEYEMEZSİNİZ!
14 Kasım 2021 22:22

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ, DÜNÜ VE BUGÜNÜ (5)
11 Kasım 2021 22:22

KUTSAL DEVLET, ÜLKEYİ İYİ YÖNETEMEYENLERİN SIĞINDIĞI LİMANDIR!
07 Kasım 2021 22:22

KORKU TÜNELİNDEN YÜKSELEN KORKUTMA SESLERİ!
02 Kasım 2021 22:22

Dünya gençliği gelecekten endişeli!
25 Ekim 2021 22:22

ÜLKEYİ İYİ YÖNETEMEYEN İKTİDARIN BAŞVURACAĞI YÖNTEM BASKIDIR!
18 Ekim 2021 22:22

Tüm Yazılar